Popüler Yayınlar
-
Fransızların ünlü bir araştırma şirketine göre, Parisli kadınlar her şeyin doğal olanını tercih etme eğiliminde. Şehirli kadınlar bile p...
-
Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde, artık günlük hayatımızın bir parçası haline gelen telefon görüşmelerinde neler yapmalısınız ya da ...
-
Formda kalmak için iyi beslenmek ve spor yapmak şart. Egzersizden en iyi sonucu alabilmek ve kas yapımında hızlı yol katedebilmeniz için e...
-
Alışkanlıklarınızda ufak değişiklikler yaparak, 1 ay sonunda harika göğüslere sahip olabilirsiniz. İşte göğüs güzelliğiniz için uygulayabi...
Tüm vücut bakımı ürün fırsatları için tıklayın !
Meme kanseri tedavisinde yeni umut
Gönderen NetWork Grup Genel Sağlık, Kadın Sağlığı, Yaşam 06:37
Tümörü "dondurarak öldüren" yeni bir yöntemin, meme kanserinde ameliyatı gereksiz kılabileceği bildirildi.Daily Telegraph'ın haberine göre, bilim adamları, prostat kanserini tedavi için geliştirilen bir yöntemi, 13 hastada deneyerek meme kanseri tümörlerini yok etmeyi başardı.
Bayanları çok etkileyen 7 erkek tipi
Gönderen NetWork Grup Kadın Sağlığı, Ruh Sağlığı, Yaşam 05:39Kadınları Baştan Çıkaran 7 Erkek Tipi. Haber detayımıza bir göz atınız.
Neden bazı erkeklerin tüm bayanların ilgisini çektiğini düşündünüz mü? Bunu farkedince 'Tipi de yok ama.. Nasıl oluyor?' diye düşündünüz mü? İşte o erkeklerin yedi tipini ele alıyoruz.
1. Romantik çocuk
Klasik sevgiye inanır. Devamlı olarak sevgilisine çiçekler ve çikolatalar alır ve akşam yemeği sırasında da masada çeşitli renklerde mumlar vardır. Kız arkadaşını sık sık arayarak onu düşündüğünü söyler ve gözlerine bakarak ne hissettiğini anlatır.
Neden karşı konulamaz?
Bir kadın, takdir edilmek için sever ve romantik çocuk da bunu sık sık yapar. Esas oğlan, romantik hareketlerle kız arkadaşını düşündüğünü ona gösterir ve hissettirir. Buna karşılık kadında aynı şekilde karşılık verir.
2. Kendine güvenen çocuk
Bu tip, kendine aşırı güvenir. Topluluk içinde oldukça iddialıdır ve onu gördüğünüz zaman güç ve kontrol havası alırsınız. İlişkisindeyse, diğer erkekleri kıskanmaz ya da kız arkadaşının erkek arkadaşları ya da çalışma arkadaşlarını bir tehdit olarak görmez.
Neden çekici?
Kadınlar, kendine güvenen erkeklere ilgi duyar. Bunu iyi düşünün: Büyükseniz eğer, muhtemelen aynı şeyi düşüneceksinizdir. Kendine güvenen erkekler, sevgililerinden birşey yapmak için onay beklemez ve bu hareketleri, kendine güvenen tipleri daha da çekici kılar.
3. Sanatçı çocuk
Bu sanatçı tip hayatı anlık yaşar. Genelde, karşı cinse kur yapmak için yaratıcı tarafını kullanır. Örnek olarak ona bir şarkı yazar ya da onun için resim yapar.
Neden çekicidir?
Her kadın kendini özel ve yegane hissetmek ister. Onu, böyle hissettirmek için başka bir yol yoktur. Karşı cins, yaratıcı tipin yaratıcı aklı ve onu, sanatına uygulamasına ayar olur.
Karizmatik, asi, akıllı ve düşünceli çocuklar da kızların ilgisini çeker.
4. Yabancı çocuk
Uzak egzotik bir ülkeden gelir; Şirin bir aksanı ya da dünya için farklı görüşü vardır. Bağlı olduğu topluluğun gelenekleri ve günlük davranışları biraz acayip olabilir, ama her zaman eşsiz bir çekiciliği vardır. Ama unutmayın ki bu kategoriye girmek için bir yabancı olmak zorunda değilsiniz. Eğer çok yolculuk ediyorsanız ya da birden fazla yabancı diliniz varsa, herhangi bir şirin konuşan yabancı gibi siz de çekici olabilirsiniz.
Neden kızları çeker?
Karizma, karizma, karizma.. Bu tip hakkında karizma konusundan başka söz edilecek başka birşey yoktur: Fransızca bir kaç sözcükten daha cazibeli birşey yoktur. Eğer kadın dünyayı umursuyorsa bu tip onların ilgisini çekecektir. Farklı kültürden birisiyle çıkmak da her kız için fantastik birşeydir.
5. Canı ne isterse yapan tip
Bu tip, aklına esen yere gider. Esen rüzgara takılır.. Gittiği yer de çoğu zaman kaçık bir maceranın olduğu yerdir. Bir motorsiklet sürebilir, kız arkadaşını son dakikada aklına gelen bir gezinti için işe gitmeye bilir. Yani bu tip sonucunu düşünmeden hareket eder, hislerinin götürdüğü yerde kendini buluverir.
Neden mi ilgi çekici?
Her kadın bir parça asilik ister. Kız, erkek arkadaşının umursamaz tavrını sever ve bu hareketin onu da etkileyeceğini umar. Bu kötü çocuk ilişkiye gençlik katar ve kız, oğlanı evcilleştirmek için sever. Bunu yaparken de asla başarılı olmayacağını bilir.
6. Akıllı - esprili çocuk
Entellektüel konuşmaları körükler ve kız arkadaşının cevabını dikkatlice dinler. Kız arkadaşını ince mizah aklıyla güldürür ve laflarıyla politikayı daha ilginç kılar. Saatlar boyu kız arkadaşıyla sohbet eder ve asla sıkılmaz.
Neden kızlar bayılır buna?
Zaman ilerledikçe saçlarınız dökülebilir, cildiniz yumaşayabilir ama o kızın ilgisini üzerinizde tutarsanız, savaşın yarısını kazandınız demektir. İlişkiyi sürdüren en büyük etkenlerden birisi entellektüel kısımdır.
7. Düşünceli çocuk
Otomobilin kapısını kız arkadaşı için açar, sandalyesini çeker, akşam yemeğinin faturasını öder, ona tatlı alır, gece dışarı çıkarken onu evin kapısının önünden alır, onun ne hissettiğine karşı duyarlıdır ve eve gitmek istediğinde onu anlar.
Neden karşı koyulmaz: Şaşırdınız mı?
Bu düşünceli çocukların hiçbir zaman kızların ilgisini çektiğini düşünmezsiniz, ama şunu okuyun: kötü çocuk, kaba çocuk ve onu tekrar aramayan çocukla çıktıktan sonra dişi kişi önceliklerini tekrar değerlendirecektir. Bunu farketmesi için de biraz zaman geçecektir ama nihai olarak kızların çoğu kendine gelir ve uzun bir periyod için kendine çok güzel davranan bir çocuk ister.
Dikkat!
Listedeki karakter tiplerini fazla ciddiye almayın ve olmadığınız birisi gibi görünmeyi denemeyiniz.
Buradaki başarıya giden anahtar kadının listelenen tipleri neden sevdiğini ortaya çıkartmaktır. Biraz çabayla kendinizde de bayanların ilgisini çeken birşey bulacaksınız.
18 cilt sorununa cevaplar
Gönderen NetWork Grup güzellik, Kadın Sağlığı, yaş 05:24
18 bakım sorununun detaylı cevapları! Haberin ayrıntılarını ilgi ile takip edeceksiniz.
1. Cildimde elastikiyet kaybı hissediyorum neler yapabilirim?
Bozulan nem dengesi, hücre işlevlerinde zayıflama, ciltte zararlı maddelerin oluşumu cildin yaşlanmasına neden olur, cilt kurur, çizgiler meydana gelir, cilt esnekliğini kaybeder, cilt dokusu zayıflar, donuk bir görüntüye ve elastikiyet kaybına neden olur.
Cildin sıkılığını ve elastikiyetini arttıran bakım ürünleri kullanarak, cildinizin uzun süre esnek kalmasını sağlayabilirsiniz.
2. Tonik ya da losyonun cilt bakımındaki fonksiyonu nedir?
Cilt temizliğinin son, nemlendirmenin ise ilk aşamasında bulunmalıdır. İşlevi ise; cildi temizleme ürününden kalan artıklardan arındırmaktır. Sanıldığının aksine gözenekleri sıkıştırmaz; cildi dengeler.
3. Sabah ve akşam tek bir krem kullanabilir miyim?
Gece ve gündüz kremlerinin aynı anda kullanılması önerilmez. Ancak bu durum bazo krem formüllerine göre değişebilir. Gündüz kremlerinin güneş ışınlarına karşı koruma özelliği vardır. Ayrıca gün boyunca çevresel tüm dış etkenlerin cilde yapabileceği tahribatlara karşı korur. Gece bakım ürünleri ise, hücre yenilenmesini desteklemek için enerji verirken, nem dengesini sabah saatlerine kadar korurlar.
4. Neden temizleme ürünlerini göz makyajı temizlemek için kullanmak sakıncalıdır?
Bazı temizleme sütleri göz makyajını temizlemeye de uygun yapıda olabilir. Ancak cilt yapısıyla göz çevresinin yapısı birbirinden farklı olduğu için göz makyajı temizliğinde göz çevresi için özel olarak üretilen temizleyiciler kullanılmalıdır.
5. Farklı markalardan ürün kullanabilir miyim?
Evet, kullanabilirsiniz, yeter ki kullanacağınız ürün cilt tipinize uygun olsun.
6. Cildime sürdüğüm krem emilmiyor ve beni çok terletiyor!
ilk önce cildinize uygun bir ürün olup olmadığını iyi anlamak gerekir. İçerikleri ve kuvvetleri haricinde de yapıları da bizi bu konuda yönlendirebilir. Problemli ve yağlı ciltler jel, yağlı ve karma ciltler yağsız losyon, normal ve karma ciltler emulsion (fluid), kuru'ya dönük ciltler hafif yapıda kremler, çok kuru ciltler yoğun kremler kullanırlar.
7. Göz çevremde yağ butonları var, ne yapmalıyım?
Bu problemi kozmetik olarak çözmeden önce mutlaka kolestrol ile ilgili bir test yaptırmanız gerekir. Ama böyle bir endişeniz yok ise o zaman kullandığınız kremleri bir daha gözden geçirmeniz gerekebilir. Uçucu yağlar veya losyon veya jel şeklinde göz makyaj temizleyicileriyle makyajımızı temizlemeliyiz. Cilt bakımımıza ilk önce göz ürünlerimizi sürmeye başlayıp sonra cilt ürünlerimizi sürerek devam etmeliyiz. Kullandığımız cilt için nemlendiricimizi, serum ve gece kremimizi asla göz çevresine yaklaştırmamalıyız. Göz kremlerini kemik üzerinde göz çevresine sürmeli ve ihtiyacımız ile doğru oranlı göz kremi kullanmalıyız. Kremin %70 bölümünü kaz ayaklarına %30 bölümünü ise kaş altı ve gözaltına uygulamalıyız (göz ürünlerinin özel sürme tekniği de olabilir, satış danışmanı servis esnasında konu ile ilgili bilgi vermelidir). Şişlik, morluk, yeni başlayan nemsizlik çizgileri için jel yapısında göz ürünleri kullanmalıyız. Yağlı ve yoğun ürünlerden sakınırsak cilt bu butonları zaman içinde yok edecektir.
8. Cilt bakımında mutlaka serum kullanmalı mıyım?
Serumlar bakım ürünlerini tamamlayıcılarıdır. Bakım ürününden dönem dönem performans alamayabilirz, ürünü tamamen değiştireceğimize, serumlar ile destekleyerek, çok daha başarılı ve hızlı sonuçlar elde edebiliriz. 'Ayrılmaz ikili' adı altında ürünler de piyasada mevcuttur, yani bakım kremi ile birlikte mutlaka kullanılması gereken serum, birbirini tamamlayan formül içerdikleri için, ürünün performansını görebilmek adına hem serumu hem de bakım kremini kullanmanız gerekir.
9. Nemlendirici ile gündüz kremi arasındaki fark nedir?
Kuruluk ve nemsizlik farklı şeylerdir. Su ve yağın farklılığı gibi. Nemlendiriciler cildin susuzluğunu doyururlar, cilt eğer çok nemsiz ise günlük bakımı ile birlikte mutlaka nemlendirici kullanılmalı, gündüz kremi ise cildin yaşlanmaya sebebiyet veren faktörlerden yani bizler buna serbest radikaller diyoruz, cildi korur, gün içinde ihtiyacı olan enerjiyi yani besini verir, koruma filtresi varsa lekelenmeye karşı korur. Yaşlanmanın %25'i genetik, %75'i çevresel faktörlerdir. Ve cilt gündüz yaşlanır, gece onarılır. Yani gündüz koruyacağız, gece tedavi edeceğiz. Bunu asla unutmamalıyız.
10. Cilt neden yaşlanır?
Beyin hücreleri hariç, vücutta bulunan hücrelerin birçoğu sürekli yenilenir ve eski hücreler yerine bölünerek ve üreyerek ve metabolizma yardımıyla, yenileri konulur. Yaşlanma ise cildin hücre yenileme mekanizmasının düzenli çalışmaması nedeniyle oluşur. Cilt vücudun iç fonksiyonlarını yansıtmasının yanı sıra, dış uyarılara da tepki verir. UV ışınları ve kuru hava gibi dış uyarımlara uzun süre maruz kalmak, yaşlanma semptomlarına yansır. Bozulan nem dengesi, hücre fonksiyonlarında zayıflama, cilt yüzeyinde zararlı maddelerin üremesi cildin yaşlanmasının en önemli sebeplerindendir.
11. Cilt için nem neden gerekli?
Çevresel tehditler, iklim, hormonal değişiklikler modern yaşamın problemleridir ve cildin sürekli olarak kurumasına neden olurlar. Cildin içerdiği nem miktarı azaldığında, çevresel etkilerine karşı direnme kabiliyeti zayıflar ve böylece ciltte kuruma, düzensiz bir yapı ve yaşlanma belirtileri oluşur.
12. Çalışan bayanlar cilt bakımında farklı ürünlere ihtiyaç duyarlar mı?
Çalışan kişiler genellikle klimalı ve kapalı ortamlarda çok uzun zaman geçirirler, iş hayatının getirdiği stres, yoğun çalışma temposu düzeni etkileyebilir, beslenme ve uyku düzeni bozulabilir, dolayısıyla, cilt çok daha yoğun olarak dış etkenlere karşı maruz kalabilir. İşte bu yüzden çalışan bayanların cilt sağlığına çok daha dikkat etmeleri, günlük bakım olarak mutlaka koruma içeren ürünleri kullanmaları, cildin temizliğine ve beslenmesine önem vermeleri gerekmektedir.
13. Cildi sadece akşamları temizlemek yeterli mi?
Cilt uzmanları günde iki kez, cildin pH değerlerine uygun bir temizleyici ile cildin temizlenmesini tavsiye etmektedir. Gece boyunca oluşan sebum ve birikimleri sabah ciltten arındırmak, akşamları ise hem makyajı, hem de gün boyu cilt üzerinde biriken kir ve tozları temizlemek için cilt tipine uygun bir temizleyici kullanmak şarttır.
14. Göz bölgesi neden daha çabuk yaşlanır, ihtiyaçları nelerdir?
Göz çevresi cildin en hassas, en ince derisine sahip bölgedir, yüzün diğer kısımlarından 7 kat daha incedir, dış etkenlere aşırı duyarlı ve kırışıklıklara açık bir yapıdır, ayrıca en sık mimik yaptığımız bölgedir, günde yaklaşık 14.000 defa göz kırpma hareketi yaparız. Yaş belirtileri ilk olarak göz çevresinde kendisini gösterir. Gülme, kızgınlık, zararlı çevresel etkiler, makyaj ve makyaj temizleme işlemi nedeniyle de devamlı yıpranır. Çok ince olması nedeniyle alttaki kılcal damarlar, mor renkli halkalar ve torbalanmalar şeklinde görünebilir. Göz çevresi derisinde hiç yağ bezi olmaması nedeniyle doğal yağlanma yok denecek kadar azdır. Bu nedenle mutlaka bir nemlendirici kullanılmalıdır. Bu bölgeye özel, göz çevresi için geliştirilmiş ürünlerin düzenli olarak kullanılması gerekmektedir.
15. Erkek bakımı önemli midir?
Erkek cildinin de bakıma ihtiyacı vardır. Erkek cildi; kadın cildinden %30 daha kalındır. Testesteronun yüksek miktarda sebum üretmesiyle orantılı olarak daha yağlıdır. Kadınlara göre daha çok siyah nokta ve pürüz vardır. Daha genç yaşlanır, ama daha derin kırışıklıklar oluşur. Kadınlara göre göz çevreleri daha belirgindir. Tıraş olmak, korunmadan güneş ışınlarına maruz kalmak cildin susuz kalmasına ve tahriş olmasına neden olur.
16. Parfümün daha kalıcı olması nasıl sağlanır?
Yan ürünler olarak adlandırılan vücut losyonu, vücut kremi, duş jeli, deodorant gibi ürünleri kullanarak parfümün daha kalıcı olmasını sağlayabilirsiniz.
17. Neden parfümler her tende farklı kokar?
Parfümler alkol, bir dizi aromatik yağ ve sudan oluşmaktadır. Bu yağlar ciltle buluştuğunda her ten tipine göre farklı reaksiyon gösteriyor. Bir tende hafif diğer tende güçlü reaksiyonlar da farklı şekilde kokmalarına neden oluyor.
18. Parfümün en kalıcı olduğu bölgeler.
Kokunun kalıcılığını uzatan en ideal vücut bölgeleri arasında şakaklar, iki göğüs arası ve kol içleri öne çıkıyor. Vücudun bu belirtilen bölgeleri kan damarlarının cilde en yakın olduğu yerler, dolayısıyla buralarda ısı daha yüksek. Bu da kokunun bu bölgelerde mükemmel şekilde tende hapsedilmesini sağlıyor.
Etkili sonuç veren beş diyet tüyosu
Gönderen NetWork Grup Diyet zayıflama, Kadın Sağlığı, Yaşam 05:05
Bahar mevsimine çok az kaldı ve kışın alınan kilolardan kurtulma telaşı başlamak üzere.
Cosmopolitan dergisi, etkili sonuç veren beş diyet tüyosuyla bu konuda iddialı.
Pratik bir şekilde uygulanabilen, basit önerilerle fazla kilolarınızdan kolaylıkla kurtulabilirsiniz. Hem yiyecek alışverişinde, hem de yemek yeme alışkanlıklarınızda ufak birkaç noktayı değiştirmeniz yeterli. İşte, Cosmopolitan dergisinin zayıflama önerileri.
- Yiyeceklerinizi yanınızda taşıyın:
İstikrarlı bir şekilde kilo vermek istiyorsanız; öğle yemeğinizi ofise götürmeyi adet edinin. Bir araştırma, restoranda sipariş edilen yemeğin miktarının evde öğle yemeği için hazırlayıp yanınıza aldığınız yemeğin miktarından yüzde 60 daha fazla olduğunu gösteriyor.
- Yemekte sevgilinize öncelik tanıyın:
Araştırmalara göre kadınlar, sevgililerinin beslenme alışkanlıklarını farkında olmadan taklit etme eğiliminde. Bu da onların önceki diyetlerine göre çok daha fazla miktarlarda yemelerine sebep oluyor. Bu nedenle yemeğe çıktığınızda başta gelen soğuk mezeleri önce erkek arkadaşınızın tatmasını bekleyin. Sonra siz atıştırın. Bu sisteme alışırsanız yine eskisi gibi daha az miktarlarda yediğinizi göreceksiniz.
- Midenizi 'happy hour'a hazırlayın:
İş çıkışındaki 'happy hour' saatlerinde alınan bir içecek ya da alkol, kan şekeri değerlerinin aniden düşmesine sebep olabilir. Bu da beraberinde yüksek kalorili yiyecekleri atıştırma isteği getirir. Bu nedenle içki içmeden bir şeyler atıştırmaya çalışın. Bunu yapamıyorsanız eve gittikten sonra bir şeyler yiyeceğinizi düşünün ve sunulan sosis, pizza gibi yüksek kalorili yiyeceklerden uzak durun.
- Egzersiz sonrası ağır yemek yemeyin:
Spor yapanlar egzersiz süresince harcadıkları kalori değerlerini hesaplayıp bunun verdiği rahatlıkla egzersiz sonrası büyük porsiyonlarda yemek yeme eğilimindedirler. Egzersiz sonrası açlık hissederseniz krakerin üstüne süreceğiniz yer fıstığı ezmesi yiyebilirsiniz.
- Sağlıklı atıştırın:
Özellikle öğün aralarında sağlıklı atıştırmalar almak ve böylece uzun süre aç kalmanın önüne geçmek dengeli bir diyetin temelini oluşturuyor. Bunun için yanınızda kuruyemiş çeşitleri ve bir meyve taşıyın. Eğer bunu yapamıyorsanız evde ya da ofiste gözünüzün önünde olacak her yere bu atıştırmalıklardan bırakın. Unutmayın bunları görmek size öğün aralarında atıştırma saatinizin geldiğini hatırlatacaktır.
Cosmopolitan dergisi, etkili sonuç veren beş diyet tüyosuyla bu konuda iddialı.
Pratik bir şekilde uygulanabilen, basit önerilerle fazla kilolarınızdan kolaylıkla kurtulabilirsiniz. Hem yiyecek alışverişinde, hem de yemek yeme alışkanlıklarınızda ufak birkaç noktayı değiştirmeniz yeterli. İşte, Cosmopolitan dergisinin zayıflama önerileri.
- Yiyeceklerinizi yanınızda taşıyın:
İstikrarlı bir şekilde kilo vermek istiyorsanız; öğle yemeğinizi ofise götürmeyi adet edinin. Bir araştırma, restoranda sipariş edilen yemeğin miktarının evde öğle yemeği için hazırlayıp yanınıza aldığınız yemeğin miktarından yüzde 60 daha fazla olduğunu gösteriyor.
- Yemekte sevgilinize öncelik tanıyın:
Araştırmalara göre kadınlar, sevgililerinin beslenme alışkanlıklarını farkında olmadan taklit etme eğiliminde. Bu da onların önceki diyetlerine göre çok daha fazla miktarlarda yemelerine sebep oluyor. Bu nedenle yemeğe çıktığınızda başta gelen soğuk mezeleri önce erkek arkadaşınızın tatmasını bekleyin. Sonra siz atıştırın. Bu sisteme alışırsanız yine eskisi gibi daha az miktarlarda yediğinizi göreceksiniz.
- Midenizi 'happy hour'a hazırlayın:
İş çıkışındaki 'happy hour' saatlerinde alınan bir içecek ya da alkol, kan şekeri değerlerinin aniden düşmesine sebep olabilir. Bu da beraberinde yüksek kalorili yiyecekleri atıştırma isteği getirir. Bu nedenle içki içmeden bir şeyler atıştırmaya çalışın. Bunu yapamıyorsanız eve gittikten sonra bir şeyler yiyeceğinizi düşünün ve sunulan sosis, pizza gibi yüksek kalorili yiyeceklerden uzak durun.
- Egzersiz sonrası ağır yemek yemeyin:
Spor yapanlar egzersiz süresince harcadıkları kalori değerlerini hesaplayıp bunun verdiği rahatlıkla egzersiz sonrası büyük porsiyonlarda yemek yeme eğilimindedirler. Egzersiz sonrası açlık hissederseniz krakerin üstüne süreceğiniz yer fıstığı ezmesi yiyebilirsiniz.
- Sağlıklı atıştırın:
Özellikle öğün aralarında sağlıklı atıştırmalar almak ve böylece uzun süre aç kalmanın önüne geçmek dengeli bir diyetin temelini oluşturuyor. Bunun için yanınızda kuruyemiş çeşitleri ve bir meyve taşıyın. Eğer bunu yapamıyorsanız evde ya da ofiste gözünüzün önünde olacak her yere bu atıştırmalıklardan bırakın. Unutmayın bunları görmek size öğün aralarında atıştırma saatinizin geldiğini hatırlatacaktır.
Bir avuç fındık yersen iyi gelir
Gönderen NetWork Grup Erkek Sağlığı, Genel Sağlık, Kadın Sağlığı, Yaşam 04:49Bazı beslenme yanlışlarımız var, ısrarla yapıyoruz. Onlardan biri de 'kilo alırım' diye korkup kabuklu kuruyemişleri yeteri kadar tüketmemek.
Dünyanın en büyük fındık üreticilerinden biriyiz. Yeteri kadar ceviz, badem, yer fıstığı üretiyoruz. Ama gelişmiş ülkelerde "ilaç niyetine" yenilen bu besinleri biz hâlâ "abur cubur yiyecekler" sınıfına koymaktayız!
Oysa özellikle 90'lı yıllar sonrasında yapılan araştırmaları baz alarak fındık, ceviz, badem, yer fıstığı ve antepfıstığına hak ettikleri değeri vermek zorundayız. Nedeni şudur.
Araştırmalar bu yiyeceklerin kalp krizi geçirme ya da kalp hastalığına yakalanma ihtimalini azalttıklarını gösteriyor.
FDA NE YAPTI
Amerika'da yapılan çok büyük bir araştırmada (Lowa Kadın Sağlığı Araştırması), haftada birkaç kere makul miktarda kabuklu yemiş yiyenlerde kalp krizi ve kalp hastalığı riskinin neredeyse yüzde 50'lere yakın oranlarda düştüğünü gösteren verilere ulaşıldı.
Beş-altı yıl önce de Amerika'nın sağlık konusunda "astığı astık kestiği kestik" kurumu FDA (Amerikan Gıda ve ılaç Kurumu), gıda şirketlerinin ürün paketlerinin üzerine "doymuş yağ ve kolesterol oranı düşük bir beslenmede çoğu kabuklu yemişten günde 40 gram yemek kalp hastalığı riskini azaltabilir" ifadesini yazmasına izin verdi.
NEDEN TAVSİYE EDİYORUZ
Peki fındığın, cevizin, bademin, yer fıstığı ya da antepfıstığının bu mucizevi faydaları nereden kaynaklanıyor?
Sorunun yanıtı şu: Hepsinin de içinde bol miktarda posa, kolesterol düşürücü bitkisel sterol, folik asit, magnezyum, bitkisel Omega-3 yağları var. Bu bileşimler, özellikle içerdikleri doymamış yağlar nedeniyle kötü kolesterolü azaltma, iyi kolesterolü yükseltmede mükemmeller.
MİKTAR ÇOK ÖNEMLİ
Omega-3 yağları ile damar sağlığını güçlendiriyor, kalp ritim bozukluklarını önlüyor, kanı inceltip pıhtılaşma ihtimalini düşürüyorlar. Yapılarındaki arginin, damar duvarında daha fazla nitrik oksit üretilmesine ve bu yolla damarların gevşemesine, genişlemesine yardımcı oluyor.
Nitrik oksit ile sağlanan bu genişleme cinselliği destekliyor. Ayrıca kan basıncı da düşüyor. Koroner arterlerde kan akışı rahatlıyor. Yapılarındaki folik asit homosisteini düşürürken, potasyum kalbi güçlendiriyor.
Kafanızı daha fazla karıştırmak istemem ama bana sorarsanız bu yiyeceklerin 30-40 gramlık miktarları kolesterol düşürücü, tansiyon ayarlayıcı haplar kadar etkili.
Bu yiyeceklerden uzak durmanızın nedeni, onları birer kilo makinesi gibi görmenizdir. Bu durum yüksek kalorili besinler olmalarından kaynaklanıyor. Ortalamada her birinin 100 gramı yaklaşık 600 kalori civarında enerji kazandırıyor.
Avuç avuç yerseniz, kilo almanız doğal. Oysa 30-40 gram yediğinizde 150-200 kalori civarında bir kalori kazanımınız söz konusudur ve bu rakam ara öğünlerde almanızı tavsiye ettiğimiz rakama eşittir.
Ara öğünlerinizde cipsler, tuzlu veya şekerli bisküviler, fırın işi unlu, yağlı zararlı besinler ya da çikolata, dondurma yerine bu yiyecekleri tercih ederseniz, hem kilo sorunuyla karşılaşmaz hem de sağlığınıza ciddi bir yatırım yapmış olursunuz. Bizden söylemesi...
MÜKEMMEL ARA ÖĞÜN SEÇENEKLERİ
40 gr ceviz = 8 adet
40 gr fındık = 20 adet
40 gr badem = 20 adet
40 gr yer fıstığı = 20-25 adet
40 gr antepfıstığı (kabuksuz) = 20 adet
Ailevi Akdeniz Ateşi = FMF
Ailevi Akdeniz Ateşi, ataklar halinde gelen ateş ve karın ağrısı ile karakterizedir. Atak sırasında göğüs ağrısı veya eklem ağrısı da olabilir.
Ailevi Akdeniz Ateşi olan hastaların çoğunda ilk atak 20 yaşın altında görülür. Ataklar arasında bir hafta ila birkaç ay olabilir. Ateş 2 veya 3 gün sürer ve kendiliğinde düşer. Ataklar arasında hasta tamamen sağlıklıdır.
Tanı, genetik testler ile konulabilir. Ancak tanıyı klinik bulgulara dayalı olarak koymak daha pratiktir. Tanı koymadan önce karın ağrısı ve ateş yapabilecek diğer tanılar dışlanmalıdır.
Tedavide esas, atakların önlenmesidir. Bu amaçla kullanılan ilaç Kolşisin'dir. Atakları önlemek, uzun vadede hastalığa bağlı oluşabilecek ve özellikle böbrek hasarı yapabilen amiloidoz hastalığını önlemek için gereklidir.
Sakız cilde zarar verir mi?
Gönderen NetWork Grup Kadın Sağlığı, Yaşam 04:38
Uzmanlardan sakız çiğnemeyi seven kişilere üzecek bir açıklama.Amerikalı cilt uzmanı ve estetisyen Dr. Joel Schlessinger, sakız sevenlere üzecek bir açıklama yaptı.
Hamilelik için yapılması gerekenler
Gönderen NetWork Grup Erkek Sağlığı, Kadın Sağlığı, Yaşam 04:27Hamile kalmak için sevişirken bu kurallara dikkat ediniz
Kadınların herhangi bir ayda gebe kalma olasılıkları %20-25 arasındadır. Çiftler bilgi eksikliği nedeni ile yaptıkları bazı davranışlar yoluyla bu olasılığı azaltabilirler. Kısır olduklarını söyleyen bazı çiftlerde alınacak basit tedbirler ve uygulanacak çok kolay yöntemler ile hiçbir tedaviye gerek kalmadan gebelik elde edilebilir.
Cilt güzelliğindeki Limon etkisi
Gönderen NetWork Grup güzellik, Kadın Sağlığı, Yaşam 04:15• Limon, cildiniz için serinletici ve canlandırıcı bir etki verir. Altı adet limonu, kabukları ile birlikte halka şeklinde dilimleyin. Derin bir kaba soğuk su doldurun ve içine dilimlediğiniz limonları atın.
Selülitleri dert edinmeyin
Gönderen NetWork Grup güzellik, Kadın Sağlığı, Yaşam 03:46
Selüliti dert etmeyin çaresi var.
Başlangıçta kısa bir ısınma için zaman ayırmak iyi olacaktır. Kas yaralanmalarını önleyerek, eklemlerdeki bağ dokularının elastikleşmesine yardımcı olursunuz.
Serbest şekilde durun. Sırtınızı dik tutun. Ellerinizi dirseklerden yukarı kırarak, parmaklarınızı yumruk yapın. Bir ayağınızı kalçadan öne doğru fırlatın. Ayağınız gergin tutun. 5 dakikada bir bacaklarınızı değiştirerek hareketi tekrarlayın.
Yaptığınız çalışmalarda en çabuk sonuca ulaşacağınız bölge, karın kaslarıdır. Sırt üstü uzanın. Bacaklarınızı birleştirin. Bacaklarınızı dizlerden büküp karnınıza doğru çekin. Aynı anda başınızı öne doğru eğin. Omuzlarınız yerden yukarı doğru kalkacaktır. Bacaklarınızı yeniden geriye doğru uzatın. Bu harekette önemli olan, acele etmeden ve yavaş yapmaktır. Ayrıca gözleriniz karşıya doğru baksın. Çenenizi vücudunuza fazla yapıştırmamaya özen gösterin. Hareketi 10 kez 3 set şeklinde tekrarlayın.
Yere yan olarak uzanın. Sırtınız dik olsun. Kolunuzu dirsekten kırarak başınıza destek verin. İki bacağınızı birden olabildiğince kaldırmaya çalışın. Üstteki bacağınız havada asılı dururken, alttakini yavaşça indirin ve kaldırın. Öne veya arkaya kaymamaya dikkat edin. Hareketi 10 kere 3 set halinde tekrarlayın.
Ayakta durun. Bacaklarınızı bitiştirin. Bir bacağınızı arkaya doğru bükün. Dizleriniz aynı hizada olsun. Şimdi topuğunuzu mümkün olduğunca bacağınıza değdirmeye çalışın. Hareketi yavaş ve acele etmeden yapın. Bacağınızı tekrar eski haline getirin. Bu arada diğer bacağınız ne çok gergin, ne çok serbest durmalıdır. Hareketi 10 kere 3 set şeklinde tekrarlayın.
Yüz üstü uzanın. Kollarınızı alnınızın altında birleştirin. Omurganız düz dursun. İki bacağınızı birden yukarı doğru kaldırın. Düz ve gergin olmalarına dikkat edin. Kısa süre havada tutun ve indirin. Hareketi 10 kere 3 set halinde tekrarlayın.
Yere oturun. Omurganız dik dursun. Başınızla ileriye doğru bakın. Avuç içleriniz yerde, elleriniz poponuzun iki yanında olsun. Ayaklarınız gergin ve ayak parmaklarınız havaya bakıyor olsun. Şimdi bir bacağınızı yavaşça kaldırın ve indirin. 15 kez tekrarladıktan sonra bacak değiştirin. Bacaklarınızın mümkün olduğunca gergin olmasına önem verin.
Başlangıçta kısa bir ısınma için zaman ayırmak iyi olacaktır. Kas yaralanmalarını önleyerek, eklemlerdeki bağ dokularının elastikleşmesine yardımcı olursunuz.
Serbest şekilde durun. Sırtınızı dik tutun. Ellerinizi dirseklerden yukarı kırarak, parmaklarınızı yumruk yapın. Bir ayağınızı kalçadan öne doğru fırlatın. Ayağınız gergin tutun. 5 dakikada bir bacaklarınızı değiştirerek hareketi tekrarlayın.
Yaptığınız çalışmalarda en çabuk sonuca ulaşacağınız bölge, karın kaslarıdır. Sırt üstü uzanın. Bacaklarınızı birleştirin. Bacaklarınızı dizlerden büküp karnınıza doğru çekin. Aynı anda başınızı öne doğru eğin. Omuzlarınız yerden yukarı doğru kalkacaktır. Bacaklarınızı yeniden geriye doğru uzatın. Bu harekette önemli olan, acele etmeden ve yavaş yapmaktır. Ayrıca gözleriniz karşıya doğru baksın. Çenenizi vücudunuza fazla yapıştırmamaya özen gösterin. Hareketi 10 kez 3 set şeklinde tekrarlayın.
Yere yan olarak uzanın. Sırtınız dik olsun. Kolunuzu dirsekten kırarak başınıza destek verin. İki bacağınızı birden olabildiğince kaldırmaya çalışın. Üstteki bacağınız havada asılı dururken, alttakini yavaşça indirin ve kaldırın. Öne veya arkaya kaymamaya dikkat edin. Hareketi 10 kere 3 set halinde tekrarlayın.
Ayakta durun. Bacaklarınızı bitiştirin. Bir bacağınızı arkaya doğru bükün. Dizleriniz aynı hizada olsun. Şimdi topuğunuzu mümkün olduğunca bacağınıza değdirmeye çalışın. Hareketi yavaş ve acele etmeden yapın. Bacağınızı tekrar eski haline getirin. Bu arada diğer bacağınız ne çok gergin, ne çok serbest durmalıdır. Hareketi 10 kere 3 set şeklinde tekrarlayın.
Yüz üstü uzanın. Kollarınızı alnınızın altında birleştirin. Omurganız düz dursun. İki bacağınızı birden yukarı doğru kaldırın. Düz ve gergin olmalarına dikkat edin. Kısa süre havada tutun ve indirin. Hareketi 10 kere 3 set halinde tekrarlayın.
Yere oturun. Omurganız dik dursun. Başınızla ileriye doğru bakın. Avuç içleriniz yerde, elleriniz poponuzun iki yanında olsun. Ayaklarınız gergin ve ayak parmaklarınız havaya bakıyor olsun. Şimdi bir bacağınızı yavaşça kaldırın ve indirin. 15 kez tekrarladıktan sonra bacak değiştirin. Bacaklarınızın mümkün olduğunca gergin olmasına önem verin.
Fışkıran fazla yağlar sevimli mi?
Gönderen NetWork Grup Diyet zayıflama, Kadın Sağlığı, Yaşam 03:38
Kimilerine göre can simidi, kimilerine göre aşk yastığı ama ne olursa olsun erimeleri gerek
Gerçek şu ki, onlar aslında bel çevrenizde, pantolondan fışkıran fazla yağlar. Sevimli görünmelerini sağlayamazsınız, artık kurtulun yağlarınızdan!
Yan karın bölgesinde meydana gelen yağlanmalar herkesin olmasa da, birçok kişinin ortak problemi. Çünkü bu inatçı bölgenin çapını daraltmak pek kolay değil. Belki de bu nedenle sorununuza can simidi, aşk yastığı gibi sevimli isimler veriyor ve kabullenme yoluna gidiyorsunuz. Ama düşük bel modası oyununuzu biraz bozdu sanki... Herkesin can simidi gözler önüne serildi. Onlardan nasıl kurtulacağınıza gelecek olursak; uzmanlar, "biraz ondan biraz bundan" diyor...
Bölgesel zayıflama mümkün değil
Aşk yastıklarınız vücudunuzdaki yağlardan kurtulduğunuzda sizi terk edecek. Yani, 'sadece o bölgeyi eritmek' gibi sihirli bir formül yok. Bu nedenle, daha uzun bir zamana yayılan ve nihayetinde sağlıklı yaşamı hedefleyen bir çaba içine girmeniz gerekiyor. Bu çaba da hem kilo kontrolünü, hem egzersizi içeriyor.
Kilo kontrolü şart
En basitinden başlayalım. Kilo alıyorsanız, bu harcadığınızdan daha fazla kalori aldığınız anlamına geliyor. Bu kaloriler de yağ olarak vücudunuzda birikiyor. Yağlardan kurtulmak için, yediklerinizi gözden geçirmeniz ve bazılarını elimine etmeniz şart. Bunun için aç kalmanıza, açlık diyetleri yapmanıza gerek yok. Zaten uzmanlar da bu tip diyetlerin uzun vadede bir işe yaramadığı görüşünde birleşiyor.
Şekerli içecekleri, kurabiye, cips, çikolata barları gibi işlenmiş gıdaları, rafine unlu ürünleri, sağlıksız yağları mutfağınızdan temizleyerek işe başlayabilirsiniz. Bunların yerine et, balık, yumurta, bolca sebze, meyve ve tam tahıllı gıdaları tüketebilirsiniz. Bol bol su içmeyi de ihmal etmeyin. Unutmayın "diyet yapıyorum" yerine "sağlıklı yaşıyorum" derseniz her şey daha kolay olacak.
Kardiyo egzersizleri herkese lazım
Koşmak, yürümek, yüzmek, ip atlamak, bisiklet gibi kardiyo egzersizleri hem kilo vermenizi sağlar, hem de kardiyovasküler sisteminizi güçlendirir. Yani aşk yastıklarınızdan kurtulmak içn haftada birkaç seans kardiyo egzersizi yapmalısınız.
Kaslarınızı güçlendirin
Durumu, bilimsel detaylara girmeden şöyle özetleyebiliriz: Yağ ve kaslar pekiyi geçinemezler ve kaslar her zaman yağları döver! Bu nedenle haftalık planınızda kas dokularınızı güçlendirecek egzersizlere de yer verin. Tüm enerjinizi koşu bandında harcayacağınıza biraz da ağırlık aletlerine yönelin. Sayfalarımızda yer alan egzersizleri uygulayarak oblik kaslarını geliştirebilirsiniz. Bu bölgedeki kas dokusunu artırmak daha kısa zamanda sonuç almanızı sağlayacak.
YAN KARIN KASLARINI ŞEKLE SOKAN EGZERSİZLER
Yana köprü
Egzersize, matın üzerine yatıp, bacaklarınızı uzatarak başlayın. Yana dönün, kolunuzu dirsekten bükerek yere paralel olarak uzatın. Bacaklarınızı üst üste yerleştirin. Yerdeki kolunuzdan destek alarak gövdenizi yukarı kaldırın. Sadece ayaklarınız ve kolunuz yere değmeli. Vücudunuzu düz bir çizgi haline getirin ve pozisyonunu bozmadan ve karın kaslarınızı sıkarak 30-60 saniye durmaya çalışın. Sonra diğer elinizi yere koyarak bir de vücudunuzun diğer tarafıyla egzersizi tekrarlayın. Zamanla süreyi artırmaya çalışın.
Çaprazdaki ayağını yakala
Sırtınız dik bir şekilde yere oturun ve kollarınızla bacaklarınızı yanlara doğru açın. Elinizle çaprazındaki ayak parmaklarınıza dokunmaya çalışarak seri bir şekilde egzersizi tekrarlayın.
Dambılla yanlara eğilme
Elinize bir dambıl alın, kolunuzu yanda düz tutun. Diğer elinizi de belinize yerleştirin. Bacaklarınızı kalça hizasında açın. Dambılı tuttuğunuz yöne doğru, rahatça eğilebildiğiniz kadar esneyin. Doğrulup başlangıç pozisyonuna gelerek 30 kez tekrarlayın.
Bisiklet
Düz bir şekilde uzattığınız bacaklarınızı 10 santimetre kaldırın. Ellerinizi belinizin altına yerleştirin. Sol dizinizi bükerek sol omzunuza yaklaştırabildiğiniz kadar yaklaştırın. Bu noktada sol bacağınızı düz bir şekilde uzatıp esnetirken, sağ bacağınızı dizden bükerek sağ omzunuza yaklaştırın. Senkronize bir şekilde bisiklet sürer gibi, sol ve sağ bacağınızı çekip uzatarak egzersizi yapın. 30 kez tekrarlayın.
Obrik Crunch
Oblik crunch, özellikle yan sokmak isteyenler için çok uzanın ve sol bacağınızı bi üzerine koyun. Eller başını Belinizi yerde tutarak omu sağ dirseğinizi sol diz kapa çalışın. 12-16 kez tekrarlay; yöne doğru da yapın.
Tabak döndürme
Bir adet orta büyüklükte tabağa ihtiyacınız var. Tabak yerine ağırlık topu da kullanabilirsiniz. Yere oturun ve tabağı önünüzde, karnınızın hizasında tutun. Üst bedeninizi hafifçe geriye doğru yatırın. Bu sırada omuzlar açık, sırt dik olmalı. Tabağı bir yanınızdan diğer yanınıza döndürerek yere dokundurun. Egzersizi 12-16 kez tekrarlayın.
Bacak çırpma
Karın bölgenizi forma sokmak için sırtınızı da güçlendirmelisiniz. Egzersize yüzükoyun yatarak başlayın. Başınızı hafifçe yerden kaldırın. Kollarınızı yanlara uzatabilir ya da dirseklerinizden bükerek yere koyabilirsiniz. Dizlerinizi ve ayaklarınızı yerden kaldırın ve yüzer gibi yukarı aşağı çırpın. Egzersizi 20 saniye boyunca tekrarlayın. 20 saniye dinlenerek bir 20 saniye daha uygulayın.
Bel ağrısı çeken birisi neler yapmamalıdır?
Gönderen NetWork Grup Erkek Sağlığı, Genel Sağlık, Yaşam 06:14
Her insan hayatının herhangi bir döneminde mutlak surette bir kere olsun bel ya da boyun ağrısı çekmektedir.
Bunun nedeni öncelikle mekanik bel ağrısı ya da boyun ağrısı dediğimiz olaydır. Hatta görülen bel ve boyun ağrılarının yaklaşık olarak yüzde 98'i mekanik bel ve boyun ağrıları olur.
Siz de masa başında çalışıyor ve akşam eve gittiğinizde beliniz ve boynunuzun ağrısından duramıyorsanız sorununuz sandığınız kadar hafife alınacak bir durum değildir.
Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Memorial Hastanesi Nöroşirurji Bölümü'nden Op. Dr. Metin Güler, bel ve boyun ağrıları hakkında bilgiler verdi.
Sürekli bel ağrısı varsa hangi hastalıklardan şüphelenmek gerekir?
Mekanik bel ve boyun ağrısı omurganın yani boynun ve belin omurgasını tutan kasların tutulmasına bağlı olan, kişinin mesleği, yaşam tarzı, hayata bakışı gibi nedenlerden ya da cereyan, rüzgar, klima gibi maruz kaldığı dış etkenlerden olan ağrılardır. Bu ağrılardan dolayı kasların tutulup gerilip çekmesi sonucu omurganın C yapısını bozmasından dolayı ağrı çeker. Bu daha çok mekanik bel ağrısıdır. Sürekli bel ve boyun ağrısı çeken insanların mekanik mi yoksa gerçekten bir sinirin basısına bağlı olan ağrı olup olmadığını araştırmak gerekir. Teknolojiden yararlanarak bunu tespit etmek mümkündür. Eğer hastada ikinci bir ağrı şekli olan radyoklopati varsa bu çok önemlidir. O zaman tedavi edilmesi şarttır. Tedavi edilmediği zaman ciddi sorunlar yaratır. Sürekli ağrıları olan bir insanda muayene çok önemlidir.
En sık görülen ağrı nedenleri:
1- Mekanik ağrılar
2- Radyoklopati (fıtıklara bağlı olana ağrılar),
3- Tümör gibi nedenlere bağlı ağrılar,
4- Travmaya bağlı ağrılar
Bel ağrısını azaltmanın 5 yolu
Oturan insanlardaki bu rahatsızlıkları azaltmak için ne yapılmalı?
İnsan vücudunda omurga dümdüz değildir. Dümdüz olsaydı zaten yürüdüğümüzde bütün o yürüyüşü beynimizde hissederdik ve yürüyemezdik. Omurgaya yandan bakıldığı zaman S şeklindedir yılan kavisidir. Yani boyun C şeklindedir sırt ters C şeklindedir bel tekrar C şeklindedir. Şimdi farkındaysanız yeni büro koltuklarında beli korumak için bir kavis var. Yandan çevirdiğiniz zaman belinizin o çukurunu dolduran düzenekler var. Bunlar kronik bel ağrısını engellemek için geliştirilmiştir. Kişi çok oturan bir meslek grubuna sahipse;
1-Bir saat oturduksan sonra 10 dakika kalkıp dolaşmalı değişik hareketler yapmalıdır.
2-Duruş oturuş bozukluklarına dikkat edilmesi gerekir.
3-Bulunduğu ortamdaki hava koşullarına dikkat etmesi gerekir. Cereyan, klima gibi etkenlere maruz kalınmamalıdır.
4-Bilgisayar başındaki kişiler kalın mouse-pad kullanmalı dirseğini dayamadan dirsek dışarıda kalacak şekilde mouse kullanması gerekir.
5-Saatlerce bilgisayara bakmaması gerekir. Çünkü insan gözü bilgisayara baktığı zaman normal görüyorken bunu kamerayla bu kaydı yaptığınızda çeşitli dalgaları göreceksiniz. Bu gözlerin kasını da yorar. Görme bozukluklarına yol açar. Bilgisayarın radyasyon açısından da insan vücudun zararı vardır. O yüzden bilgisayardan mümkün olduğunca kaçmak gerekiyor.
Oturuş pozisyonuna dikkat!
Bel ağrısı çeken birisi neler yapmamalıdır?
Ağrıları azsa öncelikle kişinin duruşuna, oturuş bozukluklarına dikkat etmesi gerekir. Ancak bu ağrı sıklığı artıyorsa ve ilerliyorsa bir beyin cerrahı ya da bir fizik tedavi uzmanına giderek muayene olması, kabinde de MR, tomografi ya da herhangi bir görüntüleme yönteminden yararlanılarak ağrının nedeninin tespit edilmesi gerekir.
Ağır kaldırma bel ya da boyun ağrısını artıran nedenlerin başında yer almaktadır. Ancak duruş-oturuş bozuklukları da bel- boyun ağrılarının daha fazla görülmesine neden olmaktadır. Bir hamalla bir bankacıyı kıyaslandığında bir bankacının daha çok bel ve boyun ağrısı çektiği gözlemlenmektedir.
Masaj yaptırmak bel ağrısı için yararlı mıdır?
Ağrı, kasın gerilme ve tutulumuna bağlı bir ağrıysa masaj, kasları kısmen de olsa gevşeteceği için yararlı olabilir. Tabi masajın bir fizyoterapist tarafından yapılması gerekmektedir. Aksi taktirde bilinçsiz bir şekilde yapılan masaj çok daha ciddi sorunlara neden olabilmektedir.
Hangi egzersizleri yapmak gerekir?
Bel ve boyun ağrıları için en güzel egzersiz yüzmedir. Eğer bir kişi bel ve boyun ağrısı çekiyorsa kasının gerginliğini azalttıktan sonra kasın gerilmesine bağlı olarak zaten ağrı ön plana çıkar. Çünkü ağrı bir alarm yöntemidir. Vücutta bir sorun olduğunda kas gerildiği zaman ya da tutulduğunda vücut alarm çalar. Ağrı aslında bir uyarıdır. Ağrı olduğunda ağrı kesici alınır ve evin alarmı kapatılmış, hırsıza evin kapısı açılmış olur. Hırsıza evi açınca sorun aslında kesilir gibi gözükür, ancak sorun devam ediyordur. Tam tersi olay içeride büyüyordur.
Yüzme imkanı olmayanlar için?
Yüzme imkanı olmayanlar için fizik tedavicilerin güzel egzersizleri var. Bel ve boyun egzersizleri farklıdır tabi ki. Egzersizler, şekiller, şemalar şeklinde verilir. Masa başında bile yapılabilen çok basit güzel egzersizler var. Bunlar günde yaklaşık olarak 30-40 kere rutin halde yapıldığı zaman bel ya da boyun ağrıları için çok faydalı olur. Ama yine de en güzel egzersiz yüzmedir.
Masa başında çalışan biri bel ağrısına karşı hangi önlemleri almalıdır?
Masa başında oturmak kadar kötü bir şey yoktur. Çünkü sorun şu; yine bir bankacıdan örnek verecek olursak, 8 saat boyunca masa başında çalışıyorsa, bulunduğu ortamda hep aynı pozisyonda kaldığı için çok çalışan kaslar yorulup tutulmaya maruz kalır. Hele bir de ortamda klima varsa ya da arkasında bir cam açıksa, kasların tutulması daha da hızlanır. Bu durumun oluşmasını engellemek için, masa başında çalışan bir insanın bir saat oturduktan sonra en az bir on dakika kalkıp yürümesi ve değişik vücut hareketleri yaparak kaslarını çalıştırması gereklidir. Kalkıp gerilmesi masa arkadaşının yanına gidip dosya göstermesi tuvalete gitmesi ya da yerinden kalkıp o hareketsiz durmaması başka kasları çalıştırması önemlidir. Bunun dışında fizyoterapistlerin ya da fizik tedavi uzmanlarının vereceği masa başında yapılabilecek bazı egzersizler de vardır. Üstelik bu egzersizler kişinin günlük iş performansını engelleyecek egzersizler değildir. Çalışırken bilgisayar başındayken ya da bir yazı yazarken bile yapabileceği basit egzersizlerdir.
Ne zaman bel fıtığından şüphelenmek gerekir?
Gerçek anlamda hastaların yüzde 2'sinde bel fıtığı vardır. Bel fıtığı, sinire olan basının ağrısıdır. Hangi seviyede bir bası varsa o sinirin basısına ait bacakta ya da ayaklarda sorunlar çıkacaktır. Bu durumda ağrı, uyuşma ya da kireçlenme olabilir. O sinir aynı zamanda kablodur. İletim kopacağından ya da azalacağından sinirin hedefi olan kas çalışmayacağı ya da az çalışacağı için o kasın bir nevi felcine doğru gitmesi durumudur.
Krampları da katabilir miyiz?
Krampları her zaman katamayabiliriz. Çünkü kramp kasın yorgunluğudur. Kası çok yorduğunuz zaman da kramp olabilir. Bu bir tutulum değildir. O kasın yorgunluğu laktik asit birikimine bağlı bir ağrısıdır. Kası dinlendirdiğimiz zaman geçiyorsa bu kramptır. Kramp, magnezyum eksikliğinden, bazı hastalıklardan, metabolik ya da elektronik bozukluğundan da olabilir.
Refleks kaybında ameliyat şart
Bel fıtığı için tek çare ameliyat mıdır?
Değildir tabi ki. Bel ağrısı çekenlerde fıtık oranı yüzde 2'dir. Bu yüzde 2'lik oranın yüzde 1'inin ameliyat olma ihtimali vardır. Her fıtık olanın ameliyatla düzeleceği tamamen yanlış bir bilgidir.
Kesin ameliyatı gerektiren durumlar:
1-Bel fıtığı hastalarında herhangi bir tedaviye rağmen hiçbir şekilde kişinin ağrısının geçmemesi.
2-Kişide o sinirin tutulumuna bağlı kasın görevini yapmaması yani o sinirin felç olması.
3- Refleks kaybı. Kişideki o sinir refleksini kaybettiği zaman biz bunu muayenede tespit edebiliriz refleks kaybı felce gitmenin bir belirtisidir
4-İdrar kaçırma en büyük problemlerden birisidir. Çünkü idrar kaçırma ya da cinsel fonksiyonlarda azalma olduğu zaman o artık son duraktır bu durumda ameliyat yapılabilir. Zaten cinsel fonksiyon azalması, idrar kaybı başladığı zaman ameliyat yapsanız bile çok geç kalınmış olabilir. Cinsel fonksiyonların azalması tamamen sakrar sinirler dediğimiz köklere vuran sinerolon basıdan kaynaklanıyor. İdrar kaçırma da öyledir.
Ağrı kesiciler bel ağrısına faydası olur mu?
Elbette geçici olarak faydası olur. Kişi çok ağrı çekiyorsa yapılan tedavilerin bir kısmında ağrı kesiciler geçici olarak kişinin hayat konforunu düzeltmek için gereklidir. Fakat sürekli ağrı kesici kullanmak vücudun savunma, dolayısıyla ikaz belirtisi olan ağrı alarmını kapatmak anlamına gelir. Kanda ağrı kesici olduğu sürece kişi ağrı hissetmediği için belinde sorunu yokmuş, sanki tedavi olmuş gibi hisseder. Ağrı kesiciler sürekli kullanıldığı zaman alarmı kapattığı için sorunun büyümesine yol açar. İlk zamanlar kişinin konforunu sağlamak için verilebilir ancak sürekli olarak ağrı kesiciyle müdahale etmemek gerekir. Bel ağrısında da fıtıkta da kişinin ağrısını kesmek için ağrı kesicilere çok fazla yönelmemek gerekir.
Ağrı kesicileri fizik tedaviyle önerir misiniz?
Elbette. Geçici dönem için önerilir ama tedavi bittikten sonra onu da kesmek gerekir.
Spor yapmak bel ağrısının artmasına neden olur mu? Hangi sporları yapmak gerekir? Hangi meslek gruplarında bel ağrısı daha fazla görülür?
Spor yapmak bel ağrısına neden olur. Ağır yapılan sporlar halter kaldırma ya da spor merkezlerinde mekanik aletlerle yapılan özellikle dik pozisyondaki oturur ya da ayaktayken yapılan ağırlık kaldırma sporları bel ağrısını ciddi anlamda artırıp fıtığa bile yol açabilir. En güzel örneklerinden birisi mekiktir. Mekik bel fıtığını artıran en büyük nedenlerden biridir. Yükü bir omurgaya bindirip iki omur arasındaki disk dediğimiz kıkırdağı ezecek sporlardan kaçmamız gerekir. Oturur pozisyonda ya da ayaktayken ağırlık kaldırma sürekli kronik olarak ağırlık kaldırma sorunu artıracaktır. Ağırlık kaldırma ile yapılan sporlar, spor salonlarında klimalı bir ortamda yapılırsa daha tehlikeli olur. Bazı sporlar da yararlıdır. Eğer bir kişi yüzerse ve rutin yüzerse bu bel boyun omurga için veya sırt omurgası için son derece faydalı bir spordur. Kişinin ağrı çekmesini engeller ve kaslarının güçlenmesini sağlayarak fıtık riskini bile engelleyebilir. Bazı sporlar çok faydalı bazı sporlar zararlıdır bazılarının da bel ve sırt ağrısı için faydası yok denecek kadar azdır. Mesela yürüyüşün bel için bir faydası yoktur. Genel anlamda vücuda elbette bir faydası vardır. Bir dinamizm kazandırır. Bel, boyun ve için omurga için faydalı olan spor yüzmedir, zarar verenler ise omurda ağırlık yaratan ya da mekik tarzı sporlardır.
Günümüzde iş hayatında ofis ortamları çoğaldı. Kişiler artık bulundukları yerlerde oturarak mesleklerini icra ediyorlar, hatta ofislerini evlerine taşıyorlar. Bel ve sırt ağrılarına sebep olan en büyük etkenlerden biri bilgisayardır. Çünkü saatler boyunca bilgisayar başında oturmak ve yanlış oturmak zaman içinde omurgaya binen yükü artırır. Vücudunun ağırlığıyla kişide bel-boyun ağrısı şikayetleri ortaya çıkmaya başlıyor. Bu da bir süre sonra kronik bir süreç haline geliyor. Günümüz koşullarında çok etkili olan stres de bu kasları özellikle boyun kaslarını etkileyip kasılmayı daha çok artırır. Klimalı yerde çalışan, rüzgara ve cereyana maruz kalan; bankacı, doktor, hemşire gibi meslek gruplarında maalesef çok sık bel ve boyun ağrısı çeşitleri şikayetleri artık görülüyor.
Bunun nedeni öncelikle mekanik bel ağrısı ya da boyun ağrısı dediğimiz olaydır. Hatta görülen bel ve boyun ağrılarının yaklaşık olarak yüzde 98'i mekanik bel ve boyun ağrıları olur.
Siz de masa başında çalışıyor ve akşam eve gittiğinizde beliniz ve boynunuzun ağrısından duramıyorsanız sorununuz sandığınız kadar hafife alınacak bir durum değildir.
Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Memorial Hastanesi Nöroşirurji Bölümü'nden Op. Dr. Metin Güler, bel ve boyun ağrıları hakkında bilgiler verdi.
Sürekli bel ağrısı varsa hangi hastalıklardan şüphelenmek gerekir?
Mekanik bel ve boyun ağrısı omurganın yani boynun ve belin omurgasını tutan kasların tutulmasına bağlı olan, kişinin mesleği, yaşam tarzı, hayata bakışı gibi nedenlerden ya da cereyan, rüzgar, klima gibi maruz kaldığı dış etkenlerden olan ağrılardır. Bu ağrılardan dolayı kasların tutulup gerilip çekmesi sonucu omurganın C yapısını bozmasından dolayı ağrı çeker. Bu daha çok mekanik bel ağrısıdır. Sürekli bel ve boyun ağrısı çeken insanların mekanik mi yoksa gerçekten bir sinirin basısına bağlı olan ağrı olup olmadığını araştırmak gerekir. Teknolojiden yararlanarak bunu tespit etmek mümkündür. Eğer hastada ikinci bir ağrı şekli olan radyoklopati varsa bu çok önemlidir. O zaman tedavi edilmesi şarttır. Tedavi edilmediği zaman ciddi sorunlar yaratır. Sürekli ağrıları olan bir insanda muayene çok önemlidir.
En sık görülen ağrı nedenleri:
1- Mekanik ağrılar
2- Radyoklopati (fıtıklara bağlı olana ağrılar),
3- Tümör gibi nedenlere bağlı ağrılar,
4- Travmaya bağlı ağrılar
Bel ağrısını azaltmanın 5 yolu
Oturan insanlardaki bu rahatsızlıkları azaltmak için ne yapılmalı?
İnsan vücudunda omurga dümdüz değildir. Dümdüz olsaydı zaten yürüdüğümüzde bütün o yürüyüşü beynimizde hissederdik ve yürüyemezdik. Omurgaya yandan bakıldığı zaman S şeklindedir yılan kavisidir. Yani boyun C şeklindedir sırt ters C şeklindedir bel tekrar C şeklindedir. Şimdi farkındaysanız yeni büro koltuklarında beli korumak için bir kavis var. Yandan çevirdiğiniz zaman belinizin o çukurunu dolduran düzenekler var. Bunlar kronik bel ağrısını engellemek için geliştirilmiştir. Kişi çok oturan bir meslek grubuna sahipse;
1-Bir saat oturduksan sonra 10 dakika kalkıp dolaşmalı değişik hareketler yapmalıdır.
2-Duruş oturuş bozukluklarına dikkat edilmesi gerekir.
3-Bulunduğu ortamdaki hava koşullarına dikkat etmesi gerekir. Cereyan, klima gibi etkenlere maruz kalınmamalıdır.
4-Bilgisayar başındaki kişiler kalın mouse-pad kullanmalı dirseğini dayamadan dirsek dışarıda kalacak şekilde mouse kullanması gerekir.
5-Saatlerce bilgisayara bakmaması gerekir. Çünkü insan gözü bilgisayara baktığı zaman normal görüyorken bunu kamerayla bu kaydı yaptığınızda çeşitli dalgaları göreceksiniz. Bu gözlerin kasını da yorar. Görme bozukluklarına yol açar. Bilgisayarın radyasyon açısından da insan vücudun zararı vardır. O yüzden bilgisayardan mümkün olduğunca kaçmak gerekiyor.
Oturuş pozisyonuna dikkat!
Bel ağrısı çeken birisi neler yapmamalıdır?
Ağrıları azsa öncelikle kişinin duruşuna, oturuş bozukluklarına dikkat etmesi gerekir. Ancak bu ağrı sıklığı artıyorsa ve ilerliyorsa bir beyin cerrahı ya da bir fizik tedavi uzmanına giderek muayene olması, kabinde de MR, tomografi ya da herhangi bir görüntüleme yönteminden yararlanılarak ağrının nedeninin tespit edilmesi gerekir.
Ağır kaldırma bel ya da boyun ağrısını artıran nedenlerin başında yer almaktadır. Ancak duruş-oturuş bozuklukları da bel- boyun ağrılarının daha fazla görülmesine neden olmaktadır. Bir hamalla bir bankacıyı kıyaslandığında bir bankacının daha çok bel ve boyun ağrısı çektiği gözlemlenmektedir.
Masaj yaptırmak bel ağrısı için yararlı mıdır?
Ağrı, kasın gerilme ve tutulumuna bağlı bir ağrıysa masaj, kasları kısmen de olsa gevşeteceği için yararlı olabilir. Tabi masajın bir fizyoterapist tarafından yapılması gerekmektedir. Aksi taktirde bilinçsiz bir şekilde yapılan masaj çok daha ciddi sorunlara neden olabilmektedir.
Hangi egzersizleri yapmak gerekir?
Bel ve boyun ağrıları için en güzel egzersiz yüzmedir. Eğer bir kişi bel ve boyun ağrısı çekiyorsa kasının gerginliğini azalttıktan sonra kasın gerilmesine bağlı olarak zaten ağrı ön plana çıkar. Çünkü ağrı bir alarm yöntemidir. Vücutta bir sorun olduğunda kas gerildiği zaman ya da tutulduğunda vücut alarm çalar. Ağrı aslında bir uyarıdır. Ağrı olduğunda ağrı kesici alınır ve evin alarmı kapatılmış, hırsıza evin kapısı açılmış olur. Hırsıza evi açınca sorun aslında kesilir gibi gözükür, ancak sorun devam ediyordur. Tam tersi olay içeride büyüyordur.
Yüzme imkanı olmayanlar için?
Yüzme imkanı olmayanlar için fizik tedavicilerin güzel egzersizleri var. Bel ve boyun egzersizleri farklıdır tabi ki. Egzersizler, şekiller, şemalar şeklinde verilir. Masa başında bile yapılabilen çok basit güzel egzersizler var. Bunlar günde yaklaşık olarak 30-40 kere rutin halde yapıldığı zaman bel ya da boyun ağrıları için çok faydalı olur. Ama yine de en güzel egzersiz yüzmedir.
Masa başında çalışan biri bel ağrısına karşı hangi önlemleri almalıdır?
Masa başında oturmak kadar kötü bir şey yoktur. Çünkü sorun şu; yine bir bankacıdan örnek verecek olursak, 8 saat boyunca masa başında çalışıyorsa, bulunduğu ortamda hep aynı pozisyonda kaldığı için çok çalışan kaslar yorulup tutulmaya maruz kalır. Hele bir de ortamda klima varsa ya da arkasında bir cam açıksa, kasların tutulması daha da hızlanır. Bu durumun oluşmasını engellemek için, masa başında çalışan bir insanın bir saat oturduktan sonra en az bir on dakika kalkıp yürümesi ve değişik vücut hareketleri yaparak kaslarını çalıştırması gereklidir. Kalkıp gerilmesi masa arkadaşının yanına gidip dosya göstermesi tuvalete gitmesi ya da yerinden kalkıp o hareketsiz durmaması başka kasları çalıştırması önemlidir. Bunun dışında fizyoterapistlerin ya da fizik tedavi uzmanlarının vereceği masa başında yapılabilecek bazı egzersizler de vardır. Üstelik bu egzersizler kişinin günlük iş performansını engelleyecek egzersizler değildir. Çalışırken bilgisayar başındayken ya da bir yazı yazarken bile yapabileceği basit egzersizlerdir.
Ne zaman bel fıtığından şüphelenmek gerekir?
Gerçek anlamda hastaların yüzde 2'sinde bel fıtığı vardır. Bel fıtığı, sinire olan basının ağrısıdır. Hangi seviyede bir bası varsa o sinirin basısına ait bacakta ya da ayaklarda sorunlar çıkacaktır. Bu durumda ağrı, uyuşma ya da kireçlenme olabilir. O sinir aynı zamanda kablodur. İletim kopacağından ya da azalacağından sinirin hedefi olan kas çalışmayacağı ya da az çalışacağı için o kasın bir nevi felcine doğru gitmesi durumudur.
Krampları da katabilir miyiz?
Krampları her zaman katamayabiliriz. Çünkü kramp kasın yorgunluğudur. Kası çok yorduğunuz zaman da kramp olabilir. Bu bir tutulum değildir. O kasın yorgunluğu laktik asit birikimine bağlı bir ağrısıdır. Kası dinlendirdiğimiz zaman geçiyorsa bu kramptır. Kramp, magnezyum eksikliğinden, bazı hastalıklardan, metabolik ya da elektronik bozukluğundan da olabilir.
Refleks kaybında ameliyat şart
Bel fıtığı için tek çare ameliyat mıdır?
Değildir tabi ki. Bel ağrısı çekenlerde fıtık oranı yüzde 2'dir. Bu yüzde 2'lik oranın yüzde 1'inin ameliyat olma ihtimali vardır. Her fıtık olanın ameliyatla düzeleceği tamamen yanlış bir bilgidir.
Kesin ameliyatı gerektiren durumlar:
1-Bel fıtığı hastalarında herhangi bir tedaviye rağmen hiçbir şekilde kişinin ağrısının geçmemesi.
2-Kişide o sinirin tutulumuna bağlı kasın görevini yapmaması yani o sinirin felç olması.
3- Refleks kaybı. Kişideki o sinir refleksini kaybettiği zaman biz bunu muayenede tespit edebiliriz refleks kaybı felce gitmenin bir belirtisidir
4-İdrar kaçırma en büyük problemlerden birisidir. Çünkü idrar kaçırma ya da cinsel fonksiyonlarda azalma olduğu zaman o artık son duraktır bu durumda ameliyat yapılabilir. Zaten cinsel fonksiyon azalması, idrar kaybı başladığı zaman ameliyat yapsanız bile çok geç kalınmış olabilir. Cinsel fonksiyonların azalması tamamen sakrar sinirler dediğimiz köklere vuran sinerolon basıdan kaynaklanıyor. İdrar kaçırma da öyledir.
Ağrı kesiciler bel ağrısına faydası olur mu?
Elbette geçici olarak faydası olur. Kişi çok ağrı çekiyorsa yapılan tedavilerin bir kısmında ağrı kesiciler geçici olarak kişinin hayat konforunu düzeltmek için gereklidir. Fakat sürekli ağrı kesici kullanmak vücudun savunma, dolayısıyla ikaz belirtisi olan ağrı alarmını kapatmak anlamına gelir. Kanda ağrı kesici olduğu sürece kişi ağrı hissetmediği için belinde sorunu yokmuş, sanki tedavi olmuş gibi hisseder. Ağrı kesiciler sürekli kullanıldığı zaman alarmı kapattığı için sorunun büyümesine yol açar. İlk zamanlar kişinin konforunu sağlamak için verilebilir ancak sürekli olarak ağrı kesiciyle müdahale etmemek gerekir. Bel ağrısında da fıtıkta da kişinin ağrısını kesmek için ağrı kesicilere çok fazla yönelmemek gerekir.
Ağrı kesicileri fizik tedaviyle önerir misiniz?
Elbette. Geçici dönem için önerilir ama tedavi bittikten sonra onu da kesmek gerekir.
Spor yapmak bel ağrısının artmasına neden olur mu? Hangi sporları yapmak gerekir? Hangi meslek gruplarında bel ağrısı daha fazla görülür?
Spor yapmak bel ağrısına neden olur. Ağır yapılan sporlar halter kaldırma ya da spor merkezlerinde mekanik aletlerle yapılan özellikle dik pozisyondaki oturur ya da ayaktayken yapılan ağırlık kaldırma sporları bel ağrısını ciddi anlamda artırıp fıtığa bile yol açabilir. En güzel örneklerinden birisi mekiktir. Mekik bel fıtığını artıran en büyük nedenlerden biridir. Yükü bir omurgaya bindirip iki omur arasındaki disk dediğimiz kıkırdağı ezecek sporlardan kaçmamız gerekir. Oturur pozisyonda ya da ayaktayken ağırlık kaldırma sürekli kronik olarak ağırlık kaldırma sorunu artıracaktır. Ağırlık kaldırma ile yapılan sporlar, spor salonlarında klimalı bir ortamda yapılırsa daha tehlikeli olur. Bazı sporlar da yararlıdır. Eğer bir kişi yüzerse ve rutin yüzerse bu bel boyun omurga için veya sırt omurgası için son derece faydalı bir spordur. Kişinin ağrı çekmesini engeller ve kaslarının güçlenmesini sağlayarak fıtık riskini bile engelleyebilir. Bazı sporlar çok faydalı bazı sporlar zararlıdır bazılarının da bel ve sırt ağrısı için faydası yok denecek kadar azdır. Mesela yürüyüşün bel için bir faydası yoktur. Genel anlamda vücuda elbette bir faydası vardır. Bir dinamizm kazandırır. Bel, boyun ve için omurga için faydalı olan spor yüzmedir, zarar verenler ise omurda ağırlık yaratan ya da mekik tarzı sporlardır.
Günümüzde iş hayatında ofis ortamları çoğaldı. Kişiler artık bulundukları yerlerde oturarak mesleklerini icra ediyorlar, hatta ofislerini evlerine taşıyorlar. Bel ve sırt ağrılarına sebep olan en büyük etkenlerden biri bilgisayardır. Çünkü saatler boyunca bilgisayar başında oturmak ve yanlış oturmak zaman içinde omurgaya binen yükü artırır. Vücudunun ağırlığıyla kişide bel-boyun ağrısı şikayetleri ortaya çıkmaya başlıyor. Bu da bir süre sonra kronik bir süreç haline geliyor. Günümüz koşullarında çok etkili olan stres de bu kasları özellikle boyun kaslarını etkileyip kasılmayı daha çok artırır. Klimalı yerde çalışan, rüzgara ve cereyana maruz kalan; bankacı, doktor, hemşire gibi meslek gruplarında maalesef çok sık bel ve boyun ağrısı çeşitleri şikayetleri artık görülüyor.
Yağlarınızı eriten 11 spor aktivitesi
Gönderen NetWork Grup Diyet zayıflama, Kadın Sağlığı, Yaşam 06:06
Yağlarınızı eriten 11 spor çeşitleri, ancak bunları yapmadan doktorunuza danışın.
Herkes en kısa zamanda yağlarından kurtulmak ister.
Hangi çeşit sporların ve eğlence faaliyetlerinin kalorilerimizden kurtulmamızı sağladığını bilmek şüphesiz bizim için faydalı olur.
Ama, bu aktivitelere başlamadan önce doktorunuza danışın, spordan önce ısınmayı ve gevşemeyi unutmayın. İşte size yağlarınızdan kurtulmak için yapabileceğiniz 11 aktivite:
1. Koşu:
30 dakikalık bir koşu 450 kalori harcamanızı sağlıyor. Koşmak aynı zamanda kalp ve solunumla ilgili antrenman sunuyor. İyice ısının, uygun ayakkabılarınızı giyin ve sakatlanmamak uygun bir tempoda koşun.
2. Kaya tırmanışı:
Kaya tırmanışında bir kayadan diğerine ulaşmak için fazla enerjinizi atıyorsunuz. Kalbiniz için bunu çok sık tekrarlamayın, kaya tırmanışı her yarım saat için yaklaşık 371 kalori yakıyor.
3. Yüzme:
Yüzmek, mükemmel bir vücut antrenmanı sağlıyor ve uyguladığınız yüzme şekline bağlı olarak yarım saatte 360 kalori yakmanızı sağlıyor. En iyi yüzme antrenmanı mesafe idmanıdır.
4. Bisiklet sürmek:
Bisiklet kullanmak mükemmel bir egzersizdir. Hızınıza bağlı olarak yarım saatte yaklaşık 300 ya da 400 kalori yakarsınız. Bisiklete binme ayrıca iyi bir kardiyo (kalple ilgili) idmanı sağlıyor.
5. Boks:
Ringde ayakta kalmak için yeterince hareket ederseniz, her 30 dakikada 325 kalori kaybedersiniz. Kalp ve solunumla ilgili sağlığınız ve kas dayanıklılığınız yükselecektir.
6. Raket topu:
Çalkalayarak yarım saatte yaklaşık 300 kalori yakabilirsiniz. Raket topu size fantastik bir kalp ve solunum idmanı sunuyor. Vücudunuzun alt bölümünü güçlendiriyor ve sağlamlığını artırıyor. Ayak bileğinizi burkmamak için öncelikle ısınmalısınız.
7. Basketbol:
Basketbol oynarken durmaksızın hareket etmek yarım saatte 288 kalori civarında bir kayıp sağlıyor. Basketbol, esnekliği, dayanıklılığı ve kalp- solunum sağlığını geliştiriyor. Ani burkulmalara ve dönüşlere karşı ısınmalısınız.
8. Kürek sporu:
Yarım saatte 280 kalori yakabileceğiniz kürek sporu, ekstra enerjinizi atmanın en etkili yollarından biri. Kürek çekmek aynı zamanda dayanıklılığı, gücünüzü artırıyor ve omuzlarınızdaki, uyluğunuzdaki ve pazılarınızdaki kasları güçlendiriyor.
9. Tenis:
Eğlenceli bir oyun olan tenis için hız, güç, çeviklik ve reaksiyon süresi gerektiriyor. Tenis oynayarak, kalp ve solunum ile ilgili sağlığınızı desteklerken yarım saatlik bir sürede yaklaşık 250-300 kalori yakabilirsiniz. Ayak bileğinizi sakatlamamak için uygun spor ayakkabı seçmelisiniz.
10. Kros kayağı:
Kar yağarken dışarıda olmak zaten metabolizmanızı hızlandırır. Karla ne kadar yakın olursanız yarım saatte yaklaşık 270 kalori yakarsınız. Değişik zeminler ise iyi bir mesafe idmanı sağlayacak.
11. Buz pateni:
Buz pateni yapmak, eklemlerinizi zorlamadan koşmanın tüm faydalarını sunar. Buz üzerinde yarım saat paten yaparak, 252 kalori tüketebilirsiniz. Paten, uyluğunuz, kalçanız, diz arkasındaki kirişiniz için mükemmel bir egzersiz sunuyor.
Herkes en kısa zamanda yağlarından kurtulmak ister.
Hangi çeşit sporların ve eğlence faaliyetlerinin kalorilerimizden kurtulmamızı sağladığını bilmek şüphesiz bizim için faydalı olur.
Ama, bu aktivitelere başlamadan önce doktorunuza danışın, spordan önce ısınmayı ve gevşemeyi unutmayın. İşte size yağlarınızdan kurtulmak için yapabileceğiniz 11 aktivite:
1. Koşu:
30 dakikalık bir koşu 450 kalori harcamanızı sağlıyor. Koşmak aynı zamanda kalp ve solunumla ilgili antrenman sunuyor. İyice ısının, uygun ayakkabılarınızı giyin ve sakatlanmamak uygun bir tempoda koşun.
2. Kaya tırmanışı:
Kaya tırmanışında bir kayadan diğerine ulaşmak için fazla enerjinizi atıyorsunuz. Kalbiniz için bunu çok sık tekrarlamayın, kaya tırmanışı her yarım saat için yaklaşık 371 kalori yakıyor.
3. Yüzme:
Yüzmek, mükemmel bir vücut antrenmanı sağlıyor ve uyguladığınız yüzme şekline bağlı olarak yarım saatte 360 kalori yakmanızı sağlıyor. En iyi yüzme antrenmanı mesafe idmanıdır.
4. Bisiklet sürmek:
Bisiklet kullanmak mükemmel bir egzersizdir. Hızınıza bağlı olarak yarım saatte yaklaşık 300 ya da 400 kalori yakarsınız. Bisiklete binme ayrıca iyi bir kardiyo (kalple ilgili) idmanı sağlıyor.
5. Boks:
Ringde ayakta kalmak için yeterince hareket ederseniz, her 30 dakikada 325 kalori kaybedersiniz. Kalp ve solunumla ilgili sağlığınız ve kas dayanıklılığınız yükselecektir.
6. Raket topu:
Çalkalayarak yarım saatte yaklaşık 300 kalori yakabilirsiniz. Raket topu size fantastik bir kalp ve solunum idmanı sunuyor. Vücudunuzun alt bölümünü güçlendiriyor ve sağlamlığını artırıyor. Ayak bileğinizi burkmamak için öncelikle ısınmalısınız.
7. Basketbol:
Basketbol oynarken durmaksızın hareket etmek yarım saatte 288 kalori civarında bir kayıp sağlıyor. Basketbol, esnekliği, dayanıklılığı ve kalp- solunum sağlığını geliştiriyor. Ani burkulmalara ve dönüşlere karşı ısınmalısınız.
8. Kürek sporu:
Yarım saatte 280 kalori yakabileceğiniz kürek sporu, ekstra enerjinizi atmanın en etkili yollarından biri. Kürek çekmek aynı zamanda dayanıklılığı, gücünüzü artırıyor ve omuzlarınızdaki, uyluğunuzdaki ve pazılarınızdaki kasları güçlendiriyor.
9. Tenis:
Eğlenceli bir oyun olan tenis için hız, güç, çeviklik ve reaksiyon süresi gerektiriyor. Tenis oynayarak, kalp ve solunum ile ilgili sağlığınızı desteklerken yarım saatlik bir sürede yaklaşık 250-300 kalori yakabilirsiniz. Ayak bileğinizi sakatlamamak için uygun spor ayakkabı seçmelisiniz.
10. Kros kayağı:
Kar yağarken dışarıda olmak zaten metabolizmanızı hızlandırır. Karla ne kadar yakın olursanız yarım saatte yaklaşık 270 kalori yakarsınız. Değişik zeminler ise iyi bir mesafe idmanı sağlayacak.
11. Buz pateni:
Buz pateni yapmak, eklemlerinizi zorlamadan koşmanın tüm faydalarını sunar. Buz üzerinde yarım saat paten yaparak, 252 kalori tüketebilirsiniz. Paten, uyluğunuz, kalçanız, diz arkasındaki kirişiniz için mükemmel bir egzersiz sunuyor.
Hastalıklar kadınları daha çok tehdit ediyor
Gönderen NetWork Grup Genel Sağlık, Kadın Sağlığı, yaş 06:00
Kadınların hayatını çok ciddi tehdit eden hastalıklara dikkat etmek gerekiyor.
Meme kanseri hastalığı başta olmak üzere kadınlarda çok sık rastalanan ciddi sağlık sorunlarına karşı en önemli şey önlem almak.
Birçok hastalıkta erken tanı hayat kurtardığı için hastalıkları önceden tanımak önem taşıyor.Yeditepe Üniversitesi Hastanesi uzmanları kadınların hayatlarını tehdit eden hastalıklar hakkında bilgiler verdi.
MEME KANSERİ
Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özcan Gökçe, erken tanının meme kanserinde çok önemli olduğunun altını çiziyor: 'Erken tanı için temelde önerilen ve birbirlerini tamamlayan üç yöntem var: Bunlardan ilki, kendi kendine yapılan meme muayenesi. 20 yaş sonrasında her kadın âdetin 7–10 günleri arasında ayda bir kez memelerini muayene etmeli. Ayrıca 20 – 40 yaş arasında 1–3 yılda bir, 40 yaşından itibaren de yıllık olarak bir genel cerrahi uzmanına meme muayenesi yaptırılmalı. Üçüncü ve en önemli erken tanı için tarama yöntemi olan radyolojik görüntüleme metodu mamografi, 40 yaşından sonra düzenli yapılması halinde meme kanserinin erken yakalanmasında kilit rol oynuyor.'
RAHİMAĞZI KANSERİ
Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, 'Rahim ağzı kanseri her yıl 500 binden fazla kadında görülüyor. Rahim ağzı kanseri tüm dünya kadınları arasında meme kanserinden sonra görülen en sık ikinci kanser türüdür. İstatistiklere göre 250 bin kadın her yıl bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Kansere dönüşmeden erken dönemde yakalanması pap-smear testi ile mümkündür. Bu yüzden, bütün kadınlara yılda bir defa smear testi önerilmektedir. Kanser öncülü bu hastalıkların cerrahi tedavileri tüm dünyada ve ülkemizde bilinmekte ve uygulanmaktadır. Ayrıca son yıllarda HPV'nin yüksek riskli bazı tiplerinin rahimağzı kanserinin ve onun öncül hastalıklarının hemen hepsinde ana neden olduğu, virüsün hücrelerde kansere dönüşümü başlattığı gösterilmiştir. Bu virüsün bulaşmasını önleyerek kanser ve diğer hastalıklardan korunmanın mümkün olabileceği ise son yıllarda öne çıkan bir konudur. HPV'nin kanser oluşturan yüksek riskli tiplerinden olduğu kadar cinsel siğillere yol açan HPV tiplerinden de korunmak önemlidir. Virüsün bulaşmasını kızamık, suçiçeği, grip gibi hastalıklarda olduğu gibi bağışıklık sistemi yoluyla, vücuda virüs girse bile onu savunma sistemimizle yok ederek önlemek, aşı ile mümkündür. HPV aşısı son on yılın en önemli toplum sağlığı ve kanserle mücadele çabalarının başında gelmektir. Koruyucu hekimlik açısından çocukluk çağından itibaren başlayarak kız çocuklarının ve hastalıkla karşılaşmamış genç ve yetişkinlerin aşının koruma şemsiyesi altına alınması gerekmektedir.'
OSTEOPOROZ
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ece Aydoğ, osteoporoz konusunda hastaları doğru tedavi konusunda uyarıyor: 'Kadınlarda kemik kaybını hızlandıran nedenlerden en önemlisi menopozdur. Menopoz ile birlikte cinsiyet hormonları azalmaya başlayınca kemik kütlesi de azalmaya başlamakta ve ilerleyen yıllarda kırık riski artmaktadır. Bu kırıklar da birçok sıkıntıyı beraberinde getirmektedir. Örneğin omurga kırıkları bel ağrılarına ilaveten zaman içersinde boy kısalmasına ve sırtta kamburlaşmaya yol açmaktadır. Bu durum kadında sindirim ve solunum problemlerine yol açabileceği gibi kas kuvvetinde azalmanın da katkısı ile denge bozukluğuna neden olmakta ve buna bağlı düşme riski artmaktadır. Dolayısı ile yeni kırıklara davetiye çıkarılmış olmaktadır. Tüm bunlar kadını günlük yaşam aktivitelerinde bağımlı hale getirmekte ve sonuç olarak depresyon tablosuna yol açmaktadır. Ayrıca 65 yaş sonrası daha fazla gördüğümüz kalça kırıkları da ölüm riskine neden olabilmekte ve hayatta kalanlarda ise ağır özürlülük tablosu ortaya çıkmaktadır.
Osteoporozun en etkili tedavisi kemik kaybının önlenmesidir. Bunun için daha çocuk yaşlarda önlemler alınmaya başlanmalıdır. Çocukların diyetle yeterli miktarda kalsiyum ve fosfor alması ve yeterli düzeyde güneş ışığına maruz kalmaları sağlanmalıdır. Özellikle vücuda yük bindiren egzersizler daha çocukluk yıllarından itibaren yapılmaya başlanmalıdır. Hayat boyu sigara, fazla alkol ve kahve tüketiminden kaçınılmalıdır. Eğer osteoporoz tanısı almışsak ilaç tedavileri ve düzenli egzersiz ile kemik kaybını durdurabilir hatta bir miktar arttırabiliriz de. Ayrıca yine yaşlılarda düşmelerin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması kırık riskini önemli ölçüde azaltır. Bu önlemlerin başında dengeyi geliştirmek için yapılan egzersizler gelmelidir. Ayrıca hem kemik kütlesini arttıran hem de dengenin sağlanmasında önemli bir faktör olan kas kuvvetlendirme egzersizleri de mutlaka ilave edilmelidir. Görme ve işitme kusurları varsa mutlaka düzeltilmeli, sakinleştirici ilaçlardan kaçınılmalı, düşmeyi önlemeye yönelik ev düzenlemeleri yapılmalı, günlük yaşam aktivitelerinde yardımcı cihazlar kullanılmalı ve mutlaka D vitamini desteği verilmelidir.'
İDRAR KAÇIRMA
Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kemal Sarıca, 'idrar kaçırma' sorununun çözülebilir bir sorun olduğunu belirterek kadınların doktora gitmekten çekinmemesi gerektiğini belirtiyor. 'Temelde kadınların hastalığı olan idrar kaçırmaya tıpta inkontinans denmektedir. İnkontinans 35 yaşın üzerindeki her 5 kadından birinde görülüyor. Kişinin sosyal yaşantısını etkileyecek olan her idrar kaçırma bir hastalıktır ve tedavi edilmelidir. İdrar kaçırma; öksürme, hapşırma veya gülme gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda ortaya çıkabileceği gibi, daha az eforla da (yürümek, yataktan kalkmak gibi) meydana gelebilir. Bu tip idrar kaçırmaya zorlanma(sıkışma) tipi idrar kaçırma-inkontinans adı verilmektedir. Bu hastalarda kaçırma, kişinin ani olarak idrara çıkma ve sıkışma hissi ile beraberdir. Bazı kişilerde ise idrar kaçırmanın iki tipi de birlikte görülür. Bu tip idrar kaçırmaya da karışık tip inkontinans denir. İdrar kaçırma şikâyeti olan hastalarda tedaviden önce yapılacak tetkiklerle idrar kaçırmanın neden kaynaklandığını ve hangi tipte olduğunu belirlemek gerekir. Gerektiğinde ise ürodinami adını verdiğimiz idrar kesesinin fonksiyonlarının değerlendirildiği testi yapmak gerekir. Bu test de mutlaka bu konuda uzmanlaşmış bir ürolog tarafından yapılmalıdır. İdrar kaçırmanın tedavisinde ise mesane eğitimi, fizik tedavi yöntemleri (kasık adalelerinin güçlendirilmesi), ilaç tedavileri, elektrikle uyarma (stimulasyon), menopozdaki kadınlarda hormon tedavisi ve cerrahi yöntemler olmak üzere çeşitli tedavi alternatifleri bulunmaktadır.
İdrar kaçırma sorunu çok önemli bir sosyal problem olup, günümüz modern tedavileri ile başarılı olarak ortadan kaldırılmaktadır.'
OBEZİTE
Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Akören, kilo problemi olan kadınların, çeşitli diyet programları uygulamalarının yanlış olduğunu vurguluyor: 'Zayıflama diyeti diye bir Diyet yoktur. Diyetler; hastalar ve hastalıklar için vardır. Diyet negatif bir kelimedir etkisi olumsuzdur. Kilo problemi; hayatımızı düzene sokmakla, stres yönetimi ile düşüncelerimizi yapılandırmakla, SAĞLIKLI BESLENME -Egzersiz ile çözülür. Kişiler iç salgı bezlerinin (Tiroid, böbrek üstü bezleri, kadın doğum hormonları, leptin seviyesi vb...) sağlıklı çalıştığından ve gıda alerjilerinin olup olmadığından mutlaka emin olmalıdır'
KALP HASTALIKLARI
Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Değertekin, kadınlarda kalp krizi görülme sıklığının sanılanın aksine erkeklerden az olmadığını belirterek kadınlara önerilerde bulunuyor:
'Özellikle 60 yaşından sonra kadınlar erkeklerle eşit duruma gelmektedirler. Bunun yanında kadınlarda olumsuzluk hastalığın tanınması ve tedaviye yanıtta da devam etmektedir. Araştırmalar, ilk kalp krizini izleyen 1 ay içinde ölüm riskinin, 6 ay içinde de ölüm riski ve yeniden hastaneye yatma gereksiniminin erkeklere göre kadınlarda daha yüksek olduğunu göstermektedir. İlk kalp krizinden sonra kadınlarda ölüm riskinin erkeklere göre %70 daha fazla olduğu saptanmıştır. Kadın hastalara sigara içmemelerini, yağlı yiyeceklerden ve dolayısıyla obeziteden kaçınmalarını, yüksek tansiyonlarını takip ettirip gerekiyorsa düzenli ilaç kullanmalarını, düzenli beslenmelerini ve haftada en az 3 kez 45 dakika düzenli spor aktivitelerinde bulunmalarını, stres ve depresyondan kaçınmalarını tavsiye ediyoruz.'
Meme kanseri hastalığı başta olmak üzere kadınlarda çok sık rastalanan ciddi sağlık sorunlarına karşı en önemli şey önlem almak.
Birçok hastalıkta erken tanı hayat kurtardığı için hastalıkları önceden tanımak önem taşıyor.Yeditepe Üniversitesi Hastanesi uzmanları kadınların hayatlarını tehdit eden hastalıklar hakkında bilgiler verdi.
MEME KANSERİ
Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özcan Gökçe, erken tanının meme kanserinde çok önemli olduğunun altını çiziyor: 'Erken tanı için temelde önerilen ve birbirlerini tamamlayan üç yöntem var: Bunlardan ilki, kendi kendine yapılan meme muayenesi. 20 yaş sonrasında her kadın âdetin 7–10 günleri arasında ayda bir kez memelerini muayene etmeli. Ayrıca 20 – 40 yaş arasında 1–3 yılda bir, 40 yaşından itibaren de yıllık olarak bir genel cerrahi uzmanına meme muayenesi yaptırılmalı. Üçüncü ve en önemli erken tanı için tarama yöntemi olan radyolojik görüntüleme metodu mamografi, 40 yaşından sonra düzenli yapılması halinde meme kanserinin erken yakalanmasında kilit rol oynuyor.'
RAHİMAĞZI KANSERİ
Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cem Fıçıcıoğlu, 'Rahim ağzı kanseri her yıl 500 binden fazla kadında görülüyor. Rahim ağzı kanseri tüm dünya kadınları arasında meme kanserinden sonra görülen en sık ikinci kanser türüdür. İstatistiklere göre 250 bin kadın her yıl bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Kansere dönüşmeden erken dönemde yakalanması pap-smear testi ile mümkündür. Bu yüzden, bütün kadınlara yılda bir defa smear testi önerilmektedir. Kanser öncülü bu hastalıkların cerrahi tedavileri tüm dünyada ve ülkemizde bilinmekte ve uygulanmaktadır. Ayrıca son yıllarda HPV'nin yüksek riskli bazı tiplerinin rahimağzı kanserinin ve onun öncül hastalıklarının hemen hepsinde ana neden olduğu, virüsün hücrelerde kansere dönüşümü başlattığı gösterilmiştir. Bu virüsün bulaşmasını önleyerek kanser ve diğer hastalıklardan korunmanın mümkün olabileceği ise son yıllarda öne çıkan bir konudur. HPV'nin kanser oluşturan yüksek riskli tiplerinden olduğu kadar cinsel siğillere yol açan HPV tiplerinden de korunmak önemlidir. Virüsün bulaşmasını kızamık, suçiçeği, grip gibi hastalıklarda olduğu gibi bağışıklık sistemi yoluyla, vücuda virüs girse bile onu savunma sistemimizle yok ederek önlemek, aşı ile mümkündür. HPV aşısı son on yılın en önemli toplum sağlığı ve kanserle mücadele çabalarının başında gelmektir. Koruyucu hekimlik açısından çocukluk çağından itibaren başlayarak kız çocuklarının ve hastalıkla karşılaşmamış genç ve yetişkinlerin aşının koruma şemsiyesi altına alınması gerekmektedir.'
OSTEOPOROZ
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ece Aydoğ, osteoporoz konusunda hastaları doğru tedavi konusunda uyarıyor: 'Kadınlarda kemik kaybını hızlandıran nedenlerden en önemlisi menopozdur. Menopoz ile birlikte cinsiyet hormonları azalmaya başlayınca kemik kütlesi de azalmaya başlamakta ve ilerleyen yıllarda kırık riski artmaktadır. Bu kırıklar da birçok sıkıntıyı beraberinde getirmektedir. Örneğin omurga kırıkları bel ağrılarına ilaveten zaman içersinde boy kısalmasına ve sırtta kamburlaşmaya yol açmaktadır. Bu durum kadında sindirim ve solunum problemlerine yol açabileceği gibi kas kuvvetinde azalmanın da katkısı ile denge bozukluğuna neden olmakta ve buna bağlı düşme riski artmaktadır. Dolayısı ile yeni kırıklara davetiye çıkarılmış olmaktadır. Tüm bunlar kadını günlük yaşam aktivitelerinde bağımlı hale getirmekte ve sonuç olarak depresyon tablosuna yol açmaktadır. Ayrıca 65 yaş sonrası daha fazla gördüğümüz kalça kırıkları da ölüm riskine neden olabilmekte ve hayatta kalanlarda ise ağır özürlülük tablosu ortaya çıkmaktadır.
Osteoporozun en etkili tedavisi kemik kaybının önlenmesidir. Bunun için daha çocuk yaşlarda önlemler alınmaya başlanmalıdır. Çocukların diyetle yeterli miktarda kalsiyum ve fosfor alması ve yeterli düzeyde güneş ışığına maruz kalmaları sağlanmalıdır. Özellikle vücuda yük bindiren egzersizler daha çocukluk yıllarından itibaren yapılmaya başlanmalıdır. Hayat boyu sigara, fazla alkol ve kahve tüketiminden kaçınılmalıdır. Eğer osteoporoz tanısı almışsak ilaç tedavileri ve düzenli egzersiz ile kemik kaybını durdurabilir hatta bir miktar arttırabiliriz de. Ayrıca yine yaşlılarda düşmelerin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması kırık riskini önemli ölçüde azaltır. Bu önlemlerin başında dengeyi geliştirmek için yapılan egzersizler gelmelidir. Ayrıca hem kemik kütlesini arttıran hem de dengenin sağlanmasında önemli bir faktör olan kas kuvvetlendirme egzersizleri de mutlaka ilave edilmelidir. Görme ve işitme kusurları varsa mutlaka düzeltilmeli, sakinleştirici ilaçlardan kaçınılmalı, düşmeyi önlemeye yönelik ev düzenlemeleri yapılmalı, günlük yaşam aktivitelerinde yardımcı cihazlar kullanılmalı ve mutlaka D vitamini desteği verilmelidir.'
İDRAR KAÇIRMA
Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kemal Sarıca, 'idrar kaçırma' sorununun çözülebilir bir sorun olduğunu belirterek kadınların doktora gitmekten çekinmemesi gerektiğini belirtiyor. 'Temelde kadınların hastalığı olan idrar kaçırmaya tıpta inkontinans denmektedir. İnkontinans 35 yaşın üzerindeki her 5 kadından birinde görülüyor. Kişinin sosyal yaşantısını etkileyecek olan her idrar kaçırma bir hastalıktır ve tedavi edilmelidir. İdrar kaçırma; öksürme, hapşırma veya gülme gibi karın içi basıncın arttığı durumlarda ortaya çıkabileceği gibi, daha az eforla da (yürümek, yataktan kalkmak gibi) meydana gelebilir. Bu tip idrar kaçırmaya zorlanma(sıkışma) tipi idrar kaçırma-inkontinans adı verilmektedir. Bu hastalarda kaçırma, kişinin ani olarak idrara çıkma ve sıkışma hissi ile beraberdir. Bazı kişilerde ise idrar kaçırmanın iki tipi de birlikte görülür. Bu tip idrar kaçırmaya da karışık tip inkontinans denir. İdrar kaçırma şikâyeti olan hastalarda tedaviden önce yapılacak tetkiklerle idrar kaçırmanın neden kaynaklandığını ve hangi tipte olduğunu belirlemek gerekir. Gerektiğinde ise ürodinami adını verdiğimiz idrar kesesinin fonksiyonlarının değerlendirildiği testi yapmak gerekir. Bu test de mutlaka bu konuda uzmanlaşmış bir ürolog tarafından yapılmalıdır. İdrar kaçırmanın tedavisinde ise mesane eğitimi, fizik tedavi yöntemleri (kasık adalelerinin güçlendirilmesi), ilaç tedavileri, elektrikle uyarma (stimulasyon), menopozdaki kadınlarda hormon tedavisi ve cerrahi yöntemler olmak üzere çeşitli tedavi alternatifleri bulunmaktadır.
İdrar kaçırma sorunu çok önemli bir sosyal problem olup, günümüz modern tedavileri ile başarılı olarak ortadan kaldırılmaktadır.'
OBEZİTE
Beslenme ve Diyet Uzmanı Zehra Akören, kilo problemi olan kadınların, çeşitli diyet programları uygulamalarının yanlış olduğunu vurguluyor: 'Zayıflama diyeti diye bir Diyet yoktur. Diyetler; hastalar ve hastalıklar için vardır. Diyet negatif bir kelimedir etkisi olumsuzdur. Kilo problemi; hayatımızı düzene sokmakla, stres yönetimi ile düşüncelerimizi yapılandırmakla, SAĞLIKLI BESLENME -Egzersiz ile çözülür. Kişiler iç salgı bezlerinin (Tiroid, böbrek üstü bezleri, kadın doğum hormonları, leptin seviyesi vb...) sağlıklı çalıştığından ve gıda alerjilerinin olup olmadığından mutlaka emin olmalıdır'
KALP HASTALIKLARI
Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Değertekin, kadınlarda kalp krizi görülme sıklığının sanılanın aksine erkeklerden az olmadığını belirterek kadınlara önerilerde bulunuyor:
'Özellikle 60 yaşından sonra kadınlar erkeklerle eşit duruma gelmektedirler. Bunun yanında kadınlarda olumsuzluk hastalığın tanınması ve tedaviye yanıtta da devam etmektedir. Araştırmalar, ilk kalp krizini izleyen 1 ay içinde ölüm riskinin, 6 ay içinde de ölüm riski ve yeniden hastaneye yatma gereksiniminin erkeklere göre kadınlarda daha yüksek olduğunu göstermektedir. İlk kalp krizinden sonra kadınlarda ölüm riskinin erkeklere göre %70 daha fazla olduğu saptanmıştır. Kadın hastalara sigara içmemelerini, yağlı yiyeceklerden ve dolayısıyla obeziteden kaçınmalarını, yüksek tansiyonlarını takip ettirip gerekiyorsa düzenli ilaç kullanmalarını, düzenli beslenmelerini ve haftada en az 3 kez 45 dakika düzenli spor aktivitelerinde bulunmalarını, stres ve depresyondan kaçınmalarını tavsiye ediyoruz.'
Kiloları vermek kalbi koruyor
Gönderen NetWork Grup Diyet zayıflama, Kadın Sağlığı, Yaşam 04:54
İsrailli bilim adamları, ilk kez gözle görülür biçimde, kilo vermenin damar sertliği riskini önemli biçimde azalttığını ispat ettiklerini açıkladılar.Beer Sheva Üniversitesinden bilim adamları, 140 hasta üzerinde iki yıl süren araştırmalarında, beynin başlıca arteri olan şahdamarında kolesterol birikmesinin gelişimini üç boyutlu ekografi tekniğiyle izlediler.
Ağrılara çözüm bulundu
Gönderen NetWork Grup Genel Sağlık, Kadın Sağlığı, Yaşam 06:29
Kuantum ile ilaç kullanmadan kabusunuz olan ağrıları dindirmek mümkün.Namık Kemal Üniversitesi, (NKÜ) Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Cengiz Mordeniz, kuantum tedavi yöntemi ile ilaç kullanmadan ağrıları dindirmenin mümkün olduğunu bildirdi.
'Cep' telefonundaki tehlike!
Gönderen NetWork Grup Genel Sağlık, sağlık, Yaşam 06:24
Yapılan bir araştırma cep telefonlarının hastalık yaydığını ortaya koydu.Sağlık çalışanlarının cep telefonlarının, birçok hastalığa neden olan mikroorganizmaların hastane ortamından evlere ve sosyal yaşam ortamlarına yayılmasına neden olduğu bildirildi.
'İyi kız sendromu' neden hasta ediyor?
Gönderen NetWork Grup Cinsel Sağlık, Kadın Sağlığı, Yaşam 06:21
Büyük penis korkusu kabus olup vajinusmusa neden olabilirOnlar eşleriyle seks yapamıyor. Evleniyor, aşık oluyor, flört ediyorlar. Çoğu üniversiteli kariyer sahibi kadınlar... Seksten korktukları için hayatları altüst oluyor. Bazısının evliliği bu nedenle hemen bitiyor! Ama onlar da anne olmak istiyor. 'Tedavi olup doğal yolla anne mi olacaklar?' yoksa 'Tüp bebek yapıp bakire anne mi kalacaklar?'. Bu hafta, kararlı anneler konuştu. Dr. Süleyman Eserdağ bu vakaları anlattı
Kiloyu zorlanmadan verin!
Gönderen NetWork Grup Diyet zayıflama, güzellik, Yaşam 06:14
Kışın alınan kilolardan kurtulma telaşı başladı ama işte uygulayabileceğiniz kolay tüyolar Cosmopolitan dergisi, etkili sonuç veren beş diyet tüyosuyla bu konuda iddialı
Uyku problemlerine son verin
Gönderen NetWork Grup Genel Sağlık, Ruh Sağlığı, Yaşam 06:11
''Uyku Laboratuvarı'' sayesinde uyku düzensizliği çekenler tedavi ediliyor.Mustafa Kemal Üniversitesi (MKÜ) Sağlık, Araştırma ve Uygulama Hastanesi bünyesinde kurulan ''Uyku Laboratuvarı'' sayesinde uyku düzensizliği çekenlerin tedavi edildiği bildirildi.
Aldatan erkeğin zeka seviyesi düşüyor
Gönderen NetWork Grup Genel Sağlık, Kadın Sağlığı, Ruh Sağlığı, Yaşam 05:57
Sadakatsiz erkeklerin IQ seviyelerinin eşlerini aldatmayanlardan düşük olduğu ortaya çıktı.İngiliz Daily Telegraph gazetesinin haberinde, "London School of Economics and Political Science" üniversitesinde görevli bilim adamlarının yaptığı araştırmanın, zeki erkeklerin evrimden ötürü karılarını aldatma olasılıklarının zeki olmayanlardan daha az olduğunu gösterdiği bildirildi.
Saçınızı hergün yıkamak zararlı
Gönderen NetWork Grup Genel Sağlık, Kadın Sağlığı, Yaşam 04:11
Saçların her gün yıkanmasının derideki koruyucu bakterileri yok ederek kepeklenme ve dökülmeye neden olabileceği bildirildi.Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşin Köktürk, yaptığı açıklamada, saçlı derinin kendine özgü koruyucu florası olduğunu, bakımının özenle yapılması gerektiğini söyledi.
Hipnozla zayıflamak mümkün müdür? Nasıl?
Gönderen NetWork Grup Diyet zayıflama, Kadın Sağlığı, Yaşam 07:01
Artık kilolarınızı oturduğunuz yerden verebilirsiniz.
Cinsel işlev bozuklukları da dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılan hipnozla tedavi aynı zamanda zayıflamayı da kolay hale getiriyor
Hipnoz denilince aklımıza sürekli uyku halindeki kişinin karşısındakinin söylediklerini yapması gelse de uzmanlar, hipnozun birçok hastalığın tedavisinde tamamlayıcı olduğunu söylüyorlar.
Cinsel işlev bozuklukları da dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılan hipnozla tedavi aynı zamanda zayıflamayı da kolaylaştırıyor. Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Psikoterapi ve Hipnoz Uzmanı Dr. Haluk Alan ile hipnozla ilgili merak edilenleri ve hipnozla zayıflamayı konuştuk.
Hipnozla tedavi ne anlama geliyor?
Hipnozla tedavi; hipnoza alınan kişiyi (suje) belli bir trans derinliği ve telkinler eşliğinde, sorunu ya da sorunlarına yönelik içsel olgularına yönlendirebilme durumudur. Alternatif bir tedavi yöntemi olmayıp, tedavileri tamamlayıcı bir unsurdur.
"Hipnozla tedavi ile her şeyi yapabilseydim şimdi zengin olurdum"
Ne kadar zamandır bu işle uğraşıyorsunuz?
Son 7 yılı aktif olmak üzere yaklaşık 9 yıldır hipnoz yapıyorum. Eğer hipnoz yapan kişi olarak elimde farklı güçler olabilseydi ve ben bunları hipnoza giren kişinin bütün karşı çıkmalarına rağmen istediğim şekilde kullanabiliyor olsaydım herhalde Türkiye'nin değilse bile bölgenin en zengin adamı olurdum. Çünkü, bana müracaat eden tekstil fabrikatörlerinin sadece 2-3 tanesinin banka hesaplarını kendi üzerime transfer etseydim bu bana yeterdi.
Kimler hipnozla tedavi yapabilir?
Hipnozla tedavide hekimler, psikologlar ve diş hekimleri görev alabilirler. Sadece sertifika alarak hipnoz yapmaya yetkilendiğini zanneden hekim ve psikolog dışı kişilere güvenmeyin ve onlara hipnoz olarak geleceğinizi karartmayın.
Kişi için bir tehlike var mıdır?
Hipnoz doğduğumuz günden bu yana aslında her gün karşılaştığımız ve hatta yaşadığımız doğal ve normal bir durumdur. Dalmış vaziyette televizyon seyrederken ya da kitap okumaya daldığımız ancak bize sesleneni duyuyor olmamıza rağmen yanıtlayamadığımız anlar hep doğal hipnoza örneklerdir. Bunları yaşadığımız anlarda beynin alfa düzeyindedir. Yani hipnozda yaşanılan evre. Bu yüzden eğer yetkili bir hekim ya da psikolog tarafından uygulanıyorsa, hipnozun hiçbir tehlikesi yoktur. Şimdiye kadar sadece hipnozdan kaynaklanan, tespit edilmiş bir psikolojik ya da fizyolojik zarar belirtilmemiştir.
Hipnozla zayıflamak mümkün müdür? Nasıl?
Düşünerek zayıflama derken biz düşünce gücünü ve dolayısıyla zihnimizi ve daha da önemlisi bilincimizi ve bilinçaltımızı kastediyoruz. Zihinsel yoğunlaşmayla elde edilebilecek yararlar sadece zayıflama ile sınırlı değildir.
Metropolitan Üniversitesi uzmanlarından Dave Smith'in yaptığı araştırmada her gün bir saat egzersiz yapanlardan daha çok, 1 saat aynı egzersizi yaptığını düşünen, bunu düşünen, zihninde canlandıran grup başarılı olmuş hatta yarım kilo daha fazla kilo vermişlerdir.
Bizlerin de hipnozda kullandığı imajinasyon yöntemi kişinin belli bir beyinsel dalga boyuna getirilmesiyle sağlanabilir. Bunun en iyi sağlandığı zaman dilimi beynin alfa dalgalarının hakimiyetinde olduğu dönemlerdir. Uykuya dalmaya hazır olduğumuz anlar ve hipnozun bazı aşamalarında bu dalga boyunun hakimiyeti söz konusudur.Uykulu veya hipnotik trans durumunda vücuttaki bilinçli bütün zorlamalar en aza inmektedir. Dolayısıyla bu dönemde bilinç tarafında ortaya atılacak bilinçli çatışmalar önlenmekte, bilinçaltı bütün haşmetiyle size yardım etmek üzere gönderilecek olumlu telkinleri almaya müsait hale gelmektedir. Telkinlere açık olunan bu dönemde, bilinç geri plandadır. Bilinçaltını size faydasız bazı alışkanlıklardan temizleyip, yepyeni bir anlayışa yönlendirmek işte bu dönemde mümkündür.
Bu imajinasyonun yanı sıra; kendini gelecekte nasıl görmek istiyorsa, yani mutlu, sağlıklı, estetik, ideal kilosuna ulaşmış, stresten uzak, huzurlu v. b. özellikleri kendi üzerinde görmeye çalışır. Ve bilinçaltına şu uyarıyı gönderir: "İşte ben bu olmak istiyorum. İnanıyor ve biliyorum ki bu isteğim mutlaka yerine getirilecektir…
Çikolata yemekten kendini alamayan hasta tam 12 kilo verdi
Yıllardır çikolatalı besin tüketmekten kendini alıkoyamayan bir hastam (A.G.) oluşturduğumuz etkin imajinasyon (Düşünsel yoğunlaşma) etkisiyle ilk seansımızda yediği o çikolatalı dondurmaların gres yağından üretildiği sanısıyla, seans sonunda kısa bir süre öğürme ve kusma şeklinde tepki göstermişti. Bu imajinasyonun bir gücüydü. Şimdi o hastam toplamda 12 kilo ile en iyi zayıflayan hastalarım arasındadır. Aradan 2 yılı aşan bir sure geçmiş olmasına rağmen verdiği kilolarını geri almamıştır. Bu arada çikolatalı dondurma ve diğer ürünleri de çok büyük bir rahatlıkla tüketebilmektedir. Ama sadece ihtiyacı kadar, aşırıya kaçmadan, bilinçli olarak.
Hipnozla zayıflamak kalıcı bir sonuç mudur?
Tüm bu anlatılanlardan sonra evet! Diğer yöntemlere kıyasla zihinsel yoğunlaşma ve hipnoz yöntemiyle yapılan zayıflama kalıcı olmaktadır.
Nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?
Biz uygulamayı genelde 5 seans üzerinden yapıyoruz. Sonra 15 günde bir, ayda 2, ayda 4, ayda 8 ve 12 ayda bir olmak üzere 6 kez hatırlatma seansları uyguluyoruz. Ancak hasta bu dönemler içinde ilk 21 gün geceleri tam yatmadan önce gece hipnozu seansları yapmaktadır. 21 gün sonunda elde edeceği başarı ve kazanacağı alışkanlık onun ruhunda " istediğini elde eden insanın" huzurunu yaşatacaktır. Yaklaşık hastalarımızdan ayda 4-5 kilo civarında kilo vermelerini istiyoruz.
Cinsel sorunlara da çare oluyor
Cinsel sorunlar hipnozla destek veriyor musunuz?
Cinsel sorunların hipnoz yöntemiyle tedavisi mümkündür. Özellikle vajinismus, orgazm bozukluğu, cinsel isteksizlik, erken boşalma, ereksiyon problemi ve geç boşalma, üzerinde çalışılan ve hipnoz yöntemiyle olumlu sonuçlar alınan cinsel problemlerdir. Her bir sorun için farklı hipnotik uygulama bulunmaktadır. Ancak bu ve diğer sorunlarda amaç sadece hipnoz yapmak değildir. Hipnoz öncesinde kişiden sorunu hakkında yeterince bilgi alınmakta, sonra kendisine konulan tanı doğrultusunda bilgi verilmekte ve terapi süreci hakkında bilgilendirilmesi sağlanmaktadır. Bu devrelerden geçen hasta uygun trans derinliğine alınarak çeşitli terapi teknikleriyle tedavi edilmektedir.
Vajinusmusta en etkili yöntemlerden biri
Hipnozla tedavi sonrasında kişi tamamen iyileşir mi?
Hipnozla tedavide kişinin sorununa bağlı olarak tedaviden alınan yanıtlar da değişmektedir. Psikolojik sorunlar bağlamında ele aldığımızda örneğin sadece ilaçlı tedaviye oranla, hem ilaçlı tedavi ve hem de psikoterapi ve hipnoz uygulamaları daha kalıcı tedavi imkanı sunmaktadır. Panik bozukluğundan takıntılı durumlara ve cinsel sorunlara kadar birçok problemde daha kalıcı bir tedavi için psikoterapi ve içinde hipnoza yer verilmektedir. Vajinismusta en etkin tedavi yöntemlerinden biri hipnozdur. Hipnozla daha önce tedavi edilememiş birçok vajinismus hastasını tedavi ederek operasyonlarla sağlanamayan tedaviyi hipnozla sonuçlandırmak mümkün olmuştur. Cinsel yaşamın daha zevkli ve sorunsuz hale getirilmesinde hipnozun çok önemli katkıları olmaktadır. Özellikle batıda ön yargısız bir şekilde terapilerde kullanılmakta olan hipnoz, sorunların kalıcı çözümü noktasında terapistlere büyük kolaylıklar sağlamaktadır.
Cinsel işlev bozuklukları da dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılan hipnozla tedavi aynı zamanda zayıflamayı da kolay hale getiriyor
Hipnoz denilince aklımıza sürekli uyku halindeki kişinin karşısındakinin söylediklerini yapması gelse de uzmanlar, hipnozun birçok hastalığın tedavisinde tamamlayıcı olduğunu söylüyorlar.
Cinsel işlev bozuklukları da dahil olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde kullanılan hipnozla tedavi aynı zamanda zayıflamayı da kolaylaştırıyor. Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Psikoterapi ve Hipnoz Uzmanı Dr. Haluk Alan ile hipnozla ilgili merak edilenleri ve hipnozla zayıflamayı konuştuk.
Hipnozla tedavi ne anlama geliyor?
Hipnozla tedavi; hipnoza alınan kişiyi (suje) belli bir trans derinliği ve telkinler eşliğinde, sorunu ya da sorunlarına yönelik içsel olgularına yönlendirebilme durumudur. Alternatif bir tedavi yöntemi olmayıp, tedavileri tamamlayıcı bir unsurdur.
"Hipnozla tedavi ile her şeyi yapabilseydim şimdi zengin olurdum"
Ne kadar zamandır bu işle uğraşıyorsunuz?
Son 7 yılı aktif olmak üzere yaklaşık 9 yıldır hipnoz yapıyorum. Eğer hipnoz yapan kişi olarak elimde farklı güçler olabilseydi ve ben bunları hipnoza giren kişinin bütün karşı çıkmalarına rağmen istediğim şekilde kullanabiliyor olsaydım herhalde Türkiye'nin değilse bile bölgenin en zengin adamı olurdum. Çünkü, bana müracaat eden tekstil fabrikatörlerinin sadece 2-3 tanesinin banka hesaplarını kendi üzerime transfer etseydim bu bana yeterdi.
Kimler hipnozla tedavi yapabilir?
Hipnozla tedavide hekimler, psikologlar ve diş hekimleri görev alabilirler. Sadece sertifika alarak hipnoz yapmaya yetkilendiğini zanneden hekim ve psikolog dışı kişilere güvenmeyin ve onlara hipnoz olarak geleceğinizi karartmayın.
Kişi için bir tehlike var mıdır?
Hipnoz doğduğumuz günden bu yana aslında her gün karşılaştığımız ve hatta yaşadığımız doğal ve normal bir durumdur. Dalmış vaziyette televizyon seyrederken ya da kitap okumaya daldığımız ancak bize sesleneni duyuyor olmamıza rağmen yanıtlayamadığımız anlar hep doğal hipnoza örneklerdir. Bunları yaşadığımız anlarda beynin alfa düzeyindedir. Yani hipnozda yaşanılan evre. Bu yüzden eğer yetkili bir hekim ya da psikolog tarafından uygulanıyorsa, hipnozun hiçbir tehlikesi yoktur. Şimdiye kadar sadece hipnozdan kaynaklanan, tespit edilmiş bir psikolojik ya da fizyolojik zarar belirtilmemiştir.
Hipnozla zayıflamak mümkün müdür? Nasıl?
Düşünerek zayıflama derken biz düşünce gücünü ve dolayısıyla zihnimizi ve daha da önemlisi bilincimizi ve bilinçaltımızı kastediyoruz. Zihinsel yoğunlaşmayla elde edilebilecek yararlar sadece zayıflama ile sınırlı değildir.
Metropolitan Üniversitesi uzmanlarından Dave Smith'in yaptığı araştırmada her gün bir saat egzersiz yapanlardan daha çok, 1 saat aynı egzersizi yaptığını düşünen, bunu düşünen, zihninde canlandıran grup başarılı olmuş hatta yarım kilo daha fazla kilo vermişlerdir.
Bizlerin de hipnozda kullandığı imajinasyon yöntemi kişinin belli bir beyinsel dalga boyuna getirilmesiyle sağlanabilir. Bunun en iyi sağlandığı zaman dilimi beynin alfa dalgalarının hakimiyetinde olduğu dönemlerdir. Uykuya dalmaya hazır olduğumuz anlar ve hipnozun bazı aşamalarında bu dalga boyunun hakimiyeti söz konusudur.Uykulu veya hipnotik trans durumunda vücuttaki bilinçli bütün zorlamalar en aza inmektedir. Dolayısıyla bu dönemde bilinç tarafında ortaya atılacak bilinçli çatışmalar önlenmekte, bilinçaltı bütün haşmetiyle size yardım etmek üzere gönderilecek olumlu telkinleri almaya müsait hale gelmektedir. Telkinlere açık olunan bu dönemde, bilinç geri plandadır. Bilinçaltını size faydasız bazı alışkanlıklardan temizleyip, yepyeni bir anlayışa yönlendirmek işte bu dönemde mümkündür.
Bu imajinasyonun yanı sıra; kendini gelecekte nasıl görmek istiyorsa, yani mutlu, sağlıklı, estetik, ideal kilosuna ulaşmış, stresten uzak, huzurlu v. b. özellikleri kendi üzerinde görmeye çalışır. Ve bilinçaltına şu uyarıyı gönderir: "İşte ben bu olmak istiyorum. İnanıyor ve biliyorum ki bu isteğim mutlaka yerine getirilecektir…
Çikolata yemekten kendini alamayan hasta tam 12 kilo verdi
Yıllardır çikolatalı besin tüketmekten kendini alıkoyamayan bir hastam (A.G.) oluşturduğumuz etkin imajinasyon (Düşünsel yoğunlaşma) etkisiyle ilk seansımızda yediği o çikolatalı dondurmaların gres yağından üretildiği sanısıyla, seans sonunda kısa bir süre öğürme ve kusma şeklinde tepki göstermişti. Bu imajinasyonun bir gücüydü. Şimdi o hastam toplamda 12 kilo ile en iyi zayıflayan hastalarım arasındadır. Aradan 2 yılı aşan bir sure geçmiş olmasına rağmen verdiği kilolarını geri almamıştır. Bu arada çikolatalı dondurma ve diğer ürünleri de çok büyük bir rahatlıkla tüketebilmektedir. Ama sadece ihtiyacı kadar, aşırıya kaçmadan, bilinçli olarak.
Hipnozla zayıflamak kalıcı bir sonuç mudur?
Tüm bu anlatılanlardan sonra evet! Diğer yöntemlere kıyasla zihinsel yoğunlaşma ve hipnoz yöntemiyle yapılan zayıflama kalıcı olmaktadır.
Nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz?
Biz uygulamayı genelde 5 seans üzerinden yapıyoruz. Sonra 15 günde bir, ayda 2, ayda 4, ayda 8 ve 12 ayda bir olmak üzere 6 kez hatırlatma seansları uyguluyoruz. Ancak hasta bu dönemler içinde ilk 21 gün geceleri tam yatmadan önce gece hipnozu seansları yapmaktadır. 21 gün sonunda elde edeceği başarı ve kazanacağı alışkanlık onun ruhunda " istediğini elde eden insanın" huzurunu yaşatacaktır. Yaklaşık hastalarımızdan ayda 4-5 kilo civarında kilo vermelerini istiyoruz.
Cinsel sorunlara da çare oluyor
Cinsel sorunlar hipnozla destek veriyor musunuz?
Cinsel sorunların hipnoz yöntemiyle tedavisi mümkündür. Özellikle vajinismus, orgazm bozukluğu, cinsel isteksizlik, erken boşalma, ereksiyon problemi ve geç boşalma, üzerinde çalışılan ve hipnoz yöntemiyle olumlu sonuçlar alınan cinsel problemlerdir. Her bir sorun için farklı hipnotik uygulama bulunmaktadır. Ancak bu ve diğer sorunlarda amaç sadece hipnoz yapmak değildir. Hipnoz öncesinde kişiden sorunu hakkında yeterince bilgi alınmakta, sonra kendisine konulan tanı doğrultusunda bilgi verilmekte ve terapi süreci hakkında bilgilendirilmesi sağlanmaktadır. Bu devrelerden geçen hasta uygun trans derinliğine alınarak çeşitli terapi teknikleriyle tedavi edilmektedir.
Vajinusmusta en etkili yöntemlerden biri
Hipnozla tedavi sonrasında kişi tamamen iyileşir mi?
Hipnozla tedavide kişinin sorununa bağlı olarak tedaviden alınan yanıtlar da değişmektedir. Psikolojik sorunlar bağlamında ele aldığımızda örneğin sadece ilaçlı tedaviye oranla, hem ilaçlı tedavi ve hem de psikoterapi ve hipnoz uygulamaları daha kalıcı tedavi imkanı sunmaktadır. Panik bozukluğundan takıntılı durumlara ve cinsel sorunlara kadar birçok problemde daha kalıcı bir tedavi için psikoterapi ve içinde hipnoza yer verilmektedir. Vajinismusta en etkin tedavi yöntemlerinden biri hipnozdur. Hipnozla daha önce tedavi edilememiş birçok vajinismus hastasını tedavi ederek operasyonlarla sağlanamayan tedaviyi hipnozla sonuçlandırmak mümkün olmuştur. Cinsel yaşamın daha zevkli ve sorunsuz hale getirilmesinde hipnozun çok önemli katkıları olmaktadır. Özellikle batıda ön yargısız bir şekilde terapilerde kullanılmakta olan hipnoz, sorunların kalıcı çözümü noktasında terapistlere büyük kolaylıklar sağlamaktadır.
Güzellik uykusu ile sağlığınız
Gönderen NetWork Grup Genel Sağlık, güzellik, Kadın Sağlığı, Yaşam 06:48
Derin bir uykuya dalan insanın vücudundaki hormon düzeyi düzelir ve hücreleri yenilenir.
Uyku, güzelliğin en güzel ilacı. Geceleri cildimiz, gündüze oranla kendini sekiz kat daha çabuk yenilenir. Hücreler ve damarlar aktif bir şekilde çalışır ve cilt daha gergin olur. Gece yatmadan önce süreceğiniz bir nemlendirici de sabahları cildinizin daha pürüzsüz olmasını olanak sağlar.
Midenizin geceleri rahat etmesini istiyorsanız, yatmadan önce hafif bir şeyler yemeğe özen göstermelisiniz. En ideali makarna, ekmek veya patates. Çünkü karbonhidrat, vücudu uykuya hazırlar. Ayrıca tatlı sevenlerde yaşadı! Çikolata, içerdiği mutluluk hormonu serotoninin sayesinde vücudun rahatlamasını ve gevşemesini sağlıyor.
Yatmadan önce ayak tabanlarınıza, saç derinize ve alnınıza masaj yapabilirsiniz. Ne kadar rahatladığınızı ve gece daha iyi uyuduğunuzu fark edeceksiniz.
Kendinize sıkı bir uyku programı hazırlayın. Gece yatacağınız ve sabah kalkacağınız saatler belli olsun. Geceleri daha rahat uyumak istiyorsanız, yatmadan önce birkaç ısınma hareketi yaparak kaslarınızın gevşemesini sağlayın.
Gece için üretilen nemlendiriciler ve vücut losyonları içerdikleri maddeler sayesinde sakin ve huzurlu bir gece geçirmenizi sağlar. Bu nedenle yatmadan önce vücudunuzu bakım ürünleriyle beslemeyi ihmal etmeyin.
Kola, çay, kahve ve nikotin uykunun en büyük düşmanlarıdır. Yatacağınıza yakın bunlardan uzak durun. Alkolü ise fazla kaçırmayın. Bir bardak bira veya şarap rahat uyumanızı sağlayacak, fakat daha fazlası uyumanızı engelleyecektir.
Yattığınız oda da uykunuzun aynasıdır. En ideal odalar; ses olmayan, karanlık, iyi havalandırılmış ve maksimum 18 derece olan odalardır. Uyuduğunuz odada mavi rengin hakim olmasına özen gösterin. Çünkü mavi insanı dinlendirir.
Gece rahat uyumak istiyorsanız, size bir önerimiz var: Su dolu bir kasenin içine 2-3 gül ve 5 damla gül yağı koyun ve başucunuza alın. Sabah ne kadar huzurlu uyandığınızı fark edince, siz de şaşıracaksınız.
Stresli ve yoğun bir gün mü geçirdiniz? O zaman küveti ılık suyla doldurun, içine lavanta ve biberiye esansları ekleyin ve günün yorgunluğunu üzerinizden atın.
Yatağınıza yattıktan kısa bir süre sonra uykuya dalamıyor ve sürekli bir yandan bir yana dönüyorsanız, yatmadan önce bir şeyler okumayı deneyin. Tercihinizi güzel bir aşk hikayesinden yana yaparsanız, daha huzurlu bir şekilde uykuya dalacağınızdan emin olabilirsiniz. Hatta kısık seste klasik veya slow müzik de hiç fena olmaz.
Uyku, güzelliğin en güzel ilacı. Geceleri cildimiz, gündüze oranla kendini sekiz kat daha çabuk yenilenir. Hücreler ve damarlar aktif bir şekilde çalışır ve cilt daha gergin olur. Gece yatmadan önce süreceğiniz bir nemlendirici de sabahları cildinizin daha pürüzsüz olmasını olanak sağlar.
Midenizin geceleri rahat etmesini istiyorsanız, yatmadan önce hafif bir şeyler yemeğe özen göstermelisiniz. En ideali makarna, ekmek veya patates. Çünkü karbonhidrat, vücudu uykuya hazırlar. Ayrıca tatlı sevenlerde yaşadı! Çikolata, içerdiği mutluluk hormonu serotoninin sayesinde vücudun rahatlamasını ve gevşemesini sağlıyor.
Yatmadan önce ayak tabanlarınıza, saç derinize ve alnınıza masaj yapabilirsiniz. Ne kadar rahatladığınızı ve gece daha iyi uyuduğunuzu fark edeceksiniz.
Kendinize sıkı bir uyku programı hazırlayın. Gece yatacağınız ve sabah kalkacağınız saatler belli olsun. Geceleri daha rahat uyumak istiyorsanız, yatmadan önce birkaç ısınma hareketi yaparak kaslarınızın gevşemesini sağlayın.
Gece için üretilen nemlendiriciler ve vücut losyonları içerdikleri maddeler sayesinde sakin ve huzurlu bir gece geçirmenizi sağlar. Bu nedenle yatmadan önce vücudunuzu bakım ürünleriyle beslemeyi ihmal etmeyin.
Kola, çay, kahve ve nikotin uykunun en büyük düşmanlarıdır. Yatacağınıza yakın bunlardan uzak durun. Alkolü ise fazla kaçırmayın. Bir bardak bira veya şarap rahat uyumanızı sağlayacak, fakat daha fazlası uyumanızı engelleyecektir.
Yattığınız oda da uykunuzun aynasıdır. En ideal odalar; ses olmayan, karanlık, iyi havalandırılmış ve maksimum 18 derece olan odalardır. Uyuduğunuz odada mavi rengin hakim olmasına özen gösterin. Çünkü mavi insanı dinlendirir.
Gece rahat uyumak istiyorsanız, size bir önerimiz var: Su dolu bir kasenin içine 2-3 gül ve 5 damla gül yağı koyun ve başucunuza alın. Sabah ne kadar huzurlu uyandığınızı fark edince, siz de şaşıracaksınız.
Stresli ve yoğun bir gün mü geçirdiniz? O zaman küveti ılık suyla doldurun, içine lavanta ve biberiye esansları ekleyin ve günün yorgunluğunu üzerinizden atın.
Yatağınıza yattıktan kısa bir süre sonra uykuya dalamıyor ve sürekli bir yandan bir yana dönüyorsanız, yatmadan önce bir şeyler okumayı deneyin. Tercihinizi güzel bir aşk hikayesinden yana yaparsanız, daha huzurlu bir şekilde uykuya dalacağınızdan emin olabilirsiniz. Hatta kısık seste klasik veya slow müzik de hiç fena olmaz.
Saç dökülmesinin de bir nedeni var mı?
Gönderen NetWork Grup güzellik, Kadın Sağlığı, Yaşam 05:55
Bir çok insan saç dökülmesinden şikayetçi olurlar. Ve bir çok çare ararlar, peki bu soruyu kendinze sordunuz mu saç dökülmesinin de bir nedeni varmı?
Dikkat! Saçlarınızın dökülmesi, sağlığınızla ilgili önemli değişikliklerin göstergesi olabilir.
Bakımlı ve temiz saçlar, yüzyıllardır özellikle kadınlar için güzelliğin en önemli unsurlarından birisi. Öyle ki saçlarda meydana gelen her patolojik durum, kişide derin psikolojik sorunlara sebeb olabiliyor. Dolayısıyla saç problemleri kişiler için önemli bir stres kaynağı yapıyor. Anadolu Sağlık Merkezi'nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın, kadınlarda saç dökülmelerinin nedenleriyle ilgili bilgi verdi.
Kadınlarda; "yaygın" ve "erkek tipi" olmak üzere iki tip saç dökülmesi görülüyor. Erkek tipi saç dökülmesinde, özellikle saç üst kısımlarında seyrelme ve bu bölge saçlarında incelme gerçekleşiyor. Erkek tipi saç dökülmesi genellikle yumurtalık kistleri, hormonal bozukluklar ve böbrek üstü bezi büyümeleri sonucu oluşuyor.
Hızlı kilo kaybı saçların dökülmesine neden oluyor
Anadolu Sağlık Merkezi'nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın, kullanılan ilaçlardan beslenme alışkanlıklarına kadar pek çok faktörün saç dökülmesi üzerinde etkili olabileceğini belirterek şu bilgileri verdi:
"Saç, vücut sağlığının spesifik bir barometresidir. Saç dökülmesinin yaygın nedenleri arasında tansiyon düşürücü, kan sulandırıcı, lipid düşürücü ve guatr ilaçlarının da araların da bulunduğu ilaçların yanı sıra radyasyon ve kemoterapi gibi kimyasal maddelere maruz kalınması yer alıyor. Hormonal nedenler ile sıkı diyetler ve hızlı kilo kaybı gibi beslenme faktörleri, anemi, gebelik, ateşli hastalıklar da saç dökülmelerinde etkili oluyor. Vitamin ve özellikle çinko ve selenyum gibi mineral eksiklikleri, yaşlılık, tiroid ve bağışıklık sistemi hastalıkları, yaygın veya bölgesel deri hastalıkları, psikolojik veya fiziksel stres gibi nedenler de saç dökülmelerine yol açıyor."
Saçın her gün yıkanması doğru değil
Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın Saç dökülmesini önlemek için önce buna neden olan hastalıkların tedavi edilmesi gerektiğini söyledi ve saçın her gün yıkanmasının doğru olmadığına dikkat çekti:
"Saç dökülmesini önlemek için öncelikle altta yatan hastalıkların tedavi edilmesi gerekiyor. Bunun dışında beslenme alışkanlıklarına, özellikle proteinden zengin, karbonhidrattan fakir beslenmeye, yeşil sebze, süt, yumurta, baklagiller tüketimine dikkat edilmeli. Saça mümkün olduğu kadar boya, jöle, fön gibi fiziksel ve kimyasal uygulamalar yapılmamalı. Kışın soğuğa, yazın güneş ve deniz suyunun oluşturduğu kuruluğa karşı gerekli önlemler alınmalı. Saçı her gün yıkamak doğru değil. İki üç günde bir PH değeri 5,5 olan şampuanlar ile yıkamak yeterli. Saçı sık yıkamak saçın yağ dengesini bozar. Eğer bu hususlara dikkat edilirse zaten saç dökülmesi de en aza indirilir."
Sonbaharda saçlar daha çok dökülüyor!
Sonbaharda saç dökülmesi diğer mevsimlere göre daha fazla oluyor. Bunun nedeni bu mevsimde sebze ve meyvenin az olması nedeniyle vitamin alımının azalmasıdır. Ayrıca havaların soğumaya başlamasıyla saçı besleyen kısım olan ve saç soğanı olarak adlandırılan bölgedeki kanlanmanın azalması, soğan kısmının boyutlarında küçülmeye neden oluyor. Bu da saçta dökülmeye yol açıyor. Fakat bir süre sonra bu dökülme kendiliğinden geçiyor. Devam etmesi durumunda bir doktora başvurmakta yarar var.
Gebelik döneminde saçların tümü büyüme evresine girerken, doğumdan üç dört ay sonra saçların hepsi dökülme evresine giriyor ve dökülüyor. Fakat bu, mevsimsel saç dökülmesi gibi geçici bir durum. Doğumdan sonra başlayan bu saç dökülmesi 6 ay ila 1 yıla kadar uzayabiliyor. Gebelik döneminde ek çinko kullanımıyla doğum sonrası meydana gelen saç dökülmesinin şiddeti azaltılabiliyor. Ayrıca gebelik döneminde demir eksikliğinin giderilmesi de bu dökülmenin azaltılması açısından önem taşıyor.
Sağlıklı saçlar için deniz mahsulleri tüketin
Saç dökülmesinin en önemli nedenlerinden birisi dengesiz beslenmedir. Sağlıklı saçlar için öncelikle;
• Yeterli protein ve çinko (özellikle yumurta, deniz ürünleri, fasulye, ceviz ve süt),
• B12 vitamini (karaciğer, börek gibi sakatatlar, deniz ürünleri ve süt),
• Folik asit (yeşil yapraklı sebzeler, mısır ve mercimek),
• Bakır (lahana, karnabahar ve diğer yeşil yapraklı sezeler)
• Selenyum (deniz ürünleri, soğan, sarımsak) gibi vitamin ve minerallerin yeterli düzeyde alınmasına dikkat edilmesi gerekiyor.
Ayrıca sigaradan uzak durmak saç sağlığı için önem taşıyor.
Bilinenin aksine saçları kısa kestirmekle saçların gürleşmesi arasında doğrudan bir bağlantı bulunmuyor. Sadece saçların uzaması ile saç telleri daha kırılgan bir hale geliyor. Saç bu kırılmaların temizlenmesi ile daha kolay uzuyor ve daha canlı hal alıyor.
Dikkat! Saçlarınızın dökülmesi, sağlığınızla ilgili önemli değişikliklerin göstergesi olabilir.
Bakımlı ve temiz saçlar, yüzyıllardır özellikle kadınlar için güzelliğin en önemli unsurlarından birisi. Öyle ki saçlarda meydana gelen her patolojik durum, kişide derin psikolojik sorunlara sebeb olabiliyor. Dolayısıyla saç problemleri kişiler için önemli bir stres kaynağı yapıyor. Anadolu Sağlık Merkezi'nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın, kadınlarda saç dökülmelerinin nedenleriyle ilgili bilgi verdi.
Kadınlarda; "yaygın" ve "erkek tipi" olmak üzere iki tip saç dökülmesi görülüyor. Erkek tipi saç dökülmesinde, özellikle saç üst kısımlarında seyrelme ve bu bölge saçlarında incelme gerçekleşiyor. Erkek tipi saç dökülmesi genellikle yumurtalık kistleri, hormonal bozukluklar ve böbrek üstü bezi büyümeleri sonucu oluşuyor.
Hızlı kilo kaybı saçların dökülmesine neden oluyor
Anadolu Sağlık Merkezi'nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın, kullanılan ilaçlardan beslenme alışkanlıklarına kadar pek çok faktörün saç dökülmesi üzerinde etkili olabileceğini belirterek şu bilgileri verdi:
"Saç, vücut sağlığının spesifik bir barometresidir. Saç dökülmesinin yaygın nedenleri arasında tansiyon düşürücü, kan sulandırıcı, lipid düşürücü ve guatr ilaçlarının da araların da bulunduğu ilaçların yanı sıra radyasyon ve kemoterapi gibi kimyasal maddelere maruz kalınması yer alıyor. Hormonal nedenler ile sıkı diyetler ve hızlı kilo kaybı gibi beslenme faktörleri, anemi, gebelik, ateşli hastalıklar da saç dökülmelerinde etkili oluyor. Vitamin ve özellikle çinko ve selenyum gibi mineral eksiklikleri, yaşlılık, tiroid ve bağışıklık sistemi hastalıkları, yaygın veya bölgesel deri hastalıkları, psikolojik veya fiziksel stres gibi nedenler de saç dökülmelerine yol açıyor."
Saçın her gün yıkanması doğru değil
Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Figen Akın Saç dökülmesini önlemek için önce buna neden olan hastalıkların tedavi edilmesi gerektiğini söyledi ve saçın her gün yıkanmasının doğru olmadığına dikkat çekti:
"Saç dökülmesini önlemek için öncelikle altta yatan hastalıkların tedavi edilmesi gerekiyor. Bunun dışında beslenme alışkanlıklarına, özellikle proteinden zengin, karbonhidrattan fakir beslenmeye, yeşil sebze, süt, yumurta, baklagiller tüketimine dikkat edilmeli. Saça mümkün olduğu kadar boya, jöle, fön gibi fiziksel ve kimyasal uygulamalar yapılmamalı. Kışın soğuğa, yazın güneş ve deniz suyunun oluşturduğu kuruluğa karşı gerekli önlemler alınmalı. Saçı her gün yıkamak doğru değil. İki üç günde bir PH değeri 5,5 olan şampuanlar ile yıkamak yeterli. Saçı sık yıkamak saçın yağ dengesini bozar. Eğer bu hususlara dikkat edilirse zaten saç dökülmesi de en aza indirilir."
Sonbaharda saçlar daha çok dökülüyor!
Sonbaharda saç dökülmesi diğer mevsimlere göre daha fazla oluyor. Bunun nedeni bu mevsimde sebze ve meyvenin az olması nedeniyle vitamin alımının azalmasıdır. Ayrıca havaların soğumaya başlamasıyla saçı besleyen kısım olan ve saç soğanı olarak adlandırılan bölgedeki kanlanmanın azalması, soğan kısmının boyutlarında küçülmeye neden oluyor. Bu da saçta dökülmeye yol açıyor. Fakat bir süre sonra bu dökülme kendiliğinden geçiyor. Devam etmesi durumunda bir doktora başvurmakta yarar var.
Gebelik döneminde saçların tümü büyüme evresine girerken, doğumdan üç dört ay sonra saçların hepsi dökülme evresine giriyor ve dökülüyor. Fakat bu, mevsimsel saç dökülmesi gibi geçici bir durum. Doğumdan sonra başlayan bu saç dökülmesi 6 ay ila 1 yıla kadar uzayabiliyor. Gebelik döneminde ek çinko kullanımıyla doğum sonrası meydana gelen saç dökülmesinin şiddeti azaltılabiliyor. Ayrıca gebelik döneminde demir eksikliğinin giderilmesi de bu dökülmenin azaltılması açısından önem taşıyor.
Sağlıklı saçlar için deniz mahsulleri tüketin
Saç dökülmesinin en önemli nedenlerinden birisi dengesiz beslenmedir. Sağlıklı saçlar için öncelikle;
• Yeterli protein ve çinko (özellikle yumurta, deniz ürünleri, fasulye, ceviz ve süt),
• B12 vitamini (karaciğer, börek gibi sakatatlar, deniz ürünleri ve süt),
• Folik asit (yeşil yapraklı sebzeler, mısır ve mercimek),
• Bakır (lahana, karnabahar ve diğer yeşil yapraklı sezeler)
• Selenyum (deniz ürünleri, soğan, sarımsak) gibi vitamin ve minerallerin yeterli düzeyde alınmasına dikkat edilmesi gerekiyor.
Ayrıca sigaradan uzak durmak saç sağlığı için önem taşıyor.
Bilinenin aksine saçları kısa kestirmekle saçların gürleşmesi arasında doğrudan bir bağlantı bulunmuyor. Sadece saçların uzaması ile saç telleri daha kırılgan bir hale geliyor. Saç bu kırılmaların temizlenmesi ile daha kolay uzuyor ve daha canlı hal alıyor.
Artık doğal güzelliğe ulaşmak revaçta
Gönderen NetWork Grup Genel Sağlık, güzellik, Kadın Sağlığı, Yaşam 05:45
Hatların ve cildin doğal görünümünü kaybetmeden yapılan medikal estetik uygulamaları hem çok güzel hem de sağlıklı bir cilt arzu edenlerin ilk tercihi haline geldi.
Günümüzde hepimiz sağlıklı olmanın içten dışa bir bütün olduğunu ve bunun cilt rengimizden yaşıtlarımıza nazaran daha genç görünmek olduğunun farkındayız.
Güzel görünmenin yanı sıra yeterli su içmenin, egzersiz yapmanın ve düzenli beslenmenin hem yaşam kalitemizi yükselttiği hem de daha güzel görünmeyi sağladığı bir gerçek. Tüm bunların yanında daha güzel görünmek adına yapılan estetik uygulamalar ise artık yerini daha doğal yöntemlere bıraktı. Daha genç ve güzel görünmek için yapılan uygulamaların başında gelen medikal estetik uygulamalarına artan talep de bunun bir göstergesi.
Estetik Uzmanı Dr.Alp Mamak'a göre geçtiğimiz senelerde, solaryumdan Afrikalı cilt rengine ulaşmak genç kızlar ve erkekler tarafından tercih ediliyordu ve karakteristik, yüz bütününe uygun buruna sahip insanlar bile burun estetiği tercih ediyordu. Bu günlerde ise bu işlemleri yaptıran solaryumdan kalma cilt lekelerinin tedavisi için kimyasal peeling uygulatıyor ve cilt rengini açtırıyor; beraberinde cilt kuruması yaşadıkları için mezoterapi ile nem kaybı gideriliyor. Yapılan burun estetiği sonrası daha doğal bir görünüm için burun sırtı dolduruluyor ve daha nice yaklaşımla geçmiş hataların tamiri yapılıyor. Dolgu ve botox uygulamalarında da kadınlar artık doğal bir görüntü talep ediyor. Dudak dolgusunda çok daha fazla ürünle şişmiş bir görüntü yerine hafif kontur belirginleştirme tercih sebebleri.
Uzman Dr.Alp Mamak artık insanların daha gergin ve genç bir yüz için ameliyat olmadan mezoterapi ve mezolifting uygulamalarını seçtiğinin altını çizerken, uygulanan bu yöntemlerin cilde doğal vitamin ve mineral desteği sağladığını, iyi bir beslenme, su tüketimi ve egzersizle birlikte 10 yaşa kadar daha genç bir görüntü elde edildiğini söyledi. Doğal ve sağlıklı bir görünüm elde etmek isteyenlerin ise öncelikli tercihinin ozonterapi uygulaması olduğunu söyleyen Dr. Alp Mamak 'Haftada 1, toplamda 10 seans uygulanan ozonterapi sayesinde kişinin hem daha zinde olup hem de hastalıklara karşı direncinin artması mümkün' diye söyledi.
Günümüzde hepimiz sağlıklı olmanın içten dışa bir bütün olduğunu ve bunun cilt rengimizden yaşıtlarımıza nazaran daha genç görünmek olduğunun farkındayız.
Güzel görünmenin yanı sıra yeterli su içmenin, egzersiz yapmanın ve düzenli beslenmenin hem yaşam kalitemizi yükselttiği hem de daha güzel görünmeyi sağladığı bir gerçek. Tüm bunların yanında daha güzel görünmek adına yapılan estetik uygulamalar ise artık yerini daha doğal yöntemlere bıraktı. Daha genç ve güzel görünmek için yapılan uygulamaların başında gelen medikal estetik uygulamalarına artan talep de bunun bir göstergesi.
Estetik Uzmanı Dr.Alp Mamak'a göre geçtiğimiz senelerde, solaryumdan Afrikalı cilt rengine ulaşmak genç kızlar ve erkekler tarafından tercih ediliyordu ve karakteristik, yüz bütününe uygun buruna sahip insanlar bile burun estetiği tercih ediyordu. Bu günlerde ise bu işlemleri yaptıran solaryumdan kalma cilt lekelerinin tedavisi için kimyasal peeling uygulatıyor ve cilt rengini açtırıyor; beraberinde cilt kuruması yaşadıkları için mezoterapi ile nem kaybı gideriliyor. Yapılan burun estetiği sonrası daha doğal bir görünüm için burun sırtı dolduruluyor ve daha nice yaklaşımla geçmiş hataların tamiri yapılıyor. Dolgu ve botox uygulamalarında da kadınlar artık doğal bir görüntü talep ediyor. Dudak dolgusunda çok daha fazla ürünle şişmiş bir görüntü yerine hafif kontur belirginleştirme tercih sebebleri.
Uzman Dr.Alp Mamak artık insanların daha gergin ve genç bir yüz için ameliyat olmadan mezoterapi ve mezolifting uygulamalarını seçtiğinin altını çizerken, uygulanan bu yöntemlerin cilde doğal vitamin ve mineral desteği sağladığını, iyi bir beslenme, su tüketimi ve egzersizle birlikte 10 yaşa kadar daha genç bir görüntü elde edildiğini söyledi. Doğal ve sağlıklı bir görünüm elde etmek isteyenlerin ise öncelikli tercihinin ozonterapi uygulaması olduğunu söyleyen Dr. Alp Mamak 'Haftada 1, toplamda 10 seans uygulanan ozonterapi sayesinde kişinin hem daha zinde olup hem de hastalıklara karşı direncinin artması mümkün' diye söyledi.
Uzun bir ömür mü, kaliteli yaşam mı?
Gönderen NetWork Grup Kadın Sağlığı, Ruh Sağlığı, Yaşam 02:41
William Shakespeare'in çok güzel bir sözü vardır: Yaşam üç perdelik bir tiyatro, fakat son perdesi kanlı geçer.Oldukca haklı olduğunu belli yaşlara geldiğiniz zaman, yaşanması gerekenleri yaşadığınız zaman fark ediyorsunuz.
Kalıcı makyaj ne kadar kalıcı?
Gönderen NetWork Grup Genel Sağlık, güzellik, Yaşam 02:20
Yaz mevsiminde havalar ısınmasıyla çekilmez bir hal alan sıcak havalar bazen makyaj yapmaya izin vermiyor.
Bir de tatilde denize giriyorsanız, havuzla fazla haşır neşirseniz işiniz oldukça zor olsa gerek. Son dönemde kadınların fazlaca rağbet ettiği kalıcı makyaj ile bu sorununuzu kolayca çözebilirsiniz.
Kalıcı makyaj uygulamaları sayesinde şekilli kaşlar, renkli dudaklar ve belirgin gözlerle denizde ya da havuzda bakımlı görünmeniz mümkün.
12 yıldır profesyonel olarak kalıcı makyaj uygulayan uzman estetisyen Berna Bilir, bu konuda merak ettiklerini yanıtladı:
- Kalıcı makyaj nedir?
Kalıcı makyajı "mikro steril tek kullanımlık iğne yardımıyla doğal mineral renklerin deri yüzeyinin hemen altına aşılanması" olarak tanımlayabiliriz.
- Öncesinde herhangi bir test yapılıyor mu?
Evet, öncesinde kişiyi mutlaka alerji testinden geçiriyoruz.
- Uygulama ne kadar sürüyor ve kalıcılığı ne kadar?
Makyaj uygulaması yaklaşık 1,5 saati buluyor. Ancak tek seansta tamamlanıyor. Uyguladığımız makyaj 2-3 yıl kadar da kalıcı oluyor.
- Bu makyajın avantajları neler?
Öncelikle parlak ve homojen olmayan makyaja oranla daha doğal görünüyor. Özellikle çalışan kadınların gözdesi olan kalıcı makyaj "tazeleme" derdini ortadan kaldırıyor. Zamandan ve bütçeden tasarruf edilmesini sağlarken, kozmetik ürünlere alerjisi olan kadınların da vazgeçilmezi.
- Kalıcı makyaj uygulamaların sonucunda ne sağlanıyor?
"Kozmetik dövme" sayılabilecek bu işlem sonucunda kaş, göz çizgisi veya dudaklara, cilt rengine uyumlu makyaj uygulayarak küçük kusurların kapatılması veya anatomik bozuklukların giderilmesi de sağlanıyor.
- Uygulamada kullandığınız ürünlerin özelliği nedir?
Bu alanda dünyada ne uygulanıyorsa Türkiye'de de aynısı yapılıyor çünkü trendleri yakından izliyoruz. Kullandığımız tüm malzemeler yurt dışından geliyor. Anti-alerjik, su bazlı ve bitkisel pigmentler kullanılıyor. Bu boyalar kesinlikle kimyasal katkı ve boya içermiyor.
Bir de tatilde denize giriyorsanız, havuzla fazla haşır neşirseniz işiniz oldukça zor olsa gerek. Son dönemde kadınların fazlaca rağbet ettiği kalıcı makyaj ile bu sorununuzu kolayca çözebilirsiniz.
Kalıcı makyaj uygulamaları sayesinde şekilli kaşlar, renkli dudaklar ve belirgin gözlerle denizde ya da havuzda bakımlı görünmeniz mümkün.
12 yıldır profesyonel olarak kalıcı makyaj uygulayan uzman estetisyen Berna Bilir, bu konuda merak ettiklerini yanıtladı:
- Kalıcı makyaj nedir?
Kalıcı makyajı "mikro steril tek kullanımlık iğne yardımıyla doğal mineral renklerin deri yüzeyinin hemen altına aşılanması" olarak tanımlayabiliriz.
- Öncesinde herhangi bir test yapılıyor mu?
Evet, öncesinde kişiyi mutlaka alerji testinden geçiriyoruz.
- Uygulama ne kadar sürüyor ve kalıcılığı ne kadar?
Makyaj uygulaması yaklaşık 1,5 saati buluyor. Ancak tek seansta tamamlanıyor. Uyguladığımız makyaj 2-3 yıl kadar da kalıcı oluyor.
- Bu makyajın avantajları neler?
Öncelikle parlak ve homojen olmayan makyaja oranla daha doğal görünüyor. Özellikle çalışan kadınların gözdesi olan kalıcı makyaj "tazeleme" derdini ortadan kaldırıyor. Zamandan ve bütçeden tasarruf edilmesini sağlarken, kozmetik ürünlere alerjisi olan kadınların da vazgeçilmezi.
- Kalıcı makyaj uygulamaların sonucunda ne sağlanıyor?
"Kozmetik dövme" sayılabilecek bu işlem sonucunda kaş, göz çizgisi veya dudaklara, cilt rengine uyumlu makyaj uygulayarak küçük kusurların kapatılması veya anatomik bozuklukların giderilmesi de sağlanıyor.
- Uygulamada kullandığınız ürünlerin özelliği nedir?
Bu alanda dünyada ne uygulanıyorsa Türkiye'de de aynısı yapılıyor çünkü trendleri yakından izliyoruz. Kullandığımız tüm malzemeler yurt dışından geliyor. Anti-alerjik, su bazlı ve bitkisel pigmentler kullanılıyor. Bu boyalar kesinlikle kimyasal katkı ve boya içermiyor.
.jpg)















