Popüler Yayınlar
-
Fransızların ünlü bir araştırma şirketine göre, Parisli kadınlar her şeyin doğal olanını tercih etme eğiliminde. Şehirli kadınlar bile p...
-
Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde, artık günlük hayatımızın bir parçası haline gelen telefon görüşmelerinde neler yapmalısınız ya da ...
-
Formda kalmak için iyi beslenmek ve spor yapmak şart. Egzersizden en iyi sonucu alabilmek ve kas yapımında hızlı yol katedebilmeniz için e...
-
Alışkanlıklarınızda ufak değişiklikler yaparak, 1 ay sonunda harika göğüslere sahip olabilirsiniz. İşte göğüs güzelliğiniz için uygulayabi...
Tüm vücut bakımı ürün fırsatları için tıklayın !
Zayıf kalmak için 50 tane ipucu
Gönderen NetWork Grup Diyet zayıflama, güzellik, Kadın Sağlığı, Yaşam 06:55
Zayıf kalmak için nelere dikkat edilmeli? İşte size 50 tane ip ucu...
Size verilen bu ipuçlarını diyetinize dahil ederseniz sonuca ulaşmanız kesin garanti.
Zayıflamak için hayatınızda yapacağınız 50 tane farklı değişiklikle forma girebilir, sağlıklı ve ideal kilonuza ulaşabilirsiniz. Bu ipuçlarını düzenli olarak uyguladığınızda bakalım siz kaç kilo vereceksiniz...
1. Neden zayıflamak istediğinizi bilin ve zayıflama düşüncesine kendinizi ona hazırlayın.
2. Zayıf günlerinizden bir fotoğrafınızı mutfağınıza ya da buzdolabınıza asın ve ona bakın.
3. Lokmalar arasında yarım dk kadar ara vermeye çalışın, her lokmada çatalı elinizden bırakın.
4. Asla aç karnına alışverişe gitmeyin, mutlaka bir alışveriş listesi yapın ve ona sadık kalın.
5. TV izlerken ya da kitap okurken bir şey atıştırmayın, yemek yerken sadece yemeğe odaklanın.
6. Her öğünde sadece bir porsiyon ana yemek yiyin, mutlaka her öğüne salata ilave yapın.
7. Yemekten sonra hemen dişlerinizi kesinlikle fırçalayın.
8. Kendinize Karnım gerçekten aç mı sorusunu sorun ve gerçekten acıkmadan asla yemek yemeyin.
9. Isırdığınız her lokmanın tadını almaya çalışın, iyice çiğnemeden asla yutmayın.
10. Yürüyen merdivenler ve asansörler yerine genellikle merdivenleri tercih edin.
11. Yürüyüşlerinizi yemekten sonra yapınız.
12. Birşeyler içmek istediğinizde gazlı içecekler yerine bitki çayları için, alkol almanız gerekiyorsa da şarabı tercih ediniz.
13. Sebze yemeklerinin üzerine dökeceğiniz sosları suyla hazırlayın, yağ ile değil.
14. Meyve sularını yarı yarıya suyla ya da maden suyuyla karıştırıp öyle içiniz.
15. Ayakta yeme yerine, oturarak yemeyi tercih ediniz, yarım saatten fazla masada kalmayın.
16. Yemeğin dozunu fazla kaçırırsanız ertesi gün normalden daha az yemeye çalışınız.
17. Izgara yapacağınız eti yağlamak yerine soslayınız.
18. Her öğünden önce yulaflı birşeyler atıştırın, bu daha kolay doymanızı size sağlayacaktır.
19. Diyet ya da light içecekleri tercih edin, şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durunuz.
20. Abur cubur yerine küçük taneli meyvelere yöneliniz.
21. Her lokmanızı 20 kere çiğnemeye çalışınız.
22. Açlık hissettiğinizde şekersiz bile olsa sakız çiğnemeyiniz.
23. Açlık hissettiğinizde evden dışarı çıkmaya çalışın, yiyeceklerden uzak kalınız.
24. Açlık hissettiğinizde bir dilim salatalık yiyiniz.
25. Kendinize vanilyalı, meyveli, limonlu buzlar hazırlayın, dondurma yerine bunları yiyiniz.
26. Davetlere gitmeden önce yağsız küçük bir yoğurt yiyiniz.
27. Peynir iştah keser, yemek öncesi'de yiyebilirsiniz.
Küçük porsiyonlar
28. Yatarken kesinlikle ağzınıza şeker atmayın ya da meyveyi yatmadan en az 2 saat önce yiyiniz.
29. Acıktığınızı hissettiğinizde su ya da bitkisel çay için, sonra gerçekten aç olup olmadığınıza tekrar bakınız.
30. Her öğünden önce bir bardak maden suyuna limon sıkıp içiniz.
31. Sevdiğiniz şeyleri küçük porsiyonlar halinde hazırlayınız.
32. Öğünler araların'da kalorisi düşük bir sebze ya da meyveyi sınırsız miktarda yiyebilirsiniz.
33. Öğün saatlerinize uymaya çalışın, öğün atlamayın ve öğün aralarında mutlaka light yoğurt, 1 porsiyon meyve ya da bir adet kepekli tost yiyiniz.
34. O öğünde ne kadar yiyecekseniz o kadar pişirin, yiyecekleri taze tüketin ve ertesi güne bırakmamaya özen gösteriniz.
35. Her zaman küçük tabaklar kullanınız, bu otomatik olarak yediğiniz porsiyonları küçültecektir.
36. Canınız tatlı bir şeyler yemek isterse 20 dakika beklemeye çalışın, tatlı isteği hala devam ediyorsa çilek, şeftali ya da karpuz gibi tatlı meyvelerden 1 porsiyon yemeye çalışınız.
37. Aynanın önünde çıplak olarak kendinizi inceleyiniz.
38. Akşam yemeklerinizi mutlaka hafif yiyin, hatta akşam 7'den sonra akşam yemeği yememeye çalışınız, çünkü metabolizmanız akşamları yavaşlar.
39. Kalorisi az menüler bulunduran restoranlara gidiniz.
Haftada bir ne yapacaksınız?
40. Sebzeleri haşladığınız suyu içebilirsiniz.
41. Meyve ve sebze ağırlıklı diyetleri tercih ediniz.
42. Et ve balığı alüminyum folyo içinde pişirin, kızartma yapmayınız.
43. Haftanın bir gününü meyve günü ilan ediniz.
44. Haftanın bir gününü pirinç günü olarak değerlendiriniz.
45. Besinleri mümkün olduğunca parçalamadan tüketmeye çalışın, püre yapmamaya ve liflerini bozmamaya özen gösteriniz.
46. Bir hafta içinde yediğiniz her şeyi ve kilo değişikliklerini not ediniz.
47. Hergün güne mutlaka kahvaltı ederek başlayınız.
48. Yemekten 1-2 saat önce bir porsiyon meyve yiyin.
49. Light içeceklerin içinde tatlandırıcı bulunur, mümkün olduğunca az tüketmeye çalışınız.
50. Zayıflamayı keyifli hale getirecek ödüller belirleyin, her kilo hedefinize ulaştığınızda kendinizi ödüllendirin, tabi bu ödül pasta değil yeni bir kıyafet olabilir mesela.
Size verilen bu ipuçlarını diyetinize dahil ederseniz sonuca ulaşmanız kesin garanti.
Zayıflamak için hayatınızda yapacağınız 50 tane farklı değişiklikle forma girebilir, sağlıklı ve ideal kilonuza ulaşabilirsiniz. Bu ipuçlarını düzenli olarak uyguladığınızda bakalım siz kaç kilo vereceksiniz...
1. Neden zayıflamak istediğinizi bilin ve zayıflama düşüncesine kendinizi ona hazırlayın.
2. Zayıf günlerinizden bir fotoğrafınızı mutfağınıza ya da buzdolabınıza asın ve ona bakın.
3. Lokmalar arasında yarım dk kadar ara vermeye çalışın, her lokmada çatalı elinizden bırakın.
4. Asla aç karnına alışverişe gitmeyin, mutlaka bir alışveriş listesi yapın ve ona sadık kalın.
5. TV izlerken ya da kitap okurken bir şey atıştırmayın, yemek yerken sadece yemeğe odaklanın.
6. Her öğünde sadece bir porsiyon ana yemek yiyin, mutlaka her öğüne salata ilave yapın.
7. Yemekten sonra hemen dişlerinizi kesinlikle fırçalayın.
8. Kendinize Karnım gerçekten aç mı sorusunu sorun ve gerçekten acıkmadan asla yemek yemeyin.
9. Isırdığınız her lokmanın tadını almaya çalışın, iyice çiğnemeden asla yutmayın.
10. Yürüyen merdivenler ve asansörler yerine genellikle merdivenleri tercih edin.
11. Yürüyüşlerinizi yemekten sonra yapınız.
12. Birşeyler içmek istediğinizde gazlı içecekler yerine bitki çayları için, alkol almanız gerekiyorsa da şarabı tercih ediniz.
13. Sebze yemeklerinin üzerine dökeceğiniz sosları suyla hazırlayın, yağ ile değil.
14. Meyve sularını yarı yarıya suyla ya da maden suyuyla karıştırıp öyle içiniz.
15. Ayakta yeme yerine, oturarak yemeyi tercih ediniz, yarım saatten fazla masada kalmayın.
16. Yemeğin dozunu fazla kaçırırsanız ertesi gün normalden daha az yemeye çalışınız.
17. Izgara yapacağınız eti yağlamak yerine soslayınız.
18. Her öğünden önce yulaflı birşeyler atıştırın, bu daha kolay doymanızı size sağlayacaktır.
19. Diyet ya da light içecekleri tercih edin, şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durunuz.
20. Abur cubur yerine küçük taneli meyvelere yöneliniz.
21. Her lokmanızı 20 kere çiğnemeye çalışınız.
22. Açlık hissettiğinizde şekersiz bile olsa sakız çiğnemeyiniz.
23. Açlık hissettiğinizde evden dışarı çıkmaya çalışın, yiyeceklerden uzak kalınız.
24. Açlık hissettiğinizde bir dilim salatalık yiyiniz.
25. Kendinize vanilyalı, meyveli, limonlu buzlar hazırlayın, dondurma yerine bunları yiyiniz.
26. Davetlere gitmeden önce yağsız küçük bir yoğurt yiyiniz.
27. Peynir iştah keser, yemek öncesi'de yiyebilirsiniz.
Küçük porsiyonlar
28. Yatarken kesinlikle ağzınıza şeker atmayın ya da meyveyi yatmadan en az 2 saat önce yiyiniz.
29. Acıktığınızı hissettiğinizde su ya da bitkisel çay için, sonra gerçekten aç olup olmadığınıza tekrar bakınız.
30. Her öğünden önce bir bardak maden suyuna limon sıkıp içiniz.
31. Sevdiğiniz şeyleri küçük porsiyonlar halinde hazırlayınız.
32. Öğünler araların'da kalorisi düşük bir sebze ya da meyveyi sınırsız miktarda yiyebilirsiniz.
33. Öğün saatlerinize uymaya çalışın, öğün atlamayın ve öğün aralarında mutlaka light yoğurt, 1 porsiyon meyve ya da bir adet kepekli tost yiyiniz.
34. O öğünde ne kadar yiyecekseniz o kadar pişirin, yiyecekleri taze tüketin ve ertesi güne bırakmamaya özen gösteriniz.
35. Her zaman küçük tabaklar kullanınız, bu otomatik olarak yediğiniz porsiyonları küçültecektir.
36. Canınız tatlı bir şeyler yemek isterse 20 dakika beklemeye çalışın, tatlı isteği hala devam ediyorsa çilek, şeftali ya da karpuz gibi tatlı meyvelerden 1 porsiyon yemeye çalışınız.
37. Aynanın önünde çıplak olarak kendinizi inceleyiniz.
38. Akşam yemeklerinizi mutlaka hafif yiyin, hatta akşam 7'den sonra akşam yemeği yememeye çalışınız, çünkü metabolizmanız akşamları yavaşlar.
39. Kalorisi az menüler bulunduran restoranlara gidiniz.
Haftada bir ne yapacaksınız?
40. Sebzeleri haşladığınız suyu içebilirsiniz.
41. Meyve ve sebze ağırlıklı diyetleri tercih ediniz.
42. Et ve balığı alüminyum folyo içinde pişirin, kızartma yapmayınız.
43. Haftanın bir gününü meyve günü ilan ediniz.
44. Haftanın bir gününü pirinç günü olarak değerlendiriniz.
45. Besinleri mümkün olduğunca parçalamadan tüketmeye çalışın, püre yapmamaya ve liflerini bozmamaya özen gösteriniz.
46. Bir hafta içinde yediğiniz her şeyi ve kilo değişikliklerini not ediniz.
47. Hergün güne mutlaka kahvaltı ederek başlayınız.
48. Yemekten 1-2 saat önce bir porsiyon meyve yiyin.
49. Light içeceklerin içinde tatlandırıcı bulunur, mümkün olduğunca az tüketmeye çalışınız.
50. Zayıflamayı keyifli hale getirecek ödüller belirleyin, her kilo hedefinize ulaştığınızda kendinizi ödüllendirin, tabi bu ödül pasta değil yeni bir kıyafet olabilir mesela.
Saçlarınızın daha da parlaması için
Gönderen NetWork Grup güzellik, Kadın Sağlığı, Yaşam 06:36
Bayanlar saç bakımında saçlarınızın parlak ve sağlıklı saçlar için önerilerimize kulak verin
Bayanlar kendi görüntünüze uygun saç kesimi için kuaförünüze güvenin ve kendinizi ona bırakın... İster inanın ister inanmayın bacak bacak üstüne atıp, karışmadığınızda kesim sonrasında farklı ve farklı bir görüntüye kavuşabilirsiniz.
Mükemmel kimya
Bayanlar Saçlarınızın yapısını anlatın: Saçlarınızı boyatmadan, düzleştirmeden veya perma yaptırmadan önce, saçlarınızın yapısıyla ilgili kuaförünüzle konuşun. Bu uygulamaları daha önce yaptırdıysanız ve herhangi bir sorunla karşılaştıysanız anlatın. Böylece kuaförünüz saçınıza uygulayacağı malzemelerle ilgili daha kolay karar verebilecektir.
Saçlarınız Yeni renkle canlanın: Saçlarınızı yıkamadan önce güçlendirici ürünler kullanın. Her yıkamamadan sonra saçlarınızın rengi giderek solar... Haftada iki kere saç rengini artıran ve kökleri güçlendiren bir şampuanla masaj yaparak uygulayın ve sabah yıkayın. Saçlarınızı boyatmadan önce daha önceki boya artıklarından kurtulun ve sonrasında yeniden boyatın.
Düzleştirme stratejileri
Saçlarınızı Fönletin: Kıvırcıkları kontrol edin. Saçlarınızı düzleştirirken, saçlarınızın tamamen kuruduğundan emin olun. Saçlarınızın nemli kalması düz şeklin çabuk bozulmasına neden olur.
Saçlarınızı Ütüleyin: Saçları hızlı bir şekilde düzleştirmenin diğer bir yolu da ütülemektir. Nasıl yapabilirsiniz? Saçlarınızı parmaklarınızla düzleştirerek fönleyin. Saçlarınız kuruyunca düz bir fırça ile tarayın, varsa parlatıcı veya sprey uygulayın. En sonunda 3-4 cm'lik kısımlar halinde düz bir zeminde ütü uygulayın. Bu yöntemnle saçlarınız 2-3 gün düz kalacaktır.
Parlak saçlar
Parlak saçlar az şampuan: Daha çok parlaklık için daha az şampuan... Saçlarınız yağlanmadıkça her gün yıkamayın. Saçları hergün şampaunla yıkamak saçları koruyan, besleyen ve parlak gösteren doğal yağını yok eder. Eğer saçlarınız kuru, yıpranmış ve boyalıysa saçlarınızı 2 gün yıkamayın. Eğer saçlarınız normalse bir veya iki gün yıkamayabilirsiniz. Saçlarınız şeklini kaybediyorsa sadece su ile durulayın.
Bayanlar En iyi fön: 1600 watt'lık bir fön makinesi, hızlı ve güçlü kurutma sağlayarak, kalıcı ve etkili fön sağlar. Aşırı sıcak havanın saçlarınıza zarar vermediğini mutlaka kontrol edin. Standart fön makinelerinden daha uzun süre kalıcılık sağlar. Yandaki saçlarınızı şekillendirmeniz zor oluyorsa ıslak veya kuru saçlar için olan saç şekillendiricilerden kullanabilirsiniz.
Dalgalı saçlar
Bayanlar Saçlarınıza dalga verirken yakmayın: Saçlarınızı saç maşasıyla kıvırcık hale getirirken kızartmayın. İnce saçları kıvırcık hale getirirken kuru olmasına dikkat edin. Sonrasında uygulayacağınız sprey bvozulmasını önleyecektir. Cansız saçları 3 - 5 cm genişliğinde ayırarak şekillendirmeye çalışın. Eğer saçlarınızı kurutma makinesine sokacaksanız 30 dakikadan fazla beklemeyin.
Kısa sürede dalga şekline kavuşma: Kuru ve temiz saçınızı 3-5 cm genişliğinde ayırın. Daha sonra iki , üç veya daha fazla parmağınıza dolayın. Ancak unutmayın, daha büyük dalgalar çabuk bozulur. Bir tokayla tutturun ve fön makinesiyle 10 dakika kurutun. Tokaları çıkartın ve güzel şekillendirin.
Saçlarınızı Dalgalı bırakın: Her zaman dalgalı saçlar kullanılmayabilir. Yeni model bigudilerle saçlarınıza dalga kazandırabilirsiniz. Kumaş bigudileri seçerseniz saçlarınızı diplerine kadar sarabilirsiniz.
Bayanlar kendi görüntünüze uygun saç kesimi için kuaförünüze güvenin ve kendinizi ona bırakın... İster inanın ister inanmayın bacak bacak üstüne atıp, karışmadığınızda kesim sonrasında farklı ve farklı bir görüntüye kavuşabilirsiniz.
Mükemmel kimya
Bayanlar Saçlarınızın yapısını anlatın: Saçlarınızı boyatmadan, düzleştirmeden veya perma yaptırmadan önce, saçlarınızın yapısıyla ilgili kuaförünüzle konuşun. Bu uygulamaları daha önce yaptırdıysanız ve herhangi bir sorunla karşılaştıysanız anlatın. Böylece kuaförünüz saçınıza uygulayacağı malzemelerle ilgili daha kolay karar verebilecektir.
Saçlarınız Yeni renkle canlanın: Saçlarınızı yıkamadan önce güçlendirici ürünler kullanın. Her yıkamamadan sonra saçlarınızın rengi giderek solar... Haftada iki kere saç rengini artıran ve kökleri güçlendiren bir şampuanla masaj yaparak uygulayın ve sabah yıkayın. Saçlarınızı boyatmadan önce daha önceki boya artıklarından kurtulun ve sonrasında yeniden boyatın.
Düzleştirme stratejileri
Saçlarınızı Fönletin: Kıvırcıkları kontrol edin. Saçlarınızı düzleştirirken, saçlarınızın tamamen kuruduğundan emin olun. Saçlarınızın nemli kalması düz şeklin çabuk bozulmasına neden olur.
Saçlarınızı Ütüleyin: Saçları hızlı bir şekilde düzleştirmenin diğer bir yolu da ütülemektir. Nasıl yapabilirsiniz? Saçlarınızı parmaklarınızla düzleştirerek fönleyin. Saçlarınız kuruyunca düz bir fırça ile tarayın, varsa parlatıcı veya sprey uygulayın. En sonunda 3-4 cm'lik kısımlar halinde düz bir zeminde ütü uygulayın. Bu yöntemnle saçlarınız 2-3 gün düz kalacaktır.
Parlak saçlar
Parlak saçlar az şampuan: Daha çok parlaklık için daha az şampuan... Saçlarınız yağlanmadıkça her gün yıkamayın. Saçları hergün şampaunla yıkamak saçları koruyan, besleyen ve parlak gösteren doğal yağını yok eder. Eğer saçlarınız kuru, yıpranmış ve boyalıysa saçlarınızı 2 gün yıkamayın. Eğer saçlarınız normalse bir veya iki gün yıkamayabilirsiniz. Saçlarınız şeklini kaybediyorsa sadece su ile durulayın.
Bayanlar En iyi fön: 1600 watt'lık bir fön makinesi, hızlı ve güçlü kurutma sağlayarak, kalıcı ve etkili fön sağlar. Aşırı sıcak havanın saçlarınıza zarar vermediğini mutlaka kontrol edin. Standart fön makinelerinden daha uzun süre kalıcılık sağlar. Yandaki saçlarınızı şekillendirmeniz zor oluyorsa ıslak veya kuru saçlar için olan saç şekillendiricilerden kullanabilirsiniz.
Dalgalı saçlar
Bayanlar Saçlarınıza dalga verirken yakmayın: Saçlarınızı saç maşasıyla kıvırcık hale getirirken kızartmayın. İnce saçları kıvırcık hale getirirken kuru olmasına dikkat edin. Sonrasında uygulayacağınız sprey bvozulmasını önleyecektir. Cansız saçları 3 - 5 cm genişliğinde ayırarak şekillendirmeye çalışın. Eğer saçlarınızı kurutma makinesine sokacaksanız 30 dakikadan fazla beklemeyin.
Kısa sürede dalga şekline kavuşma: Kuru ve temiz saçınızı 3-5 cm genişliğinde ayırın. Daha sonra iki , üç veya daha fazla parmağınıza dolayın. Ancak unutmayın, daha büyük dalgalar çabuk bozulur. Bir tokayla tutturun ve fön makinesiyle 10 dakika kurutun. Tokaları çıkartın ve güzel şekillendirin.
Saçlarınızı Dalgalı bırakın: Her zaman dalgalı saçlar kullanılmayabilir. Yeni model bigudilerle saçlarınıza dalga kazandırabilirsiniz. Kumaş bigudileri seçerseniz saçlarınızı diplerine kadar sarabilirsiniz.
Seksi kadın olmanın incelikleri
Gönderen NetWork Grup Genel Sağlık, Kadın Sağlığı, Yaşam 05:47
2010 yılı'nda nelerin seksi olduğunu hemen öğrenmelisiniz.Seksi bir kadın olmanın sırlarını keşfediniz !
Seksi; güzel ve çirkin gibi sıfatların ötesinde, bazen somut, görebildiğimiz; bazen de ancak kokusunun alabildiğimiz ya da hissedebildiğimiz bir şey. Tavır seksidir. Şimdi vampir adamları unutup 2010 yılı'nda nelerin seksi olduğunu okuyalım.
El ve ayak bakımı nasıl olmalı
Gönderen NetWork Grup Hastalıklar, Kadın Sağlığı, Yaşam 05:30
El ve ayak bakımı nasıl yapılır işte size püf noktalarEl ve ayak güzelliği senelerden beri hepimiz için çok önemli bir estetik detaydır. Ayağı temiz olanın, her yeri temiz olur diye bir laf duymuştum seneler önce. İşte o günden beri el, ayak temizliğine ve bakımına extra dikkat ediyorum.
Kadınları delirtmenin 10 yolu
Gönderen NetWork Grup Kadın Sağlığı, Ruh Sağlığı, Yaşam 05:18
İngiltere'de yapılan bir anketle, pek çok erkeğin 'en kötü' özellikleri belirlendi.Kadınlara saç baş yoldurtan erkek profili ortaya çıktı. İngiliz The Times gazetesi, bir okuyucu anketi yaparak kadınların, erkeklerin en sevilmeyen özelliklerini sıraladı. İşte pek çok erkekte bulunan ve kadınları çileden çıkaran huyları:
Kadınların en zayıf 7 noktası
Gönderen NetWork Grup Kadın Sağlığı, Ruh Sağlığı, Yaşam 05:10
Kadınların, erkeklerin gözünde sıklıkla gereksiz alışveriş ve dedikodu yapan, kıskanç ve gururlu yaratıklar olduğu düşünülür.
Açıklayabiliriz! Hepsinin bir nedeni var.
1- Tembeliz
Gün içinde hiç bitmeyen stres ve yaşadığımız gerginlikler... Bunlar bir zaman sonra bizim sürekli her şeyden şikayet etmemize neden olmaktadır. Gün içinde sürekli oradan oraya koşan bedenimiz, akşam olduğunda da aynı tempoda devam edemiyor. Bir yerden sonra iflas etmekte. Hangimiz çok yoğun tempolu bir iş gününden sonra akşam 1 saat gibi egzersiz yapıyoruz mesela? Akşamımızı faydalı uğraşlarla geçirmek yerine ne yapıyoruz? Tv kumandasını elimize alıp saatlerce o dizi senin, bu film benim tembel tembel oturup akşamımızı öldürmekteyiz.
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Kendi işlerinizi başkalarına yaptırmayın. Çok yorgun olabilirsiniz. Canınız ütü yapmak istemeyebilir. Ancak annenize "pantolonumu ütüler misin" demeyin. Kendi işlerinizi kendiniz yapın ki sevmediğiniz işleri başkalarına yaptırma alışkanlığınız olmasın. Unutmayın, annenizin de veya işi yüklediğiniz kişinin de bir sabrı var. Bir gün o da "yeter artık" diyebilir. Yapmanız gereken işleri hiçbir zaman ertelemeyin. Erteledikçe o işi yapma şevkiniz daha çok kırılacaktır.
2- Meraklıyız
Sevgilimize, arkadaşımıza sorduğumuz soruların hiçbir zaman ardı arkası kesilmez. Her zaman onlarla ilgili daha çok şey öğrenmek ve bizimle ilgili ne düşündüklerini bilmek isteriz. Hangimiz en yakın arkadaşımızın veya sevgilimizin günlüğünü karıştırmadık ki? Veya onun e-posta kutusuna girip maillerini okumadık ki? Eğer bunları yapmasaydık bize hazırlanan sürpriz doğum günü partilerini veya arkadaşlarımızın bizim hakkımızdaki gerçek düşüncelerini nasıl bilebilirdik ki zaten?
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Onunla konuşurken ona merakınızı hissettirmeyin. Doğal ve kurnaz davranın. Arkadaşınızın ya da sevgilinizin size daha çok bilgi vereceği şekilde cesaretlendirici ve şaşırmış sorular sorun. Merakınızı gizlemeyi öğrendiğinizde karşınızdaki size zaten öğrenmek istediklerinizi kendiliğinden söyleyecek. Yeter ki siz onun anlattıklarını ilgiyle dinleyin. Ona önem verdiğinizi hissettirin.
3- Açgözlüyüz
Her zaman daha çok ve daha leziz yemekler isteriz. Söz konusu olan eğer tatlıysa asla hayır diyemeyiz. Bir dilim çikolatalı pasta tüm cazibesiyle karşımızda dururken ve bize "beni yersen daha enerji dolu ve çekici olacaksın" diye haykırırken bizim onu reddetmemiz mümkün mü? İstediğimiz kadar tok olalım#8230; Virgina Woolfun ne dediğini hatırlayalım: İnsan yemek yememişse, iyi de düşünemez, sevişemez, uyuyamaz
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Gecenin yarısında yediğiniz bir parça çikolatanın sizi tombiş birine dönüştüreceğini düşünerek canınızı sıkmayın. Size kilo aldırdığını düşündüğünüz yiyecekleri, tatlıları kendinize ödül olarak koyun. Mesela "kitabımı okumayı bitirdiğimde veya projeyi teslim ettiğimde kendimi ödüllendireceğim. Bir dilim frambuazlı pasta yiyeceğim" deyin. Hem kendinize motivasyon faktörü yaratmış olursunuz. Hem de frambuazlı pastayı yerken pişman olmazsınız. Çünkü onu hak ettiniz!
Neden gururluyuz?
4- Aşırı gururluyuz
Tabii ki hepimiz değerliyiz. Dolayısıyla da gururluyuz! Bir parça gurur egomuzu tatmin etmek için de her zaman ideal, aşırıya kaçmamak kaydıyla tabii ki! Unutmayın, kendinizi ne kadar çok severseniz, dış dünyaya da aynı ölçüde kendinizi sunarsınız. Başkalarını sevmeden önce kendinizi sevmelisiniz. Ki başkaları da sizi sevsin.
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Bir parça gurur herkes için ideal. Ancak gururu böbürlenmeye dönüştürdüğünüz anda sıkıntılar baş göstermeye başlıyor. Etrafınızdakileri kaçıracak veya sizden soğumalarına neden olacak şekilde abartılı davranışlardan kaçının. Kendinizi dünyanın merkezi sanmayın. Kendi kendinize durduk yere çiçek gönderirken başkasından gelmiş gibi bunun nedenini kendinize sorun mesela. Kendi gururunuzu okşayacak saçma davranışlarda bulunmak yerine arkadaşlarınızın gururunu okşayın. Mesela arkadaşınıza yeni elbisesi içinde ne kadar hoş göründüğünü söyleyin. Bir dahaki sefere arkadaşınız sizin gururunuzu okşayacaktır
5- Dedikoducuyuz
Dedikodu yapmak kendimizi çok iyi hissetmemize neden olur. Her zaman konuşacak bir şeyler bulmamızı sağlar. Başkalarını çekiştirmek bizi mutlu eder. "Ben dedikodu yapmayı sevmem" diyen insanların bile aslında dedikodu yaptığını ve büyük bir haz aldığını da görürüz.
Dedikodu yaparken neye dikkat etmeliyiz?
Dedikoduyu kiminle yaptığınıza dikkat etmelisiniz. Unutmayın yerin kulağı var! Size tavsiyemiz asla samimi olan iki kişiden biriyle diğerini çekiştirmemeniz. Bir gün sonra her ikisi de size düşman olabilir.6- Gereksiz alışveriş
6- Alışveriş manyağıyız
Canınız çok sıkıldığında, keyfiniz kaçtığında ne yaparsınız? Genellikle alışveriş değil mi? 1 alana 1 bedava ayakkabı kampanyalarından hangimiz hiç giymeyeceğimiz bir ayakkabıyı almadık ki? Veya yüzde 50 indirim kampanyalarına kanarak yüzde 50 tasarruf ettiğimizi düşünerek neler neler almadık ki! Yeni kıyafet satın almanın bizi daha mutlu yaptığı tartışmasız bir gerçek! Hatta terapiye gitmenize bile gerek yok. Dertlerinizden kurtulmanız için alışverişe çıkmanız yeterli!
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Alışverişe çıktığınızda sadece indirimde diye ürünler almayın. İşinize yarar mı yaramaz mı diye düşünün. Sonra kararınızı verin! Yüzde 50 indirimde diye normalde hiç giymeyeceğiniz bir gömleği almaya gerek var mı? Bizce yok!
7- Kıskancız
Kıskançlık her insanın doğasında var. Az veya çok; Mesela sevgiliniz hem yakışıklı, hem seksi, hem de eğlenceliyse onu kıskanmamamız mümkün olur mu? Tabii ki hayır! Onu boğmayacak şekilde hafif kıskançlığa evet. Ancak onun sizden nefret etmesine neden olacak davranışlara da hayır!
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Öncelikle kıskanç olduğunuzu kabul edin. O duygularla yaşarken, kıskançlığınızı reddetmeniz size hiçbir şey katmayacaktır. Sevgilinize şöyle bir cümle kurabilirsiniz mesela. "Sevgilim benim kıskanç olduğumu sen de biliyorsun. Şule in senin çevrende dolaşarak sana kur yapmasından rahatsız oluyorum." Tüm geceyi mide ağrılarıyla geçirmektense sevgilinizle açık açık konuşmanın faydalı olacağını düşünüyoruz.
Açıklayabiliriz! Hepsinin bir nedeni var.
1- Tembeliz
Gün içinde hiç bitmeyen stres ve yaşadığımız gerginlikler... Bunlar bir zaman sonra bizim sürekli her şeyden şikayet etmemize neden olmaktadır. Gün içinde sürekli oradan oraya koşan bedenimiz, akşam olduğunda da aynı tempoda devam edemiyor. Bir yerden sonra iflas etmekte. Hangimiz çok yoğun tempolu bir iş gününden sonra akşam 1 saat gibi egzersiz yapıyoruz mesela? Akşamımızı faydalı uğraşlarla geçirmek yerine ne yapıyoruz? Tv kumandasını elimize alıp saatlerce o dizi senin, bu film benim tembel tembel oturup akşamımızı öldürmekteyiz.
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Kendi işlerinizi başkalarına yaptırmayın. Çok yorgun olabilirsiniz. Canınız ütü yapmak istemeyebilir. Ancak annenize "pantolonumu ütüler misin" demeyin. Kendi işlerinizi kendiniz yapın ki sevmediğiniz işleri başkalarına yaptırma alışkanlığınız olmasın. Unutmayın, annenizin de veya işi yüklediğiniz kişinin de bir sabrı var. Bir gün o da "yeter artık" diyebilir. Yapmanız gereken işleri hiçbir zaman ertelemeyin. Erteledikçe o işi yapma şevkiniz daha çok kırılacaktır.
2- Meraklıyız
Sevgilimize, arkadaşımıza sorduğumuz soruların hiçbir zaman ardı arkası kesilmez. Her zaman onlarla ilgili daha çok şey öğrenmek ve bizimle ilgili ne düşündüklerini bilmek isteriz. Hangimiz en yakın arkadaşımızın veya sevgilimizin günlüğünü karıştırmadık ki? Veya onun e-posta kutusuna girip maillerini okumadık ki? Eğer bunları yapmasaydık bize hazırlanan sürpriz doğum günü partilerini veya arkadaşlarımızın bizim hakkımızdaki gerçek düşüncelerini nasıl bilebilirdik ki zaten?
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Onunla konuşurken ona merakınızı hissettirmeyin. Doğal ve kurnaz davranın. Arkadaşınızın ya da sevgilinizin size daha çok bilgi vereceği şekilde cesaretlendirici ve şaşırmış sorular sorun. Merakınızı gizlemeyi öğrendiğinizde karşınızdaki size zaten öğrenmek istediklerinizi kendiliğinden söyleyecek. Yeter ki siz onun anlattıklarını ilgiyle dinleyin. Ona önem verdiğinizi hissettirin.
3- Açgözlüyüz
Her zaman daha çok ve daha leziz yemekler isteriz. Söz konusu olan eğer tatlıysa asla hayır diyemeyiz. Bir dilim çikolatalı pasta tüm cazibesiyle karşımızda dururken ve bize "beni yersen daha enerji dolu ve çekici olacaksın" diye haykırırken bizim onu reddetmemiz mümkün mü? İstediğimiz kadar tok olalım#8230; Virgina Woolfun ne dediğini hatırlayalım: İnsan yemek yememişse, iyi de düşünemez, sevişemez, uyuyamaz
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Gecenin yarısında yediğiniz bir parça çikolatanın sizi tombiş birine dönüştüreceğini düşünerek canınızı sıkmayın. Size kilo aldırdığını düşündüğünüz yiyecekleri, tatlıları kendinize ödül olarak koyun. Mesela "kitabımı okumayı bitirdiğimde veya projeyi teslim ettiğimde kendimi ödüllendireceğim. Bir dilim frambuazlı pasta yiyeceğim" deyin. Hem kendinize motivasyon faktörü yaratmış olursunuz. Hem de frambuazlı pastayı yerken pişman olmazsınız. Çünkü onu hak ettiniz!
Neden gururluyuz?
4- Aşırı gururluyuz
Tabii ki hepimiz değerliyiz. Dolayısıyla da gururluyuz! Bir parça gurur egomuzu tatmin etmek için de her zaman ideal, aşırıya kaçmamak kaydıyla tabii ki! Unutmayın, kendinizi ne kadar çok severseniz, dış dünyaya da aynı ölçüde kendinizi sunarsınız. Başkalarını sevmeden önce kendinizi sevmelisiniz. Ki başkaları da sizi sevsin.
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Bir parça gurur herkes için ideal. Ancak gururu böbürlenmeye dönüştürdüğünüz anda sıkıntılar baş göstermeye başlıyor. Etrafınızdakileri kaçıracak veya sizden soğumalarına neden olacak şekilde abartılı davranışlardan kaçının. Kendinizi dünyanın merkezi sanmayın. Kendi kendinize durduk yere çiçek gönderirken başkasından gelmiş gibi bunun nedenini kendinize sorun mesela. Kendi gururunuzu okşayacak saçma davranışlarda bulunmak yerine arkadaşlarınızın gururunu okşayın. Mesela arkadaşınıza yeni elbisesi içinde ne kadar hoş göründüğünü söyleyin. Bir dahaki sefere arkadaşınız sizin gururunuzu okşayacaktır
5- Dedikoducuyuz
Dedikodu yapmak kendimizi çok iyi hissetmemize neden olur. Her zaman konuşacak bir şeyler bulmamızı sağlar. Başkalarını çekiştirmek bizi mutlu eder. "Ben dedikodu yapmayı sevmem" diyen insanların bile aslında dedikodu yaptığını ve büyük bir haz aldığını da görürüz.
Dedikodu yaparken neye dikkat etmeliyiz?
Dedikoduyu kiminle yaptığınıza dikkat etmelisiniz. Unutmayın yerin kulağı var! Size tavsiyemiz asla samimi olan iki kişiden biriyle diğerini çekiştirmemeniz. Bir gün sonra her ikisi de size düşman olabilir.6- Gereksiz alışveriş
6- Alışveriş manyağıyız
Canınız çok sıkıldığında, keyfiniz kaçtığında ne yaparsınız? Genellikle alışveriş değil mi? 1 alana 1 bedava ayakkabı kampanyalarından hangimiz hiç giymeyeceğimiz bir ayakkabıyı almadık ki? Veya yüzde 50 indirim kampanyalarına kanarak yüzde 50 tasarruf ettiğimizi düşünerek neler neler almadık ki! Yeni kıyafet satın almanın bizi daha mutlu yaptığı tartışmasız bir gerçek! Hatta terapiye gitmenize bile gerek yok. Dertlerinizden kurtulmanız için alışverişe çıkmanız yeterli!
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Alışverişe çıktığınızda sadece indirimde diye ürünler almayın. İşinize yarar mı yaramaz mı diye düşünün. Sonra kararınızı verin! Yüzde 50 indirimde diye normalde hiç giymeyeceğiniz bir gömleği almaya gerek var mı? Bizce yok!
7- Kıskancız
Kıskançlık her insanın doğasında var. Az veya çok; Mesela sevgiliniz hem yakışıklı, hem seksi, hem de eğlenceliyse onu kıskanmamamız mümkün olur mu? Tabii ki hayır! Onu boğmayacak şekilde hafif kıskançlığa evet. Ancak onun sizden nefret etmesine neden olacak davranışlara da hayır!
Nasıl üstesinden gelirsiniz?
Öncelikle kıskanç olduğunuzu kabul edin. O duygularla yaşarken, kıskançlığınızı reddetmeniz size hiçbir şey katmayacaktır. Sevgilinize şöyle bir cümle kurabilirsiniz mesela. "Sevgilim benim kıskanç olduğumu sen de biliyorsun. Şule in senin çevrende dolaşarak sana kur yapmasından rahatsız oluyorum." Tüm geceyi mide ağrılarıyla geçirmektense sevgilinizle açık açık konuşmanın faydalı olacağını düşünüyoruz.
Kadının teri erkeği delirtiyor
Gönderen NetWork Grup Cinsel Sağlık, Kadın Sağlığı, Yaşam 04:59Bir günlüğüne model olma hayali
Gönderen NetWork Grup Kadın Sağlığı, Ruh Sağlığı, Yaşam 06:56
Hayranlıkla takip edilen modeller gibi olma hayali gerçeğe dönüşüyor…Sevdiklerinize, bir günlüğüne model olma fırsatı sunabilirsiniz.
Seks hayatında yeni kurallar
Gönderen NetWork Grup Cinsel Sağlık, Erkek Sağlığı, Ruh Sağlığı, Yaşam 06:18
Cinsel hayatının yeni kurallarını biliyor musunuz ? haber detayımıza bir göz atınız.Artık cinsel kitaplar size bambaşka numaralar öğretiyor.
Vücut şeklinize göre zayıflayın
Gönderen NetWork Grup Diyet zayıflama, Genel Sağlık, Yaşam 05:50
Herkesin vücut biçimi farklıdır ve sizin, sadece size özel yapılmış bir plana ihtiyacınız var!
Kendi Vücudunuzun Şeklinizi Tespit Edin
Kusurları kapatmak için sihirli önerilerimiz!
Gönderen NetWork Grup Genel Sağlık, Kadın Sağlığı, Yaşam 05:14
Yüzünüzde hoşunuza gitmeyen kusurları kapatmak için makyaj hilelerine başvurmaya ne dersiniz?
O zaman alın elinize sihirli fırçanızı, geçin aynanın karşısına, uygulayın tek tek tüm sihirli önerilerimizi bir göz atınız.
Çıkık çene
Eğer çenenizin çıkık olduğundan şikâyetçiyseniz, daha güzel görünmesi için yapmanız gereken, bütün yüzünüze uyguladığınız pudra ya da fondötenden iki ton daha koyusunu çenenize ve boynunuza uygulamak. Boynunuza da uygulamanızın nedeni aradaki farkın dikkat çekmemesi için... Bu makyajı uyguladığınızda gözlerinizi de biraz daha fazla öne çıkartmalısınız. Bunun için kirpiklerinizi kıvırın ve maskara sürün. Ayrıca, dudaklarınızı öne çıkaracak canlı renkte rujlar tercih edin; böylece çeneniz belirginliğini yitirecektir.
Hokka burun
Herkesin hokka gibi bir burnu olmayabilir. Eğer burnunuzdan şikâyetiniz varsa dikkati başka yerlere çekmeniz gerekir. Bunun için gözlerinizi, dudaklarınızı ve elmacık kemiklerinizi ortaya çıkaran bir makyaj yapabilirsiniz. Dudaklarınıza koyu renkli bir ruj sürerseniz, dikkat yüzünüzün tam ortasına çekilecektir; bu nedenle dudağınıza açık tonda bir ruj sürmelisiniz. Gözlerinizin altı mor olursa, bu durumda burnunuz daha sivri görünecektir. Eğer böyle bir sorununuz varsa kapatıcınızı mümkün olduğu kadar çok sürmeli ve morlukları kapatmalısınız. Göz makyajınızı maskara ve farla dikkat çekici hale getirdikten sonra, elmacık kemiklerinizi ortaya çıkaracak teninize uygun bir allık sürmeyi de unutmamalısınız.
Canlı gözler
Gözleriniz çok çukur görünüyorsa, doğru makyajla bu durumu düzeltebilirsiniz. Yorgun görüntünüzden kurtulmak için pırıltılı bir göz fan kullanmalısınız. Daha sonra göz kapağınızın üzerine bir eyeliner çekin. Gözleriniz birbirinize çok yalan duruyorsa, açık tonda bir göz farını gözün iç kösesinden ortasına kadar sürün. Ortadan dış köşeye kadarsa koyu tonda bir far sürün. Göz çevrenizde çok fazla çizgi varsa kapatıcınızı bir fırçanın üzerine boşaltın ve çizgilerin üzerinden geçin. Fondöteninizin kapatıcınızdan daha açık tonda olmasına dikkat edin.
Yuvarlak yüz
Yuvarlak bir yüze sahipseniz, elmacık kemiklerinizi biraz geri plana itmekte yarar var demektir. Bunun için şakaklarınıza, elmacık kemiklerinize ve çene altınıza büyük bir allık fırçası yardımıyla bronz allık sürün. Daha açık renk pudrayla abımızı, burnunuzu ve çene ucunuzu vurgulayın.
İnce dudaklar
İlk kuralı unutmamanız gerekiyor. Eğer dudaklarınız inceyse, dudak çevresini kalemle çizmek sadece dudaklarınızı büyütmeye çalıştığınızı gösterir. Dudaklarınızı kalın göstermek için açık tonda bir dudak kalemi alın ve doğal dudak çizginizi belli olmayacak şekilde çizin. Daha sonra dudağınızın içini de o kalemle boyayın ya da kalemle aynı tonda bir ruj sürün.
Düşük kaşlar
Kaşlarınız bir türlü söz dinlemiyorsa ve sürekli şekilsiz duruyor, aşağıya doğru düşüyorsa üzülmeyin; çünkü bunun da çaresi var. Yapmanız gereken yeni bir diş fırçasını elinize alıp, kaşlarınızı yukan doğru fırçalamak. Sert bir şekilde kaşlarınızı fırçaladıktan sonra elinize biraz jöle alın ve kaşlarınızın üzerine iyice bastırın. Sonra kaşlarınızı tekrar fırçalayarak jöle kalıntılarım alın.
Kısa boyun
Boynunuzun kısa olduğunu düşünüyorsanız yapmanız gereken şey aslında çok basit; küpe takmak. Bu dikkati omuzlarınızdan yüzünüze doğru çekmenizi sağlayacaktır.
O zaman alın elinize sihirli fırçanızı, geçin aynanın karşısına, uygulayın tek tek tüm sihirli önerilerimizi bir göz atınız.
Çıkık çene
Eğer çenenizin çıkık olduğundan şikâyetçiyseniz, daha güzel görünmesi için yapmanız gereken, bütün yüzünüze uyguladığınız pudra ya da fondötenden iki ton daha koyusunu çenenize ve boynunuza uygulamak. Boynunuza da uygulamanızın nedeni aradaki farkın dikkat çekmemesi için... Bu makyajı uyguladığınızda gözlerinizi de biraz daha fazla öne çıkartmalısınız. Bunun için kirpiklerinizi kıvırın ve maskara sürün. Ayrıca, dudaklarınızı öne çıkaracak canlı renkte rujlar tercih edin; böylece çeneniz belirginliğini yitirecektir.
Hokka burun
Herkesin hokka gibi bir burnu olmayabilir. Eğer burnunuzdan şikâyetiniz varsa dikkati başka yerlere çekmeniz gerekir. Bunun için gözlerinizi, dudaklarınızı ve elmacık kemiklerinizi ortaya çıkaran bir makyaj yapabilirsiniz. Dudaklarınıza koyu renkli bir ruj sürerseniz, dikkat yüzünüzün tam ortasına çekilecektir; bu nedenle dudağınıza açık tonda bir ruj sürmelisiniz. Gözlerinizin altı mor olursa, bu durumda burnunuz daha sivri görünecektir. Eğer böyle bir sorununuz varsa kapatıcınızı mümkün olduğu kadar çok sürmeli ve morlukları kapatmalısınız. Göz makyajınızı maskara ve farla dikkat çekici hale getirdikten sonra, elmacık kemiklerinizi ortaya çıkaracak teninize uygun bir allık sürmeyi de unutmamalısınız.
Canlı gözler
Gözleriniz çok çukur görünüyorsa, doğru makyajla bu durumu düzeltebilirsiniz. Yorgun görüntünüzden kurtulmak için pırıltılı bir göz fan kullanmalısınız. Daha sonra göz kapağınızın üzerine bir eyeliner çekin. Gözleriniz birbirinize çok yalan duruyorsa, açık tonda bir göz farını gözün iç kösesinden ortasına kadar sürün. Ortadan dış köşeye kadarsa koyu tonda bir far sürün. Göz çevrenizde çok fazla çizgi varsa kapatıcınızı bir fırçanın üzerine boşaltın ve çizgilerin üzerinden geçin. Fondöteninizin kapatıcınızdan daha açık tonda olmasına dikkat edin.
Yuvarlak yüz
Yuvarlak bir yüze sahipseniz, elmacık kemiklerinizi biraz geri plana itmekte yarar var demektir. Bunun için şakaklarınıza, elmacık kemiklerinize ve çene altınıza büyük bir allık fırçası yardımıyla bronz allık sürün. Daha açık renk pudrayla abımızı, burnunuzu ve çene ucunuzu vurgulayın.
İnce dudaklar
İlk kuralı unutmamanız gerekiyor. Eğer dudaklarınız inceyse, dudak çevresini kalemle çizmek sadece dudaklarınızı büyütmeye çalıştığınızı gösterir. Dudaklarınızı kalın göstermek için açık tonda bir dudak kalemi alın ve doğal dudak çizginizi belli olmayacak şekilde çizin. Daha sonra dudağınızın içini de o kalemle boyayın ya da kalemle aynı tonda bir ruj sürün.
Düşük kaşlar
Kaşlarınız bir türlü söz dinlemiyorsa ve sürekli şekilsiz duruyor, aşağıya doğru düşüyorsa üzülmeyin; çünkü bunun da çaresi var. Yapmanız gereken yeni bir diş fırçasını elinize alıp, kaşlarınızı yukan doğru fırçalamak. Sert bir şekilde kaşlarınızı fırçaladıktan sonra elinize biraz jöle alın ve kaşlarınızın üzerine iyice bastırın. Sonra kaşlarınızı tekrar fırçalayarak jöle kalıntılarım alın.
Kısa boyun
Boynunuzun kısa olduğunu düşünüyorsanız yapmanız gereken şey aslında çok basit; küpe takmak. Bu dikkati omuzlarınızdan yüzünüze doğru çekmenizi sağlayacaktır.
Az su içenlerde bozuklukluklar görülebilir
Gönderen NetWork Grup Genel Sağlık, Yaşam 05:03
İnsan vücudundaki bütün sistemler, organlar ve hücreler yeterli su olmadan fonksiyonlarını sürdüremezler.
Hücre içinde gerçekleşen bütün hayati metabolik olaylar ancak hücre içinde su yeterli ise gerçekleşebilmektedir.
Memorial Hastanesi Dahiliye Bölümü'nden Uz. Dr. Selahattin Türen, 22 Mart Dünya Su Günü öncesinde, 'Su tüketiminin faydaları' hakkında bilgiler verdi.
Az su içenlerde yorgunluk, dikkat güçlüğü ve hafıza bozukluklukları görülebilir
Sağlıklı yetişkin bir erkekte vücut ağırlığının %60'ını, kadında %50' sini su oluşturur. Bu oranlar yenidoğan bir bebekte %70- 75 iken yaşla birlikte azalır. İnsan beyninin %95'i ve akciğerlerin %90'ını su oluşturur. Vücuttaki bütün sistemler, organlar ve hücreler yeterli su olmadan fonksiyonlarını sürdüremezler. Hücre içinde gerçekleşen bütün hayati metabolik olaylar ancak hücre içinde su yeterli ise gerçekleşebilmektedir.
Vücut sıvısının %2 gibi küçük bir oranda azalması bile hafif yorgunluk, yakın hafizada hafif bozulma, dikkati toplamada ve yapılan işe odaklanmakta güçlüklere neden olur. Vücut sıvısının azalmasına basitçe "dehidratasyon" denir. Gün boyu devam eden hafif yorguluğun en sık nedenlerinden biri de hafif dehidaratasyondur.
Su neden yaşamın kaynağı?
- Vücutta taşıyıcı göreve sahip olan su, hücrelere besin ve oksijen taşır, atıkları uzaklaştırır.
- Böbreklerin toksik maddelerden temizlenmesine yardımcı olur.
- Kan ve lenf sisteminin büyük bir kısmını oluşturur.
- Vücut sıcaklığının düzenlenmesinde rol alır.
- Kan basıncını kontrol eden elektrolitlerin dengelenmesine ve taşınmasına yardımcı olur.
- Sıcak havalarda vücudu serin tutar ve soğuk havalarda vücut izolasyonu sağlar.
- Yeteri kadar tüketildiğinde, cildin daha düzgün, daha yumuşak, daha parlak ve daha esnek olmasını sağlar.
- Tükürük ve mide salgısında bulunarak, besinlerin sindirilmesinde görev alır.
- Su, emziren kadınlarda, süt üretimini artırır.
- Bağışıklık sisteminin görevini yapabilmesi için su gerekmektedir. Bu özelliği ile zinde ve dinç kalmada yardımcı olur.
- Eklemlerin kayganlığını sağlar.
- Su tüketimi azaldıkça, vücutta depolanan yağ miktarı artmaya başlar ve kilo alımı gerçekleşir.
- İçme suyu veya doğal kaynak sularının birçoğu bölgeden bölgeye degişmekle birlikte; bazı minarelleri içerir. Vücudumuz için gerekli olan minarellerin bir kısmını içtiğimiz sulardan elde ederiz. Bunlar içinde kalsiyum, magnezyum ve sodyum daha fazla miktarda olanlardır. Flor, iyot ve diğer eser elementlerin de bir kısmını içtiğimiz sulardan sağlarız.
Su tüketim miktarı çevresel ve kişisel şartlara göre değişir
Su tüketiminin sağlığımız için çok önemli olduğu yıllardır anlatılır. Peki günlük su tüketimi ne kadar olmalıdır? Bu konuda uzmanların farklı görüşleri olsa da çoğunlukla ortalama günlük su tüketiminin 2-2.5 litre olmasi tavsiye edilir. Bunu 8x8 yani gunde 8 defa 8 onz (250 ml veya bir su bardagı) su içilmesi şeklinde de duymuş ve okumuş olabilirsiniz. Bu miktarlar ortalama miktarlardır. İdeal olan ise su ihtiyacının kişinin durumuna ve mevcut hastalıklarına, hava sıcakliğına ve aktivite duzeyine gore ayarlanmasidir.
Yeterli su içip içmediğinizi test etmek için 3 küçük ipucu
1- Susuzluğunuzu gidermek icin içtiğiniz su miktarının en az 2 katını tüketin.
2- Günboyu ve sık sık su için ve su içmek için susamayı beklemeyin.
3- İdrar renginiz koyu sari renkli ise yeterli miktarda su içmiyorsunuz demektir. İdrar renginiz koyu sarıdan açik ve şeffaf renge dönüştüğünde yeterli miktarda su tüketiyorsunuz demektir.
Kimler daha çok su tüketmeli?
- Yüksek proteinli diyetle beslenenler.
- Lifli gıdalardan zengin beslenenler
- Bulantı kusma ve ishal ile sıvı kaybının arttığı zamanlar
- Ağır fiziksel aktivite yapanlar
- Çok sıcak ortamlarda olup, aşırı terleyen kimseler daha fazla su tüketmelidirler.
Su her zaman yaşam kaynağınız olmayabilir
Vücutta fazla miktarda sıvının olduğuna işaret eden durumlarda (bacaklarda ödem ve karında asit); kalp yetmezliği, böbrek yetmezligi, siroz ve kronik karaciğer hastalığı gibi zaman zaman sıvı alımının belli bir miktarla kısıtlanması tedavinin önemli bir parçasıdır. Bu gibi durumda olan hastaların doktorlarının tavsiyelerine uymaları daha doğru olacaktır.
Çay, kahve, kola suyun yerini tutmaz
İçeceklerin hiçbiri suyun yerine geçemez. Su, kalori içermez ve asiditesi yoktur. Kafeinli içeceklerin fazla tüketilmesi; çarpıntıya neden olurken; bu içeceklerin beraberinde fazla şeker ve krema tüketilmesi de gereksiz kalori alınmasına yani kilo artışlarına sebep olabilir. Ayrıca kafeinin idrar söktürücü özelliği de olduğundan fazla tüketildiginde önce sıvı alımı artmış olur, ancak daha sonra idrarla sıvı kaybı artar.
Kola ve benzeri asitli içecekler mideye rahatsızlık verdiği gibi; alınan asidin etkisini azaltmak için vücut çok fazla su harcamak zorunda kalır.
Su tüketiminizi artırmak için öneriler:
- Su içmek için susamayı beklemeyin.
- Yemeklerle birlikte ve yemek aralarinda su için.
- 8x8 kuralını unutmayın. Günde 8 kez 8 onz (240 ml, 1 su bardağı) su için.
- Kendinize su içmek için güzel bardaklar ya da şık bir sürahi edinebilirsiniz.
- Çalışma ortamınızda ve evinizde belirleyeğiniz bölümlere "su iç" yazılı notlar asabilirsiniz.
- Ofis bilgisayarınıza su hatırlatması programlarından kurabilirsiniz. Böylelikle siz işinize konsantre olmuş çalışıyorken, ekranda beliren su şişesi size su vaktinin geldiğini hatırlatır.
Hücre içinde gerçekleşen bütün hayati metabolik olaylar ancak hücre içinde su yeterli ise gerçekleşebilmektedir.
Memorial Hastanesi Dahiliye Bölümü'nden Uz. Dr. Selahattin Türen, 22 Mart Dünya Su Günü öncesinde, 'Su tüketiminin faydaları' hakkında bilgiler verdi.
Az su içenlerde yorgunluk, dikkat güçlüğü ve hafıza bozukluklukları görülebilir
Sağlıklı yetişkin bir erkekte vücut ağırlığının %60'ını, kadında %50' sini su oluşturur. Bu oranlar yenidoğan bir bebekte %70- 75 iken yaşla birlikte azalır. İnsan beyninin %95'i ve akciğerlerin %90'ını su oluşturur. Vücuttaki bütün sistemler, organlar ve hücreler yeterli su olmadan fonksiyonlarını sürdüremezler. Hücre içinde gerçekleşen bütün hayati metabolik olaylar ancak hücre içinde su yeterli ise gerçekleşebilmektedir.
Vücut sıvısının %2 gibi küçük bir oranda azalması bile hafif yorgunluk, yakın hafizada hafif bozulma, dikkati toplamada ve yapılan işe odaklanmakta güçlüklere neden olur. Vücut sıvısının azalmasına basitçe "dehidratasyon" denir. Gün boyu devam eden hafif yorguluğun en sık nedenlerinden biri de hafif dehidaratasyondur.
Su neden yaşamın kaynağı?
- Vücutta taşıyıcı göreve sahip olan su, hücrelere besin ve oksijen taşır, atıkları uzaklaştırır.
- Böbreklerin toksik maddelerden temizlenmesine yardımcı olur.
- Kan ve lenf sisteminin büyük bir kısmını oluşturur.
- Vücut sıcaklığının düzenlenmesinde rol alır.
- Kan basıncını kontrol eden elektrolitlerin dengelenmesine ve taşınmasına yardımcı olur.
- Sıcak havalarda vücudu serin tutar ve soğuk havalarda vücut izolasyonu sağlar.
- Yeteri kadar tüketildiğinde, cildin daha düzgün, daha yumuşak, daha parlak ve daha esnek olmasını sağlar.
- Tükürük ve mide salgısında bulunarak, besinlerin sindirilmesinde görev alır.
- Su, emziren kadınlarda, süt üretimini artırır.
- Bağışıklık sisteminin görevini yapabilmesi için su gerekmektedir. Bu özelliği ile zinde ve dinç kalmada yardımcı olur.
- Eklemlerin kayganlığını sağlar.
- Su tüketimi azaldıkça, vücutta depolanan yağ miktarı artmaya başlar ve kilo alımı gerçekleşir.
- İçme suyu veya doğal kaynak sularının birçoğu bölgeden bölgeye degişmekle birlikte; bazı minarelleri içerir. Vücudumuz için gerekli olan minarellerin bir kısmını içtiğimiz sulardan elde ederiz. Bunlar içinde kalsiyum, magnezyum ve sodyum daha fazla miktarda olanlardır. Flor, iyot ve diğer eser elementlerin de bir kısmını içtiğimiz sulardan sağlarız.
Su tüketim miktarı çevresel ve kişisel şartlara göre değişir
Su tüketiminin sağlığımız için çok önemli olduğu yıllardır anlatılır. Peki günlük su tüketimi ne kadar olmalıdır? Bu konuda uzmanların farklı görüşleri olsa da çoğunlukla ortalama günlük su tüketiminin 2-2.5 litre olmasi tavsiye edilir. Bunu 8x8 yani gunde 8 defa 8 onz (250 ml veya bir su bardagı) su içilmesi şeklinde de duymuş ve okumuş olabilirsiniz. Bu miktarlar ortalama miktarlardır. İdeal olan ise su ihtiyacının kişinin durumuna ve mevcut hastalıklarına, hava sıcakliğına ve aktivite duzeyine gore ayarlanmasidir.
Yeterli su içip içmediğinizi test etmek için 3 küçük ipucu
1- Susuzluğunuzu gidermek icin içtiğiniz su miktarının en az 2 katını tüketin.
2- Günboyu ve sık sık su için ve su içmek için susamayı beklemeyin.
3- İdrar renginiz koyu sari renkli ise yeterli miktarda su içmiyorsunuz demektir. İdrar renginiz koyu sarıdan açik ve şeffaf renge dönüştüğünde yeterli miktarda su tüketiyorsunuz demektir.
Kimler daha çok su tüketmeli?
- Yüksek proteinli diyetle beslenenler.
- Lifli gıdalardan zengin beslenenler
- Bulantı kusma ve ishal ile sıvı kaybının arttığı zamanlar
- Ağır fiziksel aktivite yapanlar
- Çok sıcak ortamlarda olup, aşırı terleyen kimseler daha fazla su tüketmelidirler.
Su her zaman yaşam kaynağınız olmayabilir
Vücutta fazla miktarda sıvının olduğuna işaret eden durumlarda (bacaklarda ödem ve karında asit); kalp yetmezliği, böbrek yetmezligi, siroz ve kronik karaciğer hastalığı gibi zaman zaman sıvı alımının belli bir miktarla kısıtlanması tedavinin önemli bir parçasıdır. Bu gibi durumda olan hastaların doktorlarının tavsiyelerine uymaları daha doğru olacaktır.
Çay, kahve, kola suyun yerini tutmaz
İçeceklerin hiçbiri suyun yerine geçemez. Su, kalori içermez ve asiditesi yoktur. Kafeinli içeceklerin fazla tüketilmesi; çarpıntıya neden olurken; bu içeceklerin beraberinde fazla şeker ve krema tüketilmesi de gereksiz kalori alınmasına yani kilo artışlarına sebep olabilir. Ayrıca kafeinin idrar söktürücü özelliği de olduğundan fazla tüketildiginde önce sıvı alımı artmış olur, ancak daha sonra idrarla sıvı kaybı artar.
Kola ve benzeri asitli içecekler mideye rahatsızlık verdiği gibi; alınan asidin etkisini azaltmak için vücut çok fazla su harcamak zorunda kalır.
Su tüketiminizi artırmak için öneriler:
- Su içmek için susamayı beklemeyin.
- Yemeklerle birlikte ve yemek aralarinda su için.
- 8x8 kuralını unutmayın. Günde 8 kez 8 onz (240 ml, 1 su bardağı) su için.
- Kendinize su içmek için güzel bardaklar ya da şık bir sürahi edinebilirsiniz.
- Çalışma ortamınızda ve evinizde belirleyeğiniz bölümlere "su iç" yazılı notlar asabilirsiniz.
- Ofis bilgisayarınıza su hatırlatması programlarından kurabilirsiniz. Böylelikle siz işinize konsantre olmuş çalışıyorken, ekranda beliren su şişesi size su vaktinin geldiğini hatırlatır.
Hamilelikte de güzel olun
Gönderen NetWork Grup Genel Sağlık, Kadın Sağlığı, Yaşam 04:43
Hamilelikte günleriniz haftalarınız aylarınız her zaman güzel kalmak ister miydiniz?
Hamilelikle birlikte değişimlere başlayan saç ve cilt yapısına, bebeğin büyümesiyle fazla kilolar eklenince güzelliğini sorgulayan anne adayları için güzellik ip ucları..
Uzmanı Op. Dr. Kağan Kocatepe'nin önerileri güzelliğin yanı sıra değerli bilgiler veriyor.
gebelikte güzellik; Cilt bakımı
Hamilelik döneminde cildinizde önemli değişiklikler meydana gelir. Cilt çatlakları mekanik etkilere (rahmin büyümesi) bağlı olarak oluşurken, sivilce ve cilt lekeleri gibi sorunlar hormonal değişimlere bağlı olarak ortaya çıkar. Özellikle yaz aylarında cildinizi güneşten korumak, bu lekelerin oluşumunu önlemede faydalıdır. Bazı anne adaylarının hamilelik döneminde cilt yapısı çok kuru, bazılarının da aşırı yağlı olabilir. Belli kurallara bağlı kalınarak cilt bakımı devam ettirilebilir. Cildin nem dengesini korumak için kullanılan günlük kremler hamilelikte de kullanılabilir. Kurumaya bağlı oluşabilecek çatlaklardan kaçınmak için bu amaçla üretilmiş lanolinli kremler, kakao ve badem yağı cilt için uygundur. Cilt kuruluğunu önlemede çok sıcak suyla yıkanmaktan kaçınmak da faydalıdır. Özellikle yaz aylarında çok sık duş almanın da cilt kuruluğuna yol açabileceği ve sıvı alımına dikkat edilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Aromaterapi ürünlerinin içeriği tam olarak araştırılmamış olması nedeniyle bu ürünlerin hamilelik döneminde kullanılmasını önermiyoruz. Cildinde sivilce gelişme eğilimi olan anne adaylarında bu sorun özellikle ilk 3 ayda belirgin hale gelebilir. Anne adayı doktoruna danışmadan hiçbir sivilce giderici ürün kullanmamalıdır. Cilt için en ideal bakım, yüzün düzenli olarak uygun bir temizleyici ile günde 2 kez temizlenmesidir. Glikolik asitli ürünler, hamilelik döneminde kullanılabilir. Yaşlanmayı geciktirici, kırışık giderici, leke giderici, tüy giderici ve diğer günlük yaşamın parçası olmayan özel cilt ürünlerinden kaçınılması önemlidir. Bu ürünlerin içeriklerinde çok sayıda, etkisi tam olarak aydınlatılamamış madde bulunur. Hamilelikte cilt değişikliklerinin sorumlusu artan hormonlardır.
Tırnak bakımı
Tırnaklar cildin bir uzantısı olarak kabul edilmiş olması gerekir. Tırnaklar, kanın oksijen yeterliliği hakkında anestezi doktoruna önemli bilgiler verirler.
gebelikte güzellik; Çatlaklar
Hamilelikte kadınların önemli bir kısmında karın cildinde, kalçalarda ve göğüslerde çatlaklar ortaya çıkar. Cildin aşırı gerilmesine bağlı olarak ortaya çıkan bir değişimdir ve çoğu zaman çatlayan bölgelerde bu tabloya rahatsız edici bir kaşıntı da eşlik eder. Hamilelik döneminde kırmızı görünümde olan çatlaklar, bebeğin doğmasından sonra kısa zamanda gümüş bir renk alır ve kalıcıdırlar. Çatlaklar, çok ender durumlarda kozmetik sorun yaratacak kadar yaygın olabilirler.
Saç bakımı
Anne adaylarının çoğunda saçlar hormonal değişikliklere bağlı olarak daha parlak bir hal alır. Bazı anne adaylarında saçlarda yağlanma, kırılma, dökülme görülebilir. Bu dönemde saç bakımı daha da zor olduğundan en iyisi kısa kestirmektir. Çok sık saçınızı fırçalamanız, sert hareketlerle taramanız doğru değildir. Özellikle doğumdan sonraki günlerde hızlı bir şekilde saç dökülmesi ortaya çıkabilir. "Telogen affluvium" adı verilen bu durum, kılların büyüme fazlarının hormonal seviyelerinartar. Tedavi gerektiren bir durum değildir. 3-6 ay sonra kendiliğinden düzelir.
Kıyafet seçimi
Özellikle hamileliğin 4. ayının başından itibaren artık eski kıyafetlerin, özellikle de sutyenin dar geldiği fark edilebilir. Bu aşamada henüz daha "hamile kıyafeti" satın alınmasına gerek olmasa da bol kıyafetler daha rahat hissetmeyi sağlayabilir. Anne adaylarının çoğu, hamilelikte sıcağa duyarlı hale gelirler ve bu nedenle daha hafif kıyafetler tercih ederler. Yine de özellikle kış mevsiminde hafif de olsa mevsim koşullarına uygun, sıcak tutan kıyafetler seçilmelidir. Hamilelikte kıyafet tercihinde maksimum özgürlük temel kuraldır. Anne adayları her zaman için rahat hissedecekleri kıyafetler tercih etmelidir. "Stretch" olarak tabir edilen dar kesim pantolonların bacaklardaki dolaşımı en¬gelleyerek varis oluşumuna etkisi bulunabileceği unutulmamalıdır. Hamilelikte ayakkabı seçimi de çok önemlidir ve alçak topuklu ayakkabılar tercih edilmelidir. Topuksuz ve yüksek topuklu ayakkabılar, doğal denge merkezini değiştirerek bel ağrısı oluşumuna neden olabilirler.
Banyo ve duş
gebelikte güzellikHamilelikte hormonların etkisiyle anne adayları daha çok terler. Bu nedenle de özellikle yaz aylarında günde birkaç kez duş alma ihtiyacı hissedebilirler.
Günlük yıkanma sayısında bir kısıtlama yoktur, ancak bazı noktalara dikkat edilmelidir. Öncelikle küvete girip çıkarken kaymamak için gerekli önlemler alınmalıdır. Bedenin ağırlık merkezi değiştiğinden ve yine ani kalkmalarda tansiyonun düşmesine eğilimli olunduğundan küvete girerken ve küvetten dışarı çıkarken özellikle dikkat edilmelidir. Küvetin içine ve girişine, kaymayı önleyen plastik halılar eklemek iyi bir çözümdür. Özellikle son 3 ayda küvete girerken ve çıkarken yardım alınması önerilir. Hamileliği takip eden doktor aksini önermedikçe, küvet banyosu yapılmasında bir sakınca yoktur. Banyo suyunun sıcaklığının çok yüksek olmamasına dikkat edilmelidir.
Diş sağlığı
Hamilelik öncesi dişlere verilen önem hamilelikte de aynen sürdürülmelidir. Dişler, günde en az bir kez fırçalanmalıdır. Tatlı yiyeceklerin ağızda birkaç saat bile kalmasının hemen çürük oluşumuna yol açtığı unutulmamalıdır ve diş sağlığına gereken önem gösterilmelidir. Bazı anne adaylarının hamilelik döneminde ciltleri çok kuru, bazılarının da aşırı yağlı olabilir. Belli kurallara bağlı kalınarak cilt bakımı devam ettirilebilir. Cildin nem dengesini korumak için kullanılan günlük kremler hamilelikte de kullanılabilir.
Egzersiz önerileri
gebelikte güzellikÖnceden yapmaya alışkın olunan egzersizlerin çoğu uygulamaya devam edilebilir. Ancak hamilelik dönemi, dolaşım sisteminde önemli değişiklikler meydana getirdiğinden, hangi egzersizleri uygulamamak gerektiği ve hangi aşamada durulması gerektiği bilinmelidir.
Bakım ürünlerine dikkat!
Hamilelik devam ettikçe güzelliği korumanın yolu, elbette anne adayının kendi aldığı önlemlerle birlikte kullanacağı bakım ürünleridir. Kullanılan ürünlerden bazıları bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bakımsız olmayı hiçbir kadın tercih etmez. Bakımsız tırnaklar, arada beyazların göründüğü veya boyası gelmiş saçlar... Tüm bunlar için yapılan tek bir şey var ki o da güzellik salonlarına koşmak. Peki hamilelikte zararı henüz kanıtlanmamış olan saç boyama işlemini, anne adayı en sağlıklı yoldan nasıl çözebilir? Hamilelikte saç boyamanın bebek üzerine ne gibi etkileri olduğunu araştıran çalışmalar yeterli olmadığından önerimiz 10. haftaya kadar saçların boyatılmaması, 10. haftadan sonra ise organik boya kullanılması. Organik saç boyalarını kuaförünüzden talep ettiğinizde kolaylıkla bulabilirsiniz. Önemli olan, bu konuda ısrarlı olmanız. Saç düzleştirme ve permada ise saç köklerine kimyasal işlem uygulandığından, bu işlemler hamilelik döneminde önerilmez.
Hamilelikle birlikte değişimlere başlayan saç ve cilt yapısına, bebeğin büyümesiyle fazla kilolar eklenince güzelliğini sorgulayan anne adayları için güzellik ip ucları..
Uzmanı Op. Dr. Kağan Kocatepe'nin önerileri güzelliğin yanı sıra değerli bilgiler veriyor.
gebelikte güzellik; Cilt bakımı
Hamilelik döneminde cildinizde önemli değişiklikler meydana gelir. Cilt çatlakları mekanik etkilere (rahmin büyümesi) bağlı olarak oluşurken, sivilce ve cilt lekeleri gibi sorunlar hormonal değişimlere bağlı olarak ortaya çıkar. Özellikle yaz aylarında cildinizi güneşten korumak, bu lekelerin oluşumunu önlemede faydalıdır. Bazı anne adaylarının hamilelik döneminde cilt yapısı çok kuru, bazılarının da aşırı yağlı olabilir. Belli kurallara bağlı kalınarak cilt bakımı devam ettirilebilir. Cildin nem dengesini korumak için kullanılan günlük kremler hamilelikte de kullanılabilir. Kurumaya bağlı oluşabilecek çatlaklardan kaçınmak için bu amaçla üretilmiş lanolinli kremler, kakao ve badem yağı cilt için uygundur. Cilt kuruluğunu önlemede çok sıcak suyla yıkanmaktan kaçınmak da faydalıdır. Özellikle yaz aylarında çok sık duş almanın da cilt kuruluğuna yol açabileceği ve sıvı alımına dikkat edilmesi gerektiği unutulmamalıdır. Aromaterapi ürünlerinin içeriği tam olarak araştırılmamış olması nedeniyle bu ürünlerin hamilelik döneminde kullanılmasını önermiyoruz. Cildinde sivilce gelişme eğilimi olan anne adaylarında bu sorun özellikle ilk 3 ayda belirgin hale gelebilir. Anne adayı doktoruna danışmadan hiçbir sivilce giderici ürün kullanmamalıdır. Cilt için en ideal bakım, yüzün düzenli olarak uygun bir temizleyici ile günde 2 kez temizlenmesidir. Glikolik asitli ürünler, hamilelik döneminde kullanılabilir. Yaşlanmayı geciktirici, kırışık giderici, leke giderici, tüy giderici ve diğer günlük yaşamın parçası olmayan özel cilt ürünlerinden kaçınılması önemlidir. Bu ürünlerin içeriklerinde çok sayıda, etkisi tam olarak aydınlatılamamış madde bulunur. Hamilelikte cilt değişikliklerinin sorumlusu artan hormonlardır.
Tırnak bakımı
Tırnaklar cildin bir uzantısı olarak kabul edilmiş olması gerekir. Tırnaklar, kanın oksijen yeterliliği hakkında anestezi doktoruna önemli bilgiler verirler.
gebelikte güzellik; Çatlaklar
Hamilelikte kadınların önemli bir kısmında karın cildinde, kalçalarda ve göğüslerde çatlaklar ortaya çıkar. Cildin aşırı gerilmesine bağlı olarak ortaya çıkan bir değişimdir ve çoğu zaman çatlayan bölgelerde bu tabloya rahatsız edici bir kaşıntı da eşlik eder. Hamilelik döneminde kırmızı görünümde olan çatlaklar, bebeğin doğmasından sonra kısa zamanda gümüş bir renk alır ve kalıcıdırlar. Çatlaklar, çok ender durumlarda kozmetik sorun yaratacak kadar yaygın olabilirler.
Saç bakımı
Anne adaylarının çoğunda saçlar hormonal değişikliklere bağlı olarak daha parlak bir hal alır. Bazı anne adaylarında saçlarda yağlanma, kırılma, dökülme görülebilir. Bu dönemde saç bakımı daha da zor olduğundan en iyisi kısa kestirmektir. Çok sık saçınızı fırçalamanız, sert hareketlerle taramanız doğru değildir. Özellikle doğumdan sonraki günlerde hızlı bir şekilde saç dökülmesi ortaya çıkabilir. "Telogen affluvium" adı verilen bu durum, kılların büyüme fazlarının hormonal seviyelerinartar. Tedavi gerektiren bir durum değildir. 3-6 ay sonra kendiliğinden düzelir.
Kıyafet seçimi
Özellikle hamileliğin 4. ayının başından itibaren artık eski kıyafetlerin, özellikle de sutyenin dar geldiği fark edilebilir. Bu aşamada henüz daha "hamile kıyafeti" satın alınmasına gerek olmasa da bol kıyafetler daha rahat hissetmeyi sağlayabilir. Anne adaylarının çoğu, hamilelikte sıcağa duyarlı hale gelirler ve bu nedenle daha hafif kıyafetler tercih ederler. Yine de özellikle kış mevsiminde hafif de olsa mevsim koşullarına uygun, sıcak tutan kıyafetler seçilmelidir. Hamilelikte kıyafet tercihinde maksimum özgürlük temel kuraldır. Anne adayları her zaman için rahat hissedecekleri kıyafetler tercih etmelidir. "Stretch" olarak tabir edilen dar kesim pantolonların bacaklardaki dolaşımı en¬gelleyerek varis oluşumuna etkisi bulunabileceği unutulmamalıdır. Hamilelikte ayakkabı seçimi de çok önemlidir ve alçak topuklu ayakkabılar tercih edilmelidir. Topuksuz ve yüksek topuklu ayakkabılar, doğal denge merkezini değiştirerek bel ağrısı oluşumuna neden olabilirler.
Banyo ve duş
gebelikte güzellikHamilelikte hormonların etkisiyle anne adayları daha çok terler. Bu nedenle de özellikle yaz aylarında günde birkaç kez duş alma ihtiyacı hissedebilirler.
Günlük yıkanma sayısında bir kısıtlama yoktur, ancak bazı noktalara dikkat edilmelidir. Öncelikle küvete girip çıkarken kaymamak için gerekli önlemler alınmalıdır. Bedenin ağırlık merkezi değiştiğinden ve yine ani kalkmalarda tansiyonun düşmesine eğilimli olunduğundan küvete girerken ve küvetten dışarı çıkarken özellikle dikkat edilmelidir. Küvetin içine ve girişine, kaymayı önleyen plastik halılar eklemek iyi bir çözümdür. Özellikle son 3 ayda küvete girerken ve çıkarken yardım alınması önerilir. Hamileliği takip eden doktor aksini önermedikçe, küvet banyosu yapılmasında bir sakınca yoktur. Banyo suyunun sıcaklığının çok yüksek olmamasına dikkat edilmelidir.
Diş sağlığı
Hamilelik öncesi dişlere verilen önem hamilelikte de aynen sürdürülmelidir. Dişler, günde en az bir kez fırçalanmalıdır. Tatlı yiyeceklerin ağızda birkaç saat bile kalmasının hemen çürük oluşumuna yol açtığı unutulmamalıdır ve diş sağlığına gereken önem gösterilmelidir. Bazı anne adaylarının hamilelik döneminde ciltleri çok kuru, bazılarının da aşırı yağlı olabilir. Belli kurallara bağlı kalınarak cilt bakımı devam ettirilebilir. Cildin nem dengesini korumak için kullanılan günlük kremler hamilelikte de kullanılabilir.
Egzersiz önerileri
gebelikte güzellikÖnceden yapmaya alışkın olunan egzersizlerin çoğu uygulamaya devam edilebilir. Ancak hamilelik dönemi, dolaşım sisteminde önemli değişiklikler meydana getirdiğinden, hangi egzersizleri uygulamamak gerektiği ve hangi aşamada durulması gerektiği bilinmelidir.
Bakım ürünlerine dikkat!
Hamilelik devam ettikçe güzelliği korumanın yolu, elbette anne adayının kendi aldığı önlemlerle birlikte kullanacağı bakım ürünleridir. Kullanılan ürünlerden bazıları bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilir. Bakımsız olmayı hiçbir kadın tercih etmez. Bakımsız tırnaklar, arada beyazların göründüğü veya boyası gelmiş saçlar... Tüm bunlar için yapılan tek bir şey var ki o da güzellik salonlarına koşmak. Peki hamilelikte zararı henüz kanıtlanmamış olan saç boyama işlemini, anne adayı en sağlıklı yoldan nasıl çözebilir? Hamilelikte saç boyamanın bebek üzerine ne gibi etkileri olduğunu araştıran çalışmalar yeterli olmadığından önerimiz 10. haftaya kadar saçların boyatılmaması, 10. haftadan sonra ise organik boya kullanılması. Organik saç boyalarını kuaförünüzden talep ettiğinizde kolaylıkla bulabilirsiniz. Önemli olan, bu konuda ısrarlı olmanız. Saç düzleştirme ve permada ise saç köklerine kimyasal işlem uygulandığından, bu işlemler hamilelik döneminde önerilmez.
Bahar sizi kandırmasın
Gönderen NetWork Grup Erkek Sağlığı, Genel Sağlık, Kadın Sağlığı, Yaşam 06:42
Ani iklim değişiklikleri ve mevsimler arası geçiş bazı rahatsızlıkların meydana gelmesine neden oluyor.Kış mevsiminin bitip, baharın başladığı Mart ve Nisan aylarında enfeksiyon hastalıklarının görülme riski artar. Mevsim değişikliği durumunda kişilerin beslenme alışkanlıklarının hayat düzenlerinin değişmesi ile birlikte bağışıklık sisteminin de etkilenmesi sonucu hastalıklarda artış gözlenebilir.
Meme kanseri tedavisinde yeni umut
Gönderen NetWork Grup Genel Sağlık, Kadın Sağlığı, Yaşam 06:37
Tümörü "dondurarak öldüren" yeni bir yöntemin, meme kanserinde ameliyatı gereksiz kılabileceği bildirildi.Daily Telegraph'ın haberine göre, bilim adamları, prostat kanserini tedavi için geliştirilen bir yöntemi, 13 hastada deneyerek meme kanseri tümörlerini yok etmeyi başardı.
Bayanları çok etkileyen 7 erkek tipi
Gönderen NetWork Grup Kadın Sağlığı, Ruh Sağlığı, Yaşam 05:39Kadınları Baştan Çıkaran 7 Erkek Tipi. Haber detayımıza bir göz atınız.
Neden bazı erkeklerin tüm bayanların ilgisini çektiğini düşündünüz mü? Bunu farkedince 'Tipi de yok ama.. Nasıl oluyor?' diye düşündünüz mü? İşte o erkeklerin yedi tipini ele alıyoruz.
1. Romantik çocuk
Klasik sevgiye inanır. Devamlı olarak sevgilisine çiçekler ve çikolatalar alır ve akşam yemeği sırasında da masada çeşitli renklerde mumlar vardır. Kız arkadaşını sık sık arayarak onu düşündüğünü söyler ve gözlerine bakarak ne hissettiğini anlatır.
Neden karşı konulamaz?
Bir kadın, takdir edilmek için sever ve romantik çocuk da bunu sık sık yapar. Esas oğlan, romantik hareketlerle kız arkadaşını düşündüğünü ona gösterir ve hissettirir. Buna karşılık kadında aynı şekilde karşılık verir.
2. Kendine güvenen çocuk
Bu tip, kendine aşırı güvenir. Topluluk içinde oldukça iddialıdır ve onu gördüğünüz zaman güç ve kontrol havası alırsınız. İlişkisindeyse, diğer erkekleri kıskanmaz ya da kız arkadaşının erkek arkadaşları ya da çalışma arkadaşlarını bir tehdit olarak görmez.
Neden çekici?
Kadınlar, kendine güvenen erkeklere ilgi duyar. Bunu iyi düşünün: Büyükseniz eğer, muhtemelen aynı şeyi düşüneceksinizdir. Kendine güvenen erkekler, sevgililerinden birşey yapmak için onay beklemez ve bu hareketleri, kendine güvenen tipleri daha da çekici kılar.
3. Sanatçı çocuk
Bu sanatçı tip hayatı anlık yaşar. Genelde, karşı cinse kur yapmak için yaratıcı tarafını kullanır. Örnek olarak ona bir şarkı yazar ya da onun için resim yapar.
Neden çekicidir?
Her kadın kendini özel ve yegane hissetmek ister. Onu, böyle hissettirmek için başka bir yol yoktur. Karşı cins, yaratıcı tipin yaratıcı aklı ve onu, sanatına uygulamasına ayar olur.
Karizmatik, asi, akıllı ve düşünceli çocuklar da kızların ilgisini çeker.
4. Yabancı çocuk
Uzak egzotik bir ülkeden gelir; Şirin bir aksanı ya da dünya için farklı görüşü vardır. Bağlı olduğu topluluğun gelenekleri ve günlük davranışları biraz acayip olabilir, ama her zaman eşsiz bir çekiciliği vardır. Ama unutmayın ki bu kategoriye girmek için bir yabancı olmak zorunda değilsiniz. Eğer çok yolculuk ediyorsanız ya da birden fazla yabancı diliniz varsa, herhangi bir şirin konuşan yabancı gibi siz de çekici olabilirsiniz.
Neden kızları çeker?
Karizma, karizma, karizma.. Bu tip hakkında karizma konusundan başka söz edilecek başka birşey yoktur: Fransızca bir kaç sözcükten daha cazibeli birşey yoktur. Eğer kadın dünyayı umursuyorsa bu tip onların ilgisini çekecektir. Farklı kültürden birisiyle çıkmak da her kız için fantastik birşeydir.
5. Canı ne isterse yapan tip
Bu tip, aklına esen yere gider. Esen rüzgara takılır.. Gittiği yer de çoğu zaman kaçık bir maceranın olduğu yerdir. Bir motorsiklet sürebilir, kız arkadaşını son dakikada aklına gelen bir gezinti için işe gitmeye bilir. Yani bu tip sonucunu düşünmeden hareket eder, hislerinin götürdüğü yerde kendini buluverir.
Neden mi ilgi çekici?
Her kadın bir parça asilik ister. Kız, erkek arkadaşının umursamaz tavrını sever ve bu hareketin onu da etkileyeceğini umar. Bu kötü çocuk ilişkiye gençlik katar ve kız, oğlanı evcilleştirmek için sever. Bunu yaparken de asla başarılı olmayacağını bilir.
6. Akıllı - esprili çocuk
Entellektüel konuşmaları körükler ve kız arkadaşının cevabını dikkatlice dinler. Kız arkadaşını ince mizah aklıyla güldürür ve laflarıyla politikayı daha ilginç kılar. Saatlar boyu kız arkadaşıyla sohbet eder ve asla sıkılmaz.
Neden kızlar bayılır buna?
Zaman ilerledikçe saçlarınız dökülebilir, cildiniz yumaşayabilir ama o kızın ilgisini üzerinizde tutarsanız, savaşın yarısını kazandınız demektir. İlişkiyi sürdüren en büyük etkenlerden birisi entellektüel kısımdır.
7. Düşünceli çocuk
Otomobilin kapısını kız arkadaşı için açar, sandalyesini çeker, akşam yemeğinin faturasını öder, ona tatlı alır, gece dışarı çıkarken onu evin kapısının önünden alır, onun ne hissettiğine karşı duyarlıdır ve eve gitmek istediğinde onu anlar.
Neden karşı koyulmaz: Şaşırdınız mı?
Bu düşünceli çocukların hiçbir zaman kızların ilgisini çektiğini düşünmezsiniz, ama şunu okuyun: kötü çocuk, kaba çocuk ve onu tekrar aramayan çocukla çıktıktan sonra dişi kişi önceliklerini tekrar değerlendirecektir. Bunu farketmesi için de biraz zaman geçecektir ama nihai olarak kızların çoğu kendine gelir ve uzun bir periyod için kendine çok güzel davranan bir çocuk ister.
Dikkat!
Listedeki karakter tiplerini fazla ciddiye almayın ve olmadığınız birisi gibi görünmeyi denemeyiniz.
Buradaki başarıya giden anahtar kadının listelenen tipleri neden sevdiğini ortaya çıkartmaktır. Biraz çabayla kendinizde de bayanların ilgisini çeken birşey bulacaksınız.
18 cilt sorununa cevaplar
Gönderen NetWork Grup güzellik, Kadın Sağlığı, yaş 05:24
18 bakım sorununun detaylı cevapları! Haberin ayrıntılarını ilgi ile takip edeceksiniz.
1. Cildimde elastikiyet kaybı hissediyorum neler yapabilirim?
Bozulan nem dengesi, hücre işlevlerinde zayıflama, ciltte zararlı maddelerin oluşumu cildin yaşlanmasına neden olur, cilt kurur, çizgiler meydana gelir, cilt esnekliğini kaybeder, cilt dokusu zayıflar, donuk bir görüntüye ve elastikiyet kaybına neden olur.
Cildin sıkılığını ve elastikiyetini arttıran bakım ürünleri kullanarak, cildinizin uzun süre esnek kalmasını sağlayabilirsiniz.
2. Tonik ya da losyonun cilt bakımındaki fonksiyonu nedir?
Cilt temizliğinin son, nemlendirmenin ise ilk aşamasında bulunmalıdır. İşlevi ise; cildi temizleme ürününden kalan artıklardan arındırmaktır. Sanıldığının aksine gözenekleri sıkıştırmaz; cildi dengeler.
3. Sabah ve akşam tek bir krem kullanabilir miyim?
Gece ve gündüz kremlerinin aynı anda kullanılması önerilmez. Ancak bu durum bazo krem formüllerine göre değişebilir. Gündüz kremlerinin güneş ışınlarına karşı koruma özelliği vardır. Ayrıca gün boyunca çevresel tüm dış etkenlerin cilde yapabileceği tahribatlara karşı korur. Gece bakım ürünleri ise, hücre yenilenmesini desteklemek için enerji verirken, nem dengesini sabah saatlerine kadar korurlar.
4. Neden temizleme ürünlerini göz makyajı temizlemek için kullanmak sakıncalıdır?
Bazı temizleme sütleri göz makyajını temizlemeye de uygun yapıda olabilir. Ancak cilt yapısıyla göz çevresinin yapısı birbirinden farklı olduğu için göz makyajı temizliğinde göz çevresi için özel olarak üretilen temizleyiciler kullanılmalıdır.
5. Farklı markalardan ürün kullanabilir miyim?
Evet, kullanabilirsiniz, yeter ki kullanacağınız ürün cilt tipinize uygun olsun.
6. Cildime sürdüğüm krem emilmiyor ve beni çok terletiyor!
ilk önce cildinize uygun bir ürün olup olmadığını iyi anlamak gerekir. İçerikleri ve kuvvetleri haricinde de yapıları da bizi bu konuda yönlendirebilir. Problemli ve yağlı ciltler jel, yağlı ve karma ciltler yağsız losyon, normal ve karma ciltler emulsion (fluid), kuru'ya dönük ciltler hafif yapıda kremler, çok kuru ciltler yoğun kremler kullanırlar.
7. Göz çevremde yağ butonları var, ne yapmalıyım?
Bu problemi kozmetik olarak çözmeden önce mutlaka kolestrol ile ilgili bir test yaptırmanız gerekir. Ama böyle bir endişeniz yok ise o zaman kullandığınız kremleri bir daha gözden geçirmeniz gerekebilir. Uçucu yağlar veya losyon veya jel şeklinde göz makyaj temizleyicileriyle makyajımızı temizlemeliyiz. Cilt bakımımıza ilk önce göz ürünlerimizi sürmeye başlayıp sonra cilt ürünlerimizi sürerek devam etmeliyiz. Kullandığımız cilt için nemlendiricimizi, serum ve gece kremimizi asla göz çevresine yaklaştırmamalıyız. Göz kremlerini kemik üzerinde göz çevresine sürmeli ve ihtiyacımız ile doğru oranlı göz kremi kullanmalıyız. Kremin %70 bölümünü kaz ayaklarına %30 bölümünü ise kaş altı ve gözaltına uygulamalıyız (göz ürünlerinin özel sürme tekniği de olabilir, satış danışmanı servis esnasında konu ile ilgili bilgi vermelidir). Şişlik, morluk, yeni başlayan nemsizlik çizgileri için jel yapısında göz ürünleri kullanmalıyız. Yağlı ve yoğun ürünlerden sakınırsak cilt bu butonları zaman içinde yok edecektir.
8. Cilt bakımında mutlaka serum kullanmalı mıyım?
Serumlar bakım ürünlerini tamamlayıcılarıdır. Bakım ürününden dönem dönem performans alamayabilirz, ürünü tamamen değiştireceğimize, serumlar ile destekleyerek, çok daha başarılı ve hızlı sonuçlar elde edebiliriz. 'Ayrılmaz ikili' adı altında ürünler de piyasada mevcuttur, yani bakım kremi ile birlikte mutlaka kullanılması gereken serum, birbirini tamamlayan formül içerdikleri için, ürünün performansını görebilmek adına hem serumu hem de bakım kremini kullanmanız gerekir.
9. Nemlendirici ile gündüz kremi arasındaki fark nedir?
Kuruluk ve nemsizlik farklı şeylerdir. Su ve yağın farklılığı gibi. Nemlendiriciler cildin susuzluğunu doyururlar, cilt eğer çok nemsiz ise günlük bakımı ile birlikte mutlaka nemlendirici kullanılmalı, gündüz kremi ise cildin yaşlanmaya sebebiyet veren faktörlerden yani bizler buna serbest radikaller diyoruz, cildi korur, gün içinde ihtiyacı olan enerjiyi yani besini verir, koruma filtresi varsa lekelenmeye karşı korur. Yaşlanmanın %25'i genetik, %75'i çevresel faktörlerdir. Ve cilt gündüz yaşlanır, gece onarılır. Yani gündüz koruyacağız, gece tedavi edeceğiz. Bunu asla unutmamalıyız.
10. Cilt neden yaşlanır?
Beyin hücreleri hariç, vücutta bulunan hücrelerin birçoğu sürekli yenilenir ve eski hücreler yerine bölünerek ve üreyerek ve metabolizma yardımıyla, yenileri konulur. Yaşlanma ise cildin hücre yenileme mekanizmasının düzenli çalışmaması nedeniyle oluşur. Cilt vücudun iç fonksiyonlarını yansıtmasının yanı sıra, dış uyarılara da tepki verir. UV ışınları ve kuru hava gibi dış uyarımlara uzun süre maruz kalmak, yaşlanma semptomlarına yansır. Bozulan nem dengesi, hücre fonksiyonlarında zayıflama, cilt yüzeyinde zararlı maddelerin üremesi cildin yaşlanmasının en önemli sebeplerindendir.
11. Cilt için nem neden gerekli?
Çevresel tehditler, iklim, hormonal değişiklikler modern yaşamın problemleridir ve cildin sürekli olarak kurumasına neden olurlar. Cildin içerdiği nem miktarı azaldığında, çevresel etkilerine karşı direnme kabiliyeti zayıflar ve böylece ciltte kuruma, düzensiz bir yapı ve yaşlanma belirtileri oluşur.
12. Çalışan bayanlar cilt bakımında farklı ürünlere ihtiyaç duyarlar mı?
Çalışan kişiler genellikle klimalı ve kapalı ortamlarda çok uzun zaman geçirirler, iş hayatının getirdiği stres, yoğun çalışma temposu düzeni etkileyebilir, beslenme ve uyku düzeni bozulabilir, dolayısıyla, cilt çok daha yoğun olarak dış etkenlere karşı maruz kalabilir. İşte bu yüzden çalışan bayanların cilt sağlığına çok daha dikkat etmeleri, günlük bakım olarak mutlaka koruma içeren ürünleri kullanmaları, cildin temizliğine ve beslenmesine önem vermeleri gerekmektedir.
13. Cildi sadece akşamları temizlemek yeterli mi?
Cilt uzmanları günde iki kez, cildin pH değerlerine uygun bir temizleyici ile cildin temizlenmesini tavsiye etmektedir. Gece boyunca oluşan sebum ve birikimleri sabah ciltten arındırmak, akşamları ise hem makyajı, hem de gün boyu cilt üzerinde biriken kir ve tozları temizlemek için cilt tipine uygun bir temizleyici kullanmak şarttır.
14. Göz bölgesi neden daha çabuk yaşlanır, ihtiyaçları nelerdir?
Göz çevresi cildin en hassas, en ince derisine sahip bölgedir, yüzün diğer kısımlarından 7 kat daha incedir, dış etkenlere aşırı duyarlı ve kırışıklıklara açık bir yapıdır, ayrıca en sık mimik yaptığımız bölgedir, günde yaklaşık 14.000 defa göz kırpma hareketi yaparız. Yaş belirtileri ilk olarak göz çevresinde kendisini gösterir. Gülme, kızgınlık, zararlı çevresel etkiler, makyaj ve makyaj temizleme işlemi nedeniyle de devamlı yıpranır. Çok ince olması nedeniyle alttaki kılcal damarlar, mor renkli halkalar ve torbalanmalar şeklinde görünebilir. Göz çevresi derisinde hiç yağ bezi olmaması nedeniyle doğal yağlanma yok denecek kadar azdır. Bu nedenle mutlaka bir nemlendirici kullanılmalıdır. Bu bölgeye özel, göz çevresi için geliştirilmiş ürünlerin düzenli olarak kullanılması gerekmektedir.
15. Erkek bakımı önemli midir?
Erkek cildinin de bakıma ihtiyacı vardır. Erkek cildi; kadın cildinden %30 daha kalındır. Testesteronun yüksek miktarda sebum üretmesiyle orantılı olarak daha yağlıdır. Kadınlara göre daha çok siyah nokta ve pürüz vardır. Daha genç yaşlanır, ama daha derin kırışıklıklar oluşur. Kadınlara göre göz çevreleri daha belirgindir. Tıraş olmak, korunmadan güneş ışınlarına maruz kalmak cildin susuz kalmasına ve tahriş olmasına neden olur.
16. Parfümün daha kalıcı olması nasıl sağlanır?
Yan ürünler olarak adlandırılan vücut losyonu, vücut kremi, duş jeli, deodorant gibi ürünleri kullanarak parfümün daha kalıcı olmasını sağlayabilirsiniz.
17. Neden parfümler her tende farklı kokar?
Parfümler alkol, bir dizi aromatik yağ ve sudan oluşmaktadır. Bu yağlar ciltle buluştuğunda her ten tipine göre farklı reaksiyon gösteriyor. Bir tende hafif diğer tende güçlü reaksiyonlar da farklı şekilde kokmalarına neden oluyor.
18. Parfümün en kalıcı olduğu bölgeler.
Kokunun kalıcılığını uzatan en ideal vücut bölgeleri arasında şakaklar, iki göğüs arası ve kol içleri öne çıkıyor. Vücudun bu belirtilen bölgeleri kan damarlarının cilde en yakın olduğu yerler, dolayısıyla buralarda ısı daha yüksek. Bu da kokunun bu bölgelerde mükemmel şekilde tende hapsedilmesini sağlıyor.
Etkili sonuç veren beş diyet tüyosu
Gönderen NetWork Grup Diyet zayıflama, Kadın Sağlığı, Yaşam 05:05
Bahar mevsimine çok az kaldı ve kışın alınan kilolardan kurtulma telaşı başlamak üzere.
Cosmopolitan dergisi, etkili sonuç veren beş diyet tüyosuyla bu konuda iddialı.
Pratik bir şekilde uygulanabilen, basit önerilerle fazla kilolarınızdan kolaylıkla kurtulabilirsiniz. Hem yiyecek alışverişinde, hem de yemek yeme alışkanlıklarınızda ufak birkaç noktayı değiştirmeniz yeterli. İşte, Cosmopolitan dergisinin zayıflama önerileri.
- Yiyeceklerinizi yanınızda taşıyın:
İstikrarlı bir şekilde kilo vermek istiyorsanız; öğle yemeğinizi ofise götürmeyi adet edinin. Bir araştırma, restoranda sipariş edilen yemeğin miktarının evde öğle yemeği için hazırlayıp yanınıza aldığınız yemeğin miktarından yüzde 60 daha fazla olduğunu gösteriyor.
- Yemekte sevgilinize öncelik tanıyın:
Araştırmalara göre kadınlar, sevgililerinin beslenme alışkanlıklarını farkında olmadan taklit etme eğiliminde. Bu da onların önceki diyetlerine göre çok daha fazla miktarlarda yemelerine sebep oluyor. Bu nedenle yemeğe çıktığınızda başta gelen soğuk mezeleri önce erkek arkadaşınızın tatmasını bekleyin. Sonra siz atıştırın. Bu sisteme alışırsanız yine eskisi gibi daha az miktarlarda yediğinizi göreceksiniz.
- Midenizi 'happy hour'a hazırlayın:
İş çıkışındaki 'happy hour' saatlerinde alınan bir içecek ya da alkol, kan şekeri değerlerinin aniden düşmesine sebep olabilir. Bu da beraberinde yüksek kalorili yiyecekleri atıştırma isteği getirir. Bu nedenle içki içmeden bir şeyler atıştırmaya çalışın. Bunu yapamıyorsanız eve gittikten sonra bir şeyler yiyeceğinizi düşünün ve sunulan sosis, pizza gibi yüksek kalorili yiyeceklerden uzak durun.
- Egzersiz sonrası ağır yemek yemeyin:
Spor yapanlar egzersiz süresince harcadıkları kalori değerlerini hesaplayıp bunun verdiği rahatlıkla egzersiz sonrası büyük porsiyonlarda yemek yeme eğilimindedirler. Egzersiz sonrası açlık hissederseniz krakerin üstüne süreceğiniz yer fıstığı ezmesi yiyebilirsiniz.
- Sağlıklı atıştırın:
Özellikle öğün aralarında sağlıklı atıştırmalar almak ve böylece uzun süre aç kalmanın önüne geçmek dengeli bir diyetin temelini oluşturuyor. Bunun için yanınızda kuruyemiş çeşitleri ve bir meyve taşıyın. Eğer bunu yapamıyorsanız evde ya da ofiste gözünüzün önünde olacak her yere bu atıştırmalıklardan bırakın. Unutmayın bunları görmek size öğün aralarında atıştırma saatinizin geldiğini hatırlatacaktır.
Cosmopolitan dergisi, etkili sonuç veren beş diyet tüyosuyla bu konuda iddialı.
Pratik bir şekilde uygulanabilen, basit önerilerle fazla kilolarınızdan kolaylıkla kurtulabilirsiniz. Hem yiyecek alışverişinde, hem de yemek yeme alışkanlıklarınızda ufak birkaç noktayı değiştirmeniz yeterli. İşte, Cosmopolitan dergisinin zayıflama önerileri.
- Yiyeceklerinizi yanınızda taşıyın:
İstikrarlı bir şekilde kilo vermek istiyorsanız; öğle yemeğinizi ofise götürmeyi adet edinin. Bir araştırma, restoranda sipariş edilen yemeğin miktarının evde öğle yemeği için hazırlayıp yanınıza aldığınız yemeğin miktarından yüzde 60 daha fazla olduğunu gösteriyor.
- Yemekte sevgilinize öncelik tanıyın:
Araştırmalara göre kadınlar, sevgililerinin beslenme alışkanlıklarını farkında olmadan taklit etme eğiliminde. Bu da onların önceki diyetlerine göre çok daha fazla miktarlarda yemelerine sebep oluyor. Bu nedenle yemeğe çıktığınızda başta gelen soğuk mezeleri önce erkek arkadaşınızın tatmasını bekleyin. Sonra siz atıştırın. Bu sisteme alışırsanız yine eskisi gibi daha az miktarlarda yediğinizi göreceksiniz.
- Midenizi 'happy hour'a hazırlayın:
İş çıkışındaki 'happy hour' saatlerinde alınan bir içecek ya da alkol, kan şekeri değerlerinin aniden düşmesine sebep olabilir. Bu da beraberinde yüksek kalorili yiyecekleri atıştırma isteği getirir. Bu nedenle içki içmeden bir şeyler atıştırmaya çalışın. Bunu yapamıyorsanız eve gittikten sonra bir şeyler yiyeceğinizi düşünün ve sunulan sosis, pizza gibi yüksek kalorili yiyeceklerden uzak durun.
- Egzersiz sonrası ağır yemek yemeyin:
Spor yapanlar egzersiz süresince harcadıkları kalori değerlerini hesaplayıp bunun verdiği rahatlıkla egzersiz sonrası büyük porsiyonlarda yemek yeme eğilimindedirler. Egzersiz sonrası açlık hissederseniz krakerin üstüne süreceğiniz yer fıstığı ezmesi yiyebilirsiniz.
- Sağlıklı atıştırın:
Özellikle öğün aralarında sağlıklı atıştırmalar almak ve böylece uzun süre aç kalmanın önüne geçmek dengeli bir diyetin temelini oluşturuyor. Bunun için yanınızda kuruyemiş çeşitleri ve bir meyve taşıyın. Eğer bunu yapamıyorsanız evde ya da ofiste gözünüzün önünde olacak her yere bu atıştırmalıklardan bırakın. Unutmayın bunları görmek size öğün aralarında atıştırma saatinizin geldiğini hatırlatacaktır.
Bir avuç fındık yersen iyi gelir
Gönderen NetWork Grup Erkek Sağlığı, Genel Sağlık, Kadın Sağlığı, Yaşam 04:49Bazı beslenme yanlışlarımız var, ısrarla yapıyoruz. Onlardan biri de 'kilo alırım' diye korkup kabuklu kuruyemişleri yeteri kadar tüketmemek.
Dünyanın en büyük fındık üreticilerinden biriyiz. Yeteri kadar ceviz, badem, yer fıstığı üretiyoruz. Ama gelişmiş ülkelerde "ilaç niyetine" yenilen bu besinleri biz hâlâ "abur cubur yiyecekler" sınıfına koymaktayız!
Oysa özellikle 90'lı yıllar sonrasında yapılan araştırmaları baz alarak fındık, ceviz, badem, yer fıstığı ve antepfıstığına hak ettikleri değeri vermek zorundayız. Nedeni şudur.
Araştırmalar bu yiyeceklerin kalp krizi geçirme ya da kalp hastalığına yakalanma ihtimalini azalttıklarını gösteriyor.
FDA NE YAPTI
Amerika'da yapılan çok büyük bir araştırmada (Lowa Kadın Sağlığı Araştırması), haftada birkaç kere makul miktarda kabuklu yemiş yiyenlerde kalp krizi ve kalp hastalığı riskinin neredeyse yüzde 50'lere yakın oranlarda düştüğünü gösteren verilere ulaşıldı.
Beş-altı yıl önce de Amerika'nın sağlık konusunda "astığı astık kestiği kestik" kurumu FDA (Amerikan Gıda ve ılaç Kurumu), gıda şirketlerinin ürün paketlerinin üzerine "doymuş yağ ve kolesterol oranı düşük bir beslenmede çoğu kabuklu yemişten günde 40 gram yemek kalp hastalığı riskini azaltabilir" ifadesini yazmasına izin verdi.
NEDEN TAVSİYE EDİYORUZ
Peki fındığın, cevizin, bademin, yer fıstığı ya da antepfıstığının bu mucizevi faydaları nereden kaynaklanıyor?
Sorunun yanıtı şu: Hepsinin de içinde bol miktarda posa, kolesterol düşürücü bitkisel sterol, folik asit, magnezyum, bitkisel Omega-3 yağları var. Bu bileşimler, özellikle içerdikleri doymamış yağlar nedeniyle kötü kolesterolü azaltma, iyi kolesterolü yükseltmede mükemmeller.
MİKTAR ÇOK ÖNEMLİ
Omega-3 yağları ile damar sağlığını güçlendiriyor, kalp ritim bozukluklarını önlüyor, kanı inceltip pıhtılaşma ihtimalini düşürüyorlar. Yapılarındaki arginin, damar duvarında daha fazla nitrik oksit üretilmesine ve bu yolla damarların gevşemesine, genişlemesine yardımcı oluyor.
Nitrik oksit ile sağlanan bu genişleme cinselliği destekliyor. Ayrıca kan basıncı da düşüyor. Koroner arterlerde kan akışı rahatlıyor. Yapılarındaki folik asit homosisteini düşürürken, potasyum kalbi güçlendiriyor.
Kafanızı daha fazla karıştırmak istemem ama bana sorarsanız bu yiyeceklerin 30-40 gramlık miktarları kolesterol düşürücü, tansiyon ayarlayıcı haplar kadar etkili.
Bu yiyeceklerden uzak durmanızın nedeni, onları birer kilo makinesi gibi görmenizdir. Bu durum yüksek kalorili besinler olmalarından kaynaklanıyor. Ortalamada her birinin 100 gramı yaklaşık 600 kalori civarında enerji kazandırıyor.
Avuç avuç yerseniz, kilo almanız doğal. Oysa 30-40 gram yediğinizde 150-200 kalori civarında bir kalori kazanımınız söz konusudur ve bu rakam ara öğünlerde almanızı tavsiye ettiğimiz rakama eşittir.
Ara öğünlerinizde cipsler, tuzlu veya şekerli bisküviler, fırın işi unlu, yağlı zararlı besinler ya da çikolata, dondurma yerine bu yiyecekleri tercih ederseniz, hem kilo sorunuyla karşılaşmaz hem de sağlığınıza ciddi bir yatırım yapmış olursunuz. Bizden söylemesi...
MÜKEMMEL ARA ÖĞÜN SEÇENEKLERİ
40 gr ceviz = 8 adet
40 gr fındık = 20 adet
40 gr badem = 20 adet
40 gr yer fıstığı = 20-25 adet
40 gr antepfıstığı (kabuksuz) = 20 adet
Ailevi Akdeniz Ateşi = FMF
Ailevi Akdeniz Ateşi, ataklar halinde gelen ateş ve karın ağrısı ile karakterizedir. Atak sırasında göğüs ağrısı veya eklem ağrısı da olabilir.
Ailevi Akdeniz Ateşi olan hastaların çoğunda ilk atak 20 yaşın altında görülür. Ataklar arasında bir hafta ila birkaç ay olabilir. Ateş 2 veya 3 gün sürer ve kendiliğinde düşer. Ataklar arasında hasta tamamen sağlıklıdır.
Tanı, genetik testler ile konulabilir. Ancak tanıyı klinik bulgulara dayalı olarak koymak daha pratiktir. Tanı koymadan önce karın ağrısı ve ateş yapabilecek diğer tanılar dışlanmalıdır.
Tedavide esas, atakların önlenmesidir. Bu amaçla kullanılan ilaç Kolşisin'dir. Atakları önlemek, uzun vadede hastalığa bağlı oluşabilecek ve özellikle böbrek hasarı yapabilen amiloidoz hastalığını önlemek için gereklidir.
Sakız cilde zarar verir mi?
Gönderen NetWork Grup Kadın Sağlığı, Yaşam 04:38
Uzmanlardan sakız çiğnemeyi seven kişilere üzecek bir açıklama.Amerikalı cilt uzmanı ve estetisyen Dr. Joel Schlessinger, sakız sevenlere üzecek bir açıklama yaptı.
Hamilelik için yapılması gerekenler
Gönderen NetWork Grup Erkek Sağlığı, Kadın Sağlığı, Yaşam 04:27Hamile kalmak için sevişirken bu kurallara dikkat ediniz
Kadınların herhangi bir ayda gebe kalma olasılıkları %20-25 arasındadır. Çiftler bilgi eksikliği nedeni ile yaptıkları bazı davranışlar yoluyla bu olasılığı azaltabilirler. Kısır olduklarını söyleyen bazı çiftlerde alınacak basit tedbirler ve uygulanacak çok kolay yöntemler ile hiçbir tedaviye gerek kalmadan gebelik elde edilebilir.
Cilt güzelliğindeki Limon etkisi
Gönderen NetWork Grup güzellik, Kadın Sağlığı, Yaşam 04:15• Limon, cildiniz için serinletici ve canlandırıcı bir etki verir. Altı adet limonu, kabukları ile birlikte halka şeklinde dilimleyin. Derin bir kaba soğuk su doldurun ve içine dilimlediğiniz limonları atın.
Selülitleri dert edinmeyin
Gönderen NetWork Grup güzellik, Kadın Sağlığı, Yaşam 03:46
Selüliti dert etmeyin çaresi var.
Başlangıçta kısa bir ısınma için zaman ayırmak iyi olacaktır. Kas yaralanmalarını önleyerek, eklemlerdeki bağ dokularının elastikleşmesine yardımcı olursunuz.
Serbest şekilde durun. Sırtınızı dik tutun. Ellerinizi dirseklerden yukarı kırarak, parmaklarınızı yumruk yapın. Bir ayağınızı kalçadan öne doğru fırlatın. Ayağınız gergin tutun. 5 dakikada bir bacaklarınızı değiştirerek hareketi tekrarlayın.
Yaptığınız çalışmalarda en çabuk sonuca ulaşacağınız bölge, karın kaslarıdır. Sırt üstü uzanın. Bacaklarınızı birleştirin. Bacaklarınızı dizlerden büküp karnınıza doğru çekin. Aynı anda başınızı öne doğru eğin. Omuzlarınız yerden yukarı doğru kalkacaktır. Bacaklarınızı yeniden geriye doğru uzatın. Bu harekette önemli olan, acele etmeden ve yavaş yapmaktır. Ayrıca gözleriniz karşıya doğru baksın. Çenenizi vücudunuza fazla yapıştırmamaya özen gösterin. Hareketi 10 kez 3 set şeklinde tekrarlayın.
Yere yan olarak uzanın. Sırtınız dik olsun. Kolunuzu dirsekten kırarak başınıza destek verin. İki bacağınızı birden olabildiğince kaldırmaya çalışın. Üstteki bacağınız havada asılı dururken, alttakini yavaşça indirin ve kaldırın. Öne veya arkaya kaymamaya dikkat edin. Hareketi 10 kere 3 set halinde tekrarlayın.
Ayakta durun. Bacaklarınızı bitiştirin. Bir bacağınızı arkaya doğru bükün. Dizleriniz aynı hizada olsun. Şimdi topuğunuzu mümkün olduğunca bacağınıza değdirmeye çalışın. Hareketi yavaş ve acele etmeden yapın. Bacağınızı tekrar eski haline getirin. Bu arada diğer bacağınız ne çok gergin, ne çok serbest durmalıdır. Hareketi 10 kere 3 set şeklinde tekrarlayın.
Yüz üstü uzanın. Kollarınızı alnınızın altında birleştirin. Omurganız düz dursun. İki bacağınızı birden yukarı doğru kaldırın. Düz ve gergin olmalarına dikkat edin. Kısa süre havada tutun ve indirin. Hareketi 10 kere 3 set halinde tekrarlayın.
Yere oturun. Omurganız dik dursun. Başınızla ileriye doğru bakın. Avuç içleriniz yerde, elleriniz poponuzun iki yanında olsun. Ayaklarınız gergin ve ayak parmaklarınız havaya bakıyor olsun. Şimdi bir bacağınızı yavaşça kaldırın ve indirin. 15 kez tekrarladıktan sonra bacak değiştirin. Bacaklarınızın mümkün olduğunca gergin olmasına önem verin.
Başlangıçta kısa bir ısınma için zaman ayırmak iyi olacaktır. Kas yaralanmalarını önleyerek, eklemlerdeki bağ dokularının elastikleşmesine yardımcı olursunuz.
Serbest şekilde durun. Sırtınızı dik tutun. Ellerinizi dirseklerden yukarı kırarak, parmaklarınızı yumruk yapın. Bir ayağınızı kalçadan öne doğru fırlatın. Ayağınız gergin tutun. 5 dakikada bir bacaklarınızı değiştirerek hareketi tekrarlayın.
Yaptığınız çalışmalarda en çabuk sonuca ulaşacağınız bölge, karın kaslarıdır. Sırt üstü uzanın. Bacaklarınızı birleştirin. Bacaklarınızı dizlerden büküp karnınıza doğru çekin. Aynı anda başınızı öne doğru eğin. Omuzlarınız yerden yukarı doğru kalkacaktır. Bacaklarınızı yeniden geriye doğru uzatın. Bu harekette önemli olan, acele etmeden ve yavaş yapmaktır. Ayrıca gözleriniz karşıya doğru baksın. Çenenizi vücudunuza fazla yapıştırmamaya özen gösterin. Hareketi 10 kez 3 set şeklinde tekrarlayın.
Yere yan olarak uzanın. Sırtınız dik olsun. Kolunuzu dirsekten kırarak başınıza destek verin. İki bacağınızı birden olabildiğince kaldırmaya çalışın. Üstteki bacağınız havada asılı dururken, alttakini yavaşça indirin ve kaldırın. Öne veya arkaya kaymamaya dikkat edin. Hareketi 10 kere 3 set halinde tekrarlayın.
Ayakta durun. Bacaklarınızı bitiştirin. Bir bacağınızı arkaya doğru bükün. Dizleriniz aynı hizada olsun. Şimdi topuğunuzu mümkün olduğunca bacağınıza değdirmeye çalışın. Hareketi yavaş ve acele etmeden yapın. Bacağınızı tekrar eski haline getirin. Bu arada diğer bacağınız ne çok gergin, ne çok serbest durmalıdır. Hareketi 10 kere 3 set şeklinde tekrarlayın.
Yüz üstü uzanın. Kollarınızı alnınızın altında birleştirin. Omurganız düz dursun. İki bacağınızı birden yukarı doğru kaldırın. Düz ve gergin olmalarına dikkat edin. Kısa süre havada tutun ve indirin. Hareketi 10 kere 3 set halinde tekrarlayın.
Yere oturun. Omurganız dik dursun. Başınızla ileriye doğru bakın. Avuç içleriniz yerde, elleriniz poponuzun iki yanında olsun. Ayaklarınız gergin ve ayak parmaklarınız havaya bakıyor olsun. Şimdi bir bacağınızı yavaşça kaldırın ve indirin. 15 kez tekrarladıktan sonra bacak değiştirin. Bacaklarınızın mümkün olduğunca gergin olmasına önem verin.
Fışkıran fazla yağlar sevimli mi?
Gönderen NetWork Grup Diyet zayıflama, Kadın Sağlığı, Yaşam 03:38
Kimilerine göre can simidi, kimilerine göre aşk yastığı ama ne olursa olsun erimeleri gerek
Gerçek şu ki, onlar aslında bel çevrenizde, pantolondan fışkıran fazla yağlar. Sevimli görünmelerini sağlayamazsınız, artık kurtulun yağlarınızdan!
Yan karın bölgesinde meydana gelen yağlanmalar herkesin olmasa da, birçok kişinin ortak problemi. Çünkü bu inatçı bölgenin çapını daraltmak pek kolay değil. Belki de bu nedenle sorununuza can simidi, aşk yastığı gibi sevimli isimler veriyor ve kabullenme yoluna gidiyorsunuz. Ama düşük bel modası oyununuzu biraz bozdu sanki... Herkesin can simidi gözler önüne serildi. Onlardan nasıl kurtulacağınıza gelecek olursak; uzmanlar, "biraz ondan biraz bundan" diyor...
Bölgesel zayıflama mümkün değil
Aşk yastıklarınız vücudunuzdaki yağlardan kurtulduğunuzda sizi terk edecek. Yani, 'sadece o bölgeyi eritmek' gibi sihirli bir formül yok. Bu nedenle, daha uzun bir zamana yayılan ve nihayetinde sağlıklı yaşamı hedefleyen bir çaba içine girmeniz gerekiyor. Bu çaba da hem kilo kontrolünü, hem egzersizi içeriyor.
Kilo kontrolü şart
En basitinden başlayalım. Kilo alıyorsanız, bu harcadığınızdan daha fazla kalori aldığınız anlamına geliyor. Bu kaloriler de yağ olarak vücudunuzda birikiyor. Yağlardan kurtulmak için, yediklerinizi gözden geçirmeniz ve bazılarını elimine etmeniz şart. Bunun için aç kalmanıza, açlık diyetleri yapmanıza gerek yok. Zaten uzmanlar da bu tip diyetlerin uzun vadede bir işe yaramadığı görüşünde birleşiyor.
Şekerli içecekleri, kurabiye, cips, çikolata barları gibi işlenmiş gıdaları, rafine unlu ürünleri, sağlıksız yağları mutfağınızdan temizleyerek işe başlayabilirsiniz. Bunların yerine et, balık, yumurta, bolca sebze, meyve ve tam tahıllı gıdaları tüketebilirsiniz. Bol bol su içmeyi de ihmal etmeyin. Unutmayın "diyet yapıyorum" yerine "sağlıklı yaşıyorum" derseniz her şey daha kolay olacak.
Kardiyo egzersizleri herkese lazım
Koşmak, yürümek, yüzmek, ip atlamak, bisiklet gibi kardiyo egzersizleri hem kilo vermenizi sağlar, hem de kardiyovasküler sisteminizi güçlendirir. Yani aşk yastıklarınızdan kurtulmak içn haftada birkaç seans kardiyo egzersizi yapmalısınız.
Kaslarınızı güçlendirin
Durumu, bilimsel detaylara girmeden şöyle özetleyebiliriz: Yağ ve kaslar pekiyi geçinemezler ve kaslar her zaman yağları döver! Bu nedenle haftalık planınızda kas dokularınızı güçlendirecek egzersizlere de yer verin. Tüm enerjinizi koşu bandında harcayacağınıza biraz da ağırlık aletlerine yönelin. Sayfalarımızda yer alan egzersizleri uygulayarak oblik kaslarını geliştirebilirsiniz. Bu bölgedeki kas dokusunu artırmak daha kısa zamanda sonuç almanızı sağlayacak.
YAN KARIN KASLARINI ŞEKLE SOKAN EGZERSİZLER
Yana köprü
Egzersize, matın üzerine yatıp, bacaklarınızı uzatarak başlayın. Yana dönün, kolunuzu dirsekten bükerek yere paralel olarak uzatın. Bacaklarınızı üst üste yerleştirin. Yerdeki kolunuzdan destek alarak gövdenizi yukarı kaldırın. Sadece ayaklarınız ve kolunuz yere değmeli. Vücudunuzu düz bir çizgi haline getirin ve pozisyonunu bozmadan ve karın kaslarınızı sıkarak 30-60 saniye durmaya çalışın. Sonra diğer elinizi yere koyarak bir de vücudunuzun diğer tarafıyla egzersizi tekrarlayın. Zamanla süreyi artırmaya çalışın.
Çaprazdaki ayağını yakala
Sırtınız dik bir şekilde yere oturun ve kollarınızla bacaklarınızı yanlara doğru açın. Elinizle çaprazındaki ayak parmaklarınıza dokunmaya çalışarak seri bir şekilde egzersizi tekrarlayın.
Dambılla yanlara eğilme
Elinize bir dambıl alın, kolunuzu yanda düz tutun. Diğer elinizi de belinize yerleştirin. Bacaklarınızı kalça hizasında açın. Dambılı tuttuğunuz yöne doğru, rahatça eğilebildiğiniz kadar esneyin. Doğrulup başlangıç pozisyonuna gelerek 30 kez tekrarlayın.
Bisiklet
Düz bir şekilde uzattığınız bacaklarınızı 10 santimetre kaldırın. Ellerinizi belinizin altına yerleştirin. Sol dizinizi bükerek sol omzunuza yaklaştırabildiğiniz kadar yaklaştırın. Bu noktada sol bacağınızı düz bir şekilde uzatıp esnetirken, sağ bacağınızı dizden bükerek sağ omzunuza yaklaştırın. Senkronize bir şekilde bisiklet sürer gibi, sol ve sağ bacağınızı çekip uzatarak egzersizi yapın. 30 kez tekrarlayın.
Obrik Crunch
Oblik crunch, özellikle yan sokmak isteyenler için çok uzanın ve sol bacağınızı bi üzerine koyun. Eller başını Belinizi yerde tutarak omu sağ dirseğinizi sol diz kapa çalışın. 12-16 kez tekrarlay; yöne doğru da yapın.
Tabak döndürme
Bir adet orta büyüklükte tabağa ihtiyacınız var. Tabak yerine ağırlık topu da kullanabilirsiniz. Yere oturun ve tabağı önünüzde, karnınızın hizasında tutun. Üst bedeninizi hafifçe geriye doğru yatırın. Bu sırada omuzlar açık, sırt dik olmalı. Tabağı bir yanınızdan diğer yanınıza döndürerek yere dokundurun. Egzersizi 12-16 kez tekrarlayın.
Bacak çırpma
Karın bölgenizi forma sokmak için sırtınızı da güçlendirmelisiniz. Egzersize yüzükoyun yatarak başlayın. Başınızı hafifçe yerden kaldırın. Kollarınızı yanlara uzatabilir ya da dirseklerinizden bükerek yere koyabilirsiniz. Dizlerinizi ve ayaklarınızı yerden kaldırın ve yüzer gibi yukarı aşağı çırpın. Egzersizi 20 saniye boyunca tekrarlayın. 20 saniye dinlenerek bir 20 saniye daha uygulayın.
Bel ağrısı çeken birisi neler yapmamalıdır?
Gönderen NetWork Grup Erkek Sağlığı, Genel Sağlık, Yaşam 06:14
Her insan hayatının herhangi bir döneminde mutlak surette bir kere olsun bel ya da boyun ağrısı çekmektedir.
Bunun nedeni öncelikle mekanik bel ağrısı ya da boyun ağrısı dediğimiz olaydır. Hatta görülen bel ve boyun ağrılarının yaklaşık olarak yüzde 98'i mekanik bel ve boyun ağrıları olur.
Siz de masa başında çalışıyor ve akşam eve gittiğinizde beliniz ve boynunuzun ağrısından duramıyorsanız sorununuz sandığınız kadar hafife alınacak bir durum değildir.
Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Memorial Hastanesi Nöroşirurji Bölümü'nden Op. Dr. Metin Güler, bel ve boyun ağrıları hakkında bilgiler verdi.
Sürekli bel ağrısı varsa hangi hastalıklardan şüphelenmek gerekir?
Mekanik bel ve boyun ağrısı omurganın yani boynun ve belin omurgasını tutan kasların tutulmasına bağlı olan, kişinin mesleği, yaşam tarzı, hayata bakışı gibi nedenlerden ya da cereyan, rüzgar, klima gibi maruz kaldığı dış etkenlerden olan ağrılardır. Bu ağrılardan dolayı kasların tutulup gerilip çekmesi sonucu omurganın C yapısını bozmasından dolayı ağrı çeker. Bu daha çok mekanik bel ağrısıdır. Sürekli bel ve boyun ağrısı çeken insanların mekanik mi yoksa gerçekten bir sinirin basısına bağlı olan ağrı olup olmadığını araştırmak gerekir. Teknolojiden yararlanarak bunu tespit etmek mümkündür. Eğer hastada ikinci bir ağrı şekli olan radyoklopati varsa bu çok önemlidir. O zaman tedavi edilmesi şarttır. Tedavi edilmediği zaman ciddi sorunlar yaratır. Sürekli ağrıları olan bir insanda muayene çok önemlidir.
En sık görülen ağrı nedenleri:
1- Mekanik ağrılar
2- Radyoklopati (fıtıklara bağlı olana ağrılar),
3- Tümör gibi nedenlere bağlı ağrılar,
4- Travmaya bağlı ağrılar
Bel ağrısını azaltmanın 5 yolu
Oturan insanlardaki bu rahatsızlıkları azaltmak için ne yapılmalı?
İnsan vücudunda omurga dümdüz değildir. Dümdüz olsaydı zaten yürüdüğümüzde bütün o yürüyüşü beynimizde hissederdik ve yürüyemezdik. Omurgaya yandan bakıldığı zaman S şeklindedir yılan kavisidir. Yani boyun C şeklindedir sırt ters C şeklindedir bel tekrar C şeklindedir. Şimdi farkındaysanız yeni büro koltuklarında beli korumak için bir kavis var. Yandan çevirdiğiniz zaman belinizin o çukurunu dolduran düzenekler var. Bunlar kronik bel ağrısını engellemek için geliştirilmiştir. Kişi çok oturan bir meslek grubuna sahipse;
1-Bir saat oturduksan sonra 10 dakika kalkıp dolaşmalı değişik hareketler yapmalıdır.
2-Duruş oturuş bozukluklarına dikkat edilmesi gerekir.
3-Bulunduğu ortamdaki hava koşullarına dikkat etmesi gerekir. Cereyan, klima gibi etkenlere maruz kalınmamalıdır.
4-Bilgisayar başındaki kişiler kalın mouse-pad kullanmalı dirseğini dayamadan dirsek dışarıda kalacak şekilde mouse kullanması gerekir.
5-Saatlerce bilgisayara bakmaması gerekir. Çünkü insan gözü bilgisayara baktığı zaman normal görüyorken bunu kamerayla bu kaydı yaptığınızda çeşitli dalgaları göreceksiniz. Bu gözlerin kasını da yorar. Görme bozukluklarına yol açar. Bilgisayarın radyasyon açısından da insan vücudun zararı vardır. O yüzden bilgisayardan mümkün olduğunca kaçmak gerekiyor.
Oturuş pozisyonuna dikkat!
Bel ağrısı çeken birisi neler yapmamalıdır?
Ağrıları azsa öncelikle kişinin duruşuna, oturuş bozukluklarına dikkat etmesi gerekir. Ancak bu ağrı sıklığı artıyorsa ve ilerliyorsa bir beyin cerrahı ya da bir fizik tedavi uzmanına giderek muayene olması, kabinde de MR, tomografi ya da herhangi bir görüntüleme yönteminden yararlanılarak ağrının nedeninin tespit edilmesi gerekir.
Ağır kaldırma bel ya da boyun ağrısını artıran nedenlerin başında yer almaktadır. Ancak duruş-oturuş bozuklukları da bel- boyun ağrılarının daha fazla görülmesine neden olmaktadır. Bir hamalla bir bankacıyı kıyaslandığında bir bankacının daha çok bel ve boyun ağrısı çektiği gözlemlenmektedir.
Masaj yaptırmak bel ağrısı için yararlı mıdır?
Ağrı, kasın gerilme ve tutulumuna bağlı bir ağrıysa masaj, kasları kısmen de olsa gevşeteceği için yararlı olabilir. Tabi masajın bir fizyoterapist tarafından yapılması gerekmektedir. Aksi taktirde bilinçsiz bir şekilde yapılan masaj çok daha ciddi sorunlara neden olabilmektedir.
Hangi egzersizleri yapmak gerekir?
Bel ve boyun ağrıları için en güzel egzersiz yüzmedir. Eğer bir kişi bel ve boyun ağrısı çekiyorsa kasının gerginliğini azalttıktan sonra kasın gerilmesine bağlı olarak zaten ağrı ön plana çıkar. Çünkü ağrı bir alarm yöntemidir. Vücutta bir sorun olduğunda kas gerildiği zaman ya da tutulduğunda vücut alarm çalar. Ağrı aslında bir uyarıdır. Ağrı olduğunda ağrı kesici alınır ve evin alarmı kapatılmış, hırsıza evin kapısı açılmış olur. Hırsıza evi açınca sorun aslında kesilir gibi gözükür, ancak sorun devam ediyordur. Tam tersi olay içeride büyüyordur.
Yüzme imkanı olmayanlar için?
Yüzme imkanı olmayanlar için fizik tedavicilerin güzel egzersizleri var. Bel ve boyun egzersizleri farklıdır tabi ki. Egzersizler, şekiller, şemalar şeklinde verilir. Masa başında bile yapılabilen çok basit güzel egzersizler var. Bunlar günde yaklaşık olarak 30-40 kere rutin halde yapıldığı zaman bel ya da boyun ağrıları için çok faydalı olur. Ama yine de en güzel egzersiz yüzmedir.
Masa başında çalışan biri bel ağrısına karşı hangi önlemleri almalıdır?
Masa başında oturmak kadar kötü bir şey yoktur. Çünkü sorun şu; yine bir bankacıdan örnek verecek olursak, 8 saat boyunca masa başında çalışıyorsa, bulunduğu ortamda hep aynı pozisyonda kaldığı için çok çalışan kaslar yorulup tutulmaya maruz kalır. Hele bir de ortamda klima varsa ya da arkasında bir cam açıksa, kasların tutulması daha da hızlanır. Bu durumun oluşmasını engellemek için, masa başında çalışan bir insanın bir saat oturduktan sonra en az bir on dakika kalkıp yürümesi ve değişik vücut hareketleri yaparak kaslarını çalıştırması gereklidir. Kalkıp gerilmesi masa arkadaşının yanına gidip dosya göstermesi tuvalete gitmesi ya da yerinden kalkıp o hareketsiz durmaması başka kasları çalıştırması önemlidir. Bunun dışında fizyoterapistlerin ya da fizik tedavi uzmanlarının vereceği masa başında yapılabilecek bazı egzersizler de vardır. Üstelik bu egzersizler kişinin günlük iş performansını engelleyecek egzersizler değildir. Çalışırken bilgisayar başındayken ya da bir yazı yazarken bile yapabileceği basit egzersizlerdir.
Ne zaman bel fıtığından şüphelenmek gerekir?
Gerçek anlamda hastaların yüzde 2'sinde bel fıtığı vardır. Bel fıtığı, sinire olan basının ağrısıdır. Hangi seviyede bir bası varsa o sinirin basısına ait bacakta ya da ayaklarda sorunlar çıkacaktır. Bu durumda ağrı, uyuşma ya da kireçlenme olabilir. O sinir aynı zamanda kablodur. İletim kopacağından ya da azalacağından sinirin hedefi olan kas çalışmayacağı ya da az çalışacağı için o kasın bir nevi felcine doğru gitmesi durumudur.
Krampları da katabilir miyiz?
Krampları her zaman katamayabiliriz. Çünkü kramp kasın yorgunluğudur. Kası çok yorduğunuz zaman da kramp olabilir. Bu bir tutulum değildir. O kasın yorgunluğu laktik asit birikimine bağlı bir ağrısıdır. Kası dinlendirdiğimiz zaman geçiyorsa bu kramptır. Kramp, magnezyum eksikliğinden, bazı hastalıklardan, metabolik ya da elektronik bozukluğundan da olabilir.
Refleks kaybında ameliyat şart
Bel fıtığı için tek çare ameliyat mıdır?
Değildir tabi ki. Bel ağrısı çekenlerde fıtık oranı yüzde 2'dir. Bu yüzde 2'lik oranın yüzde 1'inin ameliyat olma ihtimali vardır. Her fıtık olanın ameliyatla düzeleceği tamamen yanlış bir bilgidir.
Kesin ameliyatı gerektiren durumlar:
1-Bel fıtığı hastalarında herhangi bir tedaviye rağmen hiçbir şekilde kişinin ağrısının geçmemesi.
2-Kişide o sinirin tutulumuna bağlı kasın görevini yapmaması yani o sinirin felç olması.
3- Refleks kaybı. Kişideki o sinir refleksini kaybettiği zaman biz bunu muayenede tespit edebiliriz refleks kaybı felce gitmenin bir belirtisidir
4-İdrar kaçırma en büyük problemlerden birisidir. Çünkü idrar kaçırma ya da cinsel fonksiyonlarda azalma olduğu zaman o artık son duraktır bu durumda ameliyat yapılabilir. Zaten cinsel fonksiyon azalması, idrar kaybı başladığı zaman ameliyat yapsanız bile çok geç kalınmış olabilir. Cinsel fonksiyonların azalması tamamen sakrar sinirler dediğimiz köklere vuran sinerolon basıdan kaynaklanıyor. İdrar kaçırma da öyledir.
Ağrı kesiciler bel ağrısına faydası olur mu?
Elbette geçici olarak faydası olur. Kişi çok ağrı çekiyorsa yapılan tedavilerin bir kısmında ağrı kesiciler geçici olarak kişinin hayat konforunu düzeltmek için gereklidir. Fakat sürekli ağrı kesici kullanmak vücudun savunma, dolayısıyla ikaz belirtisi olan ağrı alarmını kapatmak anlamına gelir. Kanda ağrı kesici olduğu sürece kişi ağrı hissetmediği için belinde sorunu yokmuş, sanki tedavi olmuş gibi hisseder. Ağrı kesiciler sürekli kullanıldığı zaman alarmı kapattığı için sorunun büyümesine yol açar. İlk zamanlar kişinin konforunu sağlamak için verilebilir ancak sürekli olarak ağrı kesiciyle müdahale etmemek gerekir. Bel ağrısında da fıtıkta da kişinin ağrısını kesmek için ağrı kesicilere çok fazla yönelmemek gerekir.
Ağrı kesicileri fizik tedaviyle önerir misiniz?
Elbette. Geçici dönem için önerilir ama tedavi bittikten sonra onu da kesmek gerekir.
Spor yapmak bel ağrısının artmasına neden olur mu? Hangi sporları yapmak gerekir? Hangi meslek gruplarında bel ağrısı daha fazla görülür?
Spor yapmak bel ağrısına neden olur. Ağır yapılan sporlar halter kaldırma ya da spor merkezlerinde mekanik aletlerle yapılan özellikle dik pozisyondaki oturur ya da ayaktayken yapılan ağırlık kaldırma sporları bel ağrısını ciddi anlamda artırıp fıtığa bile yol açabilir. En güzel örneklerinden birisi mekiktir. Mekik bel fıtığını artıran en büyük nedenlerden biridir. Yükü bir omurgaya bindirip iki omur arasındaki disk dediğimiz kıkırdağı ezecek sporlardan kaçmamız gerekir. Oturur pozisyonda ya da ayaktayken ağırlık kaldırma sürekli kronik olarak ağırlık kaldırma sorunu artıracaktır. Ağırlık kaldırma ile yapılan sporlar, spor salonlarında klimalı bir ortamda yapılırsa daha tehlikeli olur. Bazı sporlar da yararlıdır. Eğer bir kişi yüzerse ve rutin yüzerse bu bel boyun omurga için veya sırt omurgası için son derece faydalı bir spordur. Kişinin ağrı çekmesini engeller ve kaslarının güçlenmesini sağlayarak fıtık riskini bile engelleyebilir. Bazı sporlar çok faydalı bazı sporlar zararlıdır bazılarının da bel ve sırt ağrısı için faydası yok denecek kadar azdır. Mesela yürüyüşün bel için bir faydası yoktur. Genel anlamda vücuda elbette bir faydası vardır. Bir dinamizm kazandırır. Bel, boyun ve için omurga için faydalı olan spor yüzmedir, zarar verenler ise omurda ağırlık yaratan ya da mekik tarzı sporlardır.
Günümüzde iş hayatında ofis ortamları çoğaldı. Kişiler artık bulundukları yerlerde oturarak mesleklerini icra ediyorlar, hatta ofislerini evlerine taşıyorlar. Bel ve sırt ağrılarına sebep olan en büyük etkenlerden biri bilgisayardır. Çünkü saatler boyunca bilgisayar başında oturmak ve yanlış oturmak zaman içinde omurgaya binen yükü artırır. Vücudunun ağırlığıyla kişide bel-boyun ağrısı şikayetleri ortaya çıkmaya başlıyor. Bu da bir süre sonra kronik bir süreç haline geliyor. Günümüz koşullarında çok etkili olan stres de bu kasları özellikle boyun kaslarını etkileyip kasılmayı daha çok artırır. Klimalı yerde çalışan, rüzgara ve cereyana maruz kalan; bankacı, doktor, hemşire gibi meslek gruplarında maalesef çok sık bel ve boyun ağrısı çeşitleri şikayetleri artık görülüyor.
Bunun nedeni öncelikle mekanik bel ağrısı ya da boyun ağrısı dediğimiz olaydır. Hatta görülen bel ve boyun ağrılarının yaklaşık olarak yüzde 98'i mekanik bel ve boyun ağrıları olur.
Siz de masa başında çalışıyor ve akşam eve gittiğinizde beliniz ve boynunuzun ağrısından duramıyorsanız sorununuz sandığınız kadar hafife alınacak bir durum değildir.
Konuyla ilgili olarak görüştüğümüz Memorial Hastanesi Nöroşirurji Bölümü'nden Op. Dr. Metin Güler, bel ve boyun ağrıları hakkında bilgiler verdi.
Sürekli bel ağrısı varsa hangi hastalıklardan şüphelenmek gerekir?
Mekanik bel ve boyun ağrısı omurganın yani boynun ve belin omurgasını tutan kasların tutulmasına bağlı olan, kişinin mesleği, yaşam tarzı, hayata bakışı gibi nedenlerden ya da cereyan, rüzgar, klima gibi maruz kaldığı dış etkenlerden olan ağrılardır. Bu ağrılardan dolayı kasların tutulup gerilip çekmesi sonucu omurganın C yapısını bozmasından dolayı ağrı çeker. Bu daha çok mekanik bel ağrısıdır. Sürekli bel ve boyun ağrısı çeken insanların mekanik mi yoksa gerçekten bir sinirin basısına bağlı olan ağrı olup olmadığını araştırmak gerekir. Teknolojiden yararlanarak bunu tespit etmek mümkündür. Eğer hastada ikinci bir ağrı şekli olan radyoklopati varsa bu çok önemlidir. O zaman tedavi edilmesi şarttır. Tedavi edilmediği zaman ciddi sorunlar yaratır. Sürekli ağrıları olan bir insanda muayene çok önemlidir.
En sık görülen ağrı nedenleri:
1- Mekanik ağrılar
2- Radyoklopati (fıtıklara bağlı olana ağrılar),
3- Tümör gibi nedenlere bağlı ağrılar,
4- Travmaya bağlı ağrılar
Bel ağrısını azaltmanın 5 yolu
Oturan insanlardaki bu rahatsızlıkları azaltmak için ne yapılmalı?
İnsan vücudunda omurga dümdüz değildir. Dümdüz olsaydı zaten yürüdüğümüzde bütün o yürüyüşü beynimizde hissederdik ve yürüyemezdik. Omurgaya yandan bakıldığı zaman S şeklindedir yılan kavisidir. Yani boyun C şeklindedir sırt ters C şeklindedir bel tekrar C şeklindedir. Şimdi farkındaysanız yeni büro koltuklarında beli korumak için bir kavis var. Yandan çevirdiğiniz zaman belinizin o çukurunu dolduran düzenekler var. Bunlar kronik bel ağrısını engellemek için geliştirilmiştir. Kişi çok oturan bir meslek grubuna sahipse;
1-Bir saat oturduksan sonra 10 dakika kalkıp dolaşmalı değişik hareketler yapmalıdır.
2-Duruş oturuş bozukluklarına dikkat edilmesi gerekir.
3-Bulunduğu ortamdaki hava koşullarına dikkat etmesi gerekir. Cereyan, klima gibi etkenlere maruz kalınmamalıdır.
4-Bilgisayar başındaki kişiler kalın mouse-pad kullanmalı dirseğini dayamadan dirsek dışarıda kalacak şekilde mouse kullanması gerekir.
5-Saatlerce bilgisayara bakmaması gerekir. Çünkü insan gözü bilgisayara baktığı zaman normal görüyorken bunu kamerayla bu kaydı yaptığınızda çeşitli dalgaları göreceksiniz. Bu gözlerin kasını da yorar. Görme bozukluklarına yol açar. Bilgisayarın radyasyon açısından da insan vücudun zararı vardır. O yüzden bilgisayardan mümkün olduğunca kaçmak gerekiyor.
Oturuş pozisyonuna dikkat!
Bel ağrısı çeken birisi neler yapmamalıdır?
Ağrıları azsa öncelikle kişinin duruşuna, oturuş bozukluklarına dikkat etmesi gerekir. Ancak bu ağrı sıklığı artıyorsa ve ilerliyorsa bir beyin cerrahı ya da bir fizik tedavi uzmanına giderek muayene olması, kabinde de MR, tomografi ya da herhangi bir görüntüleme yönteminden yararlanılarak ağrının nedeninin tespit edilmesi gerekir.
Ağır kaldırma bel ya da boyun ağrısını artıran nedenlerin başında yer almaktadır. Ancak duruş-oturuş bozuklukları da bel- boyun ağrılarının daha fazla görülmesine neden olmaktadır. Bir hamalla bir bankacıyı kıyaslandığında bir bankacının daha çok bel ve boyun ağrısı çektiği gözlemlenmektedir.
Masaj yaptırmak bel ağrısı için yararlı mıdır?
Ağrı, kasın gerilme ve tutulumuna bağlı bir ağrıysa masaj, kasları kısmen de olsa gevşeteceği için yararlı olabilir. Tabi masajın bir fizyoterapist tarafından yapılması gerekmektedir. Aksi taktirde bilinçsiz bir şekilde yapılan masaj çok daha ciddi sorunlara neden olabilmektedir.
Hangi egzersizleri yapmak gerekir?
Bel ve boyun ağrıları için en güzel egzersiz yüzmedir. Eğer bir kişi bel ve boyun ağrısı çekiyorsa kasının gerginliğini azalttıktan sonra kasın gerilmesine bağlı olarak zaten ağrı ön plana çıkar. Çünkü ağrı bir alarm yöntemidir. Vücutta bir sorun olduğunda kas gerildiği zaman ya da tutulduğunda vücut alarm çalar. Ağrı aslında bir uyarıdır. Ağrı olduğunda ağrı kesici alınır ve evin alarmı kapatılmış, hırsıza evin kapısı açılmış olur. Hırsıza evi açınca sorun aslında kesilir gibi gözükür, ancak sorun devam ediyordur. Tam tersi olay içeride büyüyordur.
Yüzme imkanı olmayanlar için?
Yüzme imkanı olmayanlar için fizik tedavicilerin güzel egzersizleri var. Bel ve boyun egzersizleri farklıdır tabi ki. Egzersizler, şekiller, şemalar şeklinde verilir. Masa başında bile yapılabilen çok basit güzel egzersizler var. Bunlar günde yaklaşık olarak 30-40 kere rutin halde yapıldığı zaman bel ya da boyun ağrıları için çok faydalı olur. Ama yine de en güzel egzersiz yüzmedir.
Masa başında çalışan biri bel ağrısına karşı hangi önlemleri almalıdır?
Masa başında oturmak kadar kötü bir şey yoktur. Çünkü sorun şu; yine bir bankacıdan örnek verecek olursak, 8 saat boyunca masa başında çalışıyorsa, bulunduğu ortamda hep aynı pozisyonda kaldığı için çok çalışan kaslar yorulup tutulmaya maruz kalır. Hele bir de ortamda klima varsa ya da arkasında bir cam açıksa, kasların tutulması daha da hızlanır. Bu durumun oluşmasını engellemek için, masa başında çalışan bir insanın bir saat oturduktan sonra en az bir on dakika kalkıp yürümesi ve değişik vücut hareketleri yaparak kaslarını çalıştırması gereklidir. Kalkıp gerilmesi masa arkadaşının yanına gidip dosya göstermesi tuvalete gitmesi ya da yerinden kalkıp o hareketsiz durmaması başka kasları çalıştırması önemlidir. Bunun dışında fizyoterapistlerin ya da fizik tedavi uzmanlarının vereceği masa başında yapılabilecek bazı egzersizler de vardır. Üstelik bu egzersizler kişinin günlük iş performansını engelleyecek egzersizler değildir. Çalışırken bilgisayar başındayken ya da bir yazı yazarken bile yapabileceği basit egzersizlerdir.
Ne zaman bel fıtığından şüphelenmek gerekir?
Gerçek anlamda hastaların yüzde 2'sinde bel fıtığı vardır. Bel fıtığı, sinire olan basının ağrısıdır. Hangi seviyede bir bası varsa o sinirin basısına ait bacakta ya da ayaklarda sorunlar çıkacaktır. Bu durumda ağrı, uyuşma ya da kireçlenme olabilir. O sinir aynı zamanda kablodur. İletim kopacağından ya da azalacağından sinirin hedefi olan kas çalışmayacağı ya da az çalışacağı için o kasın bir nevi felcine doğru gitmesi durumudur.
Krampları da katabilir miyiz?
Krampları her zaman katamayabiliriz. Çünkü kramp kasın yorgunluğudur. Kası çok yorduğunuz zaman da kramp olabilir. Bu bir tutulum değildir. O kasın yorgunluğu laktik asit birikimine bağlı bir ağrısıdır. Kası dinlendirdiğimiz zaman geçiyorsa bu kramptır. Kramp, magnezyum eksikliğinden, bazı hastalıklardan, metabolik ya da elektronik bozukluğundan da olabilir.
Refleks kaybında ameliyat şart
Bel fıtığı için tek çare ameliyat mıdır?
Değildir tabi ki. Bel ağrısı çekenlerde fıtık oranı yüzde 2'dir. Bu yüzde 2'lik oranın yüzde 1'inin ameliyat olma ihtimali vardır. Her fıtık olanın ameliyatla düzeleceği tamamen yanlış bir bilgidir.
Kesin ameliyatı gerektiren durumlar:
1-Bel fıtığı hastalarında herhangi bir tedaviye rağmen hiçbir şekilde kişinin ağrısının geçmemesi.
2-Kişide o sinirin tutulumuna bağlı kasın görevini yapmaması yani o sinirin felç olması.
3- Refleks kaybı. Kişideki o sinir refleksini kaybettiği zaman biz bunu muayenede tespit edebiliriz refleks kaybı felce gitmenin bir belirtisidir
4-İdrar kaçırma en büyük problemlerden birisidir. Çünkü idrar kaçırma ya da cinsel fonksiyonlarda azalma olduğu zaman o artık son duraktır bu durumda ameliyat yapılabilir. Zaten cinsel fonksiyon azalması, idrar kaybı başladığı zaman ameliyat yapsanız bile çok geç kalınmış olabilir. Cinsel fonksiyonların azalması tamamen sakrar sinirler dediğimiz köklere vuran sinerolon basıdan kaynaklanıyor. İdrar kaçırma da öyledir.
Ağrı kesiciler bel ağrısına faydası olur mu?
Elbette geçici olarak faydası olur. Kişi çok ağrı çekiyorsa yapılan tedavilerin bir kısmında ağrı kesiciler geçici olarak kişinin hayat konforunu düzeltmek için gereklidir. Fakat sürekli ağrı kesici kullanmak vücudun savunma, dolayısıyla ikaz belirtisi olan ağrı alarmını kapatmak anlamına gelir. Kanda ağrı kesici olduğu sürece kişi ağrı hissetmediği için belinde sorunu yokmuş, sanki tedavi olmuş gibi hisseder. Ağrı kesiciler sürekli kullanıldığı zaman alarmı kapattığı için sorunun büyümesine yol açar. İlk zamanlar kişinin konforunu sağlamak için verilebilir ancak sürekli olarak ağrı kesiciyle müdahale etmemek gerekir. Bel ağrısında da fıtıkta da kişinin ağrısını kesmek için ağrı kesicilere çok fazla yönelmemek gerekir.
Ağrı kesicileri fizik tedaviyle önerir misiniz?
Elbette. Geçici dönem için önerilir ama tedavi bittikten sonra onu da kesmek gerekir.
Spor yapmak bel ağrısının artmasına neden olur mu? Hangi sporları yapmak gerekir? Hangi meslek gruplarında bel ağrısı daha fazla görülür?
Spor yapmak bel ağrısına neden olur. Ağır yapılan sporlar halter kaldırma ya da spor merkezlerinde mekanik aletlerle yapılan özellikle dik pozisyondaki oturur ya da ayaktayken yapılan ağırlık kaldırma sporları bel ağrısını ciddi anlamda artırıp fıtığa bile yol açabilir. En güzel örneklerinden birisi mekiktir. Mekik bel fıtığını artıran en büyük nedenlerden biridir. Yükü bir omurgaya bindirip iki omur arasındaki disk dediğimiz kıkırdağı ezecek sporlardan kaçmamız gerekir. Oturur pozisyonda ya da ayaktayken ağırlık kaldırma sürekli kronik olarak ağırlık kaldırma sorunu artıracaktır. Ağırlık kaldırma ile yapılan sporlar, spor salonlarında klimalı bir ortamda yapılırsa daha tehlikeli olur. Bazı sporlar da yararlıdır. Eğer bir kişi yüzerse ve rutin yüzerse bu bel boyun omurga için veya sırt omurgası için son derece faydalı bir spordur. Kişinin ağrı çekmesini engeller ve kaslarının güçlenmesini sağlayarak fıtık riskini bile engelleyebilir. Bazı sporlar çok faydalı bazı sporlar zararlıdır bazılarının da bel ve sırt ağrısı için faydası yok denecek kadar azdır. Mesela yürüyüşün bel için bir faydası yoktur. Genel anlamda vücuda elbette bir faydası vardır. Bir dinamizm kazandırır. Bel, boyun ve için omurga için faydalı olan spor yüzmedir, zarar verenler ise omurda ağırlık yaratan ya da mekik tarzı sporlardır.
Günümüzde iş hayatında ofis ortamları çoğaldı. Kişiler artık bulundukları yerlerde oturarak mesleklerini icra ediyorlar, hatta ofislerini evlerine taşıyorlar. Bel ve sırt ağrılarına sebep olan en büyük etkenlerden biri bilgisayardır. Çünkü saatler boyunca bilgisayar başında oturmak ve yanlış oturmak zaman içinde omurgaya binen yükü artırır. Vücudunun ağırlığıyla kişide bel-boyun ağrısı şikayetleri ortaya çıkmaya başlıyor. Bu da bir süre sonra kronik bir süreç haline geliyor. Günümüz koşullarında çok etkili olan stres de bu kasları özellikle boyun kaslarını etkileyip kasılmayı daha çok artırır. Klimalı yerde çalışan, rüzgara ve cereyana maruz kalan; bankacı, doktor, hemşire gibi meslek gruplarında maalesef çok sık bel ve boyun ağrısı çeşitleri şikayetleri artık görülüyor.
Yağlarınızı eriten 11 spor aktivitesi
Gönderen NetWork Grup Diyet zayıflama, Kadın Sağlığı, Yaşam 06:06
Yağlarınızı eriten 11 spor çeşitleri, ancak bunları yapmadan doktorunuza danışın.
Herkes en kısa zamanda yağlarından kurtulmak ister.
Hangi çeşit sporların ve eğlence faaliyetlerinin kalorilerimizden kurtulmamızı sağladığını bilmek şüphesiz bizim için faydalı olur.
Ama, bu aktivitelere başlamadan önce doktorunuza danışın, spordan önce ısınmayı ve gevşemeyi unutmayın. İşte size yağlarınızdan kurtulmak için yapabileceğiniz 11 aktivite:
1. Koşu:
30 dakikalık bir koşu 450 kalori harcamanızı sağlıyor. Koşmak aynı zamanda kalp ve solunumla ilgili antrenman sunuyor. İyice ısının, uygun ayakkabılarınızı giyin ve sakatlanmamak uygun bir tempoda koşun.
2. Kaya tırmanışı:
Kaya tırmanışında bir kayadan diğerine ulaşmak için fazla enerjinizi atıyorsunuz. Kalbiniz için bunu çok sık tekrarlamayın, kaya tırmanışı her yarım saat için yaklaşık 371 kalori yakıyor.
3. Yüzme:
Yüzmek, mükemmel bir vücut antrenmanı sağlıyor ve uyguladığınız yüzme şekline bağlı olarak yarım saatte 360 kalori yakmanızı sağlıyor. En iyi yüzme antrenmanı mesafe idmanıdır.
4. Bisiklet sürmek:
Bisiklet kullanmak mükemmel bir egzersizdir. Hızınıza bağlı olarak yarım saatte yaklaşık 300 ya da 400 kalori yakarsınız. Bisiklete binme ayrıca iyi bir kardiyo (kalple ilgili) idmanı sağlıyor.
5. Boks:
Ringde ayakta kalmak için yeterince hareket ederseniz, her 30 dakikada 325 kalori kaybedersiniz. Kalp ve solunumla ilgili sağlığınız ve kas dayanıklılığınız yükselecektir.
6. Raket topu:
Çalkalayarak yarım saatte yaklaşık 300 kalori yakabilirsiniz. Raket topu size fantastik bir kalp ve solunum idmanı sunuyor. Vücudunuzun alt bölümünü güçlendiriyor ve sağlamlığını artırıyor. Ayak bileğinizi burkmamak için öncelikle ısınmalısınız.
7. Basketbol:
Basketbol oynarken durmaksızın hareket etmek yarım saatte 288 kalori civarında bir kayıp sağlıyor. Basketbol, esnekliği, dayanıklılığı ve kalp- solunum sağlığını geliştiriyor. Ani burkulmalara ve dönüşlere karşı ısınmalısınız.
8. Kürek sporu:
Yarım saatte 280 kalori yakabileceğiniz kürek sporu, ekstra enerjinizi atmanın en etkili yollarından biri. Kürek çekmek aynı zamanda dayanıklılığı, gücünüzü artırıyor ve omuzlarınızdaki, uyluğunuzdaki ve pazılarınızdaki kasları güçlendiriyor.
9. Tenis:
Eğlenceli bir oyun olan tenis için hız, güç, çeviklik ve reaksiyon süresi gerektiriyor. Tenis oynayarak, kalp ve solunum ile ilgili sağlığınızı desteklerken yarım saatlik bir sürede yaklaşık 250-300 kalori yakabilirsiniz. Ayak bileğinizi sakatlamamak için uygun spor ayakkabı seçmelisiniz.
10. Kros kayağı:
Kar yağarken dışarıda olmak zaten metabolizmanızı hızlandırır. Karla ne kadar yakın olursanız yarım saatte yaklaşık 270 kalori yakarsınız. Değişik zeminler ise iyi bir mesafe idmanı sağlayacak.
11. Buz pateni:
Buz pateni yapmak, eklemlerinizi zorlamadan koşmanın tüm faydalarını sunar. Buz üzerinde yarım saat paten yaparak, 252 kalori tüketebilirsiniz. Paten, uyluğunuz, kalçanız, diz arkasındaki kirişiniz için mükemmel bir egzersiz sunuyor.
Herkes en kısa zamanda yağlarından kurtulmak ister.
Hangi çeşit sporların ve eğlence faaliyetlerinin kalorilerimizden kurtulmamızı sağladığını bilmek şüphesiz bizim için faydalı olur.
Ama, bu aktivitelere başlamadan önce doktorunuza danışın, spordan önce ısınmayı ve gevşemeyi unutmayın. İşte size yağlarınızdan kurtulmak için yapabileceğiniz 11 aktivite:
1. Koşu:
30 dakikalık bir koşu 450 kalori harcamanızı sağlıyor. Koşmak aynı zamanda kalp ve solunumla ilgili antrenman sunuyor. İyice ısının, uygun ayakkabılarınızı giyin ve sakatlanmamak uygun bir tempoda koşun.
2. Kaya tırmanışı:
Kaya tırmanışında bir kayadan diğerine ulaşmak için fazla enerjinizi atıyorsunuz. Kalbiniz için bunu çok sık tekrarlamayın, kaya tırmanışı her yarım saat için yaklaşık 371 kalori yakıyor.
3. Yüzme:
Yüzmek, mükemmel bir vücut antrenmanı sağlıyor ve uyguladığınız yüzme şekline bağlı olarak yarım saatte 360 kalori yakmanızı sağlıyor. En iyi yüzme antrenmanı mesafe idmanıdır.
4. Bisiklet sürmek:
Bisiklet kullanmak mükemmel bir egzersizdir. Hızınıza bağlı olarak yarım saatte yaklaşık 300 ya da 400 kalori yakarsınız. Bisiklete binme ayrıca iyi bir kardiyo (kalple ilgili) idmanı sağlıyor.
5. Boks:
Ringde ayakta kalmak için yeterince hareket ederseniz, her 30 dakikada 325 kalori kaybedersiniz. Kalp ve solunumla ilgili sağlığınız ve kas dayanıklılığınız yükselecektir.
6. Raket topu:
Çalkalayarak yarım saatte yaklaşık 300 kalori yakabilirsiniz. Raket topu size fantastik bir kalp ve solunum idmanı sunuyor. Vücudunuzun alt bölümünü güçlendiriyor ve sağlamlığını artırıyor. Ayak bileğinizi burkmamak için öncelikle ısınmalısınız.
7. Basketbol:
Basketbol oynarken durmaksızın hareket etmek yarım saatte 288 kalori civarında bir kayıp sağlıyor. Basketbol, esnekliği, dayanıklılığı ve kalp- solunum sağlığını geliştiriyor. Ani burkulmalara ve dönüşlere karşı ısınmalısınız.
8. Kürek sporu:
Yarım saatte 280 kalori yakabileceğiniz kürek sporu, ekstra enerjinizi atmanın en etkili yollarından biri. Kürek çekmek aynı zamanda dayanıklılığı, gücünüzü artırıyor ve omuzlarınızdaki, uyluğunuzdaki ve pazılarınızdaki kasları güçlendiriyor.
9. Tenis:
Eğlenceli bir oyun olan tenis için hız, güç, çeviklik ve reaksiyon süresi gerektiriyor. Tenis oynayarak, kalp ve solunum ile ilgili sağlığınızı desteklerken yarım saatlik bir sürede yaklaşık 250-300 kalori yakabilirsiniz. Ayak bileğinizi sakatlamamak için uygun spor ayakkabı seçmelisiniz.
10. Kros kayağı:
Kar yağarken dışarıda olmak zaten metabolizmanızı hızlandırır. Karla ne kadar yakın olursanız yarım saatte yaklaşık 270 kalori yakarsınız. Değişik zeminler ise iyi bir mesafe idmanı sağlayacak.
11. Buz pateni:
Buz pateni yapmak, eklemlerinizi zorlamadan koşmanın tüm faydalarını sunar. Buz üzerinde yarım saat paten yaparak, 252 kalori tüketebilirsiniz. Paten, uyluğunuz, kalçanız, diz arkasındaki kirişiniz için mükemmel bir egzersiz sunuyor.
.jpg)
















