Page Nav

HIDE

Grid

GRID_STYLE
FALSE

Hover Effects

TRUE
HIDE_BLOG
{fbt_classic_header}

Header Ad

Son yazılar:

latest

Ads Place

Kadınlar neden orgazm sorunları yaşıyor?

Türkiye’de yapılan çalışmalardan kadınların yaklaşık yüzde 45’inin orgazm sorunu yaşadığı bildirildi. Pekiyi bu sorunun ana kaynağı nedir? K...

Kadınlar neden orgazm sorunları yaşıyor?

Türkiye’de yapılan çalışmalardan kadınların yaklaşık yüzde 45’inin orgazm sorunu yaşadığı bildirildi. Pekiyi bu sorunun ana kaynağı nedir? Kimlerde daha sık görülür? Fiziksel ve psikolojik nedenler nasıl iyileştirilebilir? Konu ile alakalı en çok sorular sorulara Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Âzer Aras Uluğ cevap verdi.

Ne yazık ki hayatı boyunca hiç orgazm deneyimi yaşamamış kadınların olduğunu belirten Op. Dr. Âzer Aras Uluğ, ”Cinsellik, yaşam kalitesi üzerinde önemli rol oynar. İnsan yaşamında temel bir ihtiyaçtır. Üreme çağındaki kadınların bedensel ve ruhsal sağlığını sağlayan cinsel yaşamın en önemli noktalarından biri orgazmdır. Kadında psikoseksüel fonksiyonun sağlıklı olup olmadığı kadının orgazm yaşantısına bakılarak anlaşılır. Orgazm bozukluğu; cinsel uyarım evresinden sonra orgazmın sürekli olarak ya da yenileyici bir biçimde gecikmesi, hiç olmaması ya da orgazma yoğunluğunda azalma olması olarak adlandırılır. Orgazm bozuklukları genç kadınlarda daha sık görülmektedir, yaşla birlikte ise orgazm olma öğrenilebilmektedir. Batı kaynaklı çeşitli çalışmalarda kadınlarda görülen orgazm bozukluğunun genel popülasyonda, yüzde 5 ile 25 arasında değiştiği bildirmektedirler. Aslında her sağlıklı kadın aynı cinsel eylemde birden çok orgazm yaşayabilme yeteneğine sahiptir. Ancak hayatı boyunca hiç orgazm deneyimi yaşamamış kadınlar da vardır. Kadınların yüzde 30' u hiçbir zaman orgazm olmamış ve sadece yüzde 20' si vajinal orgazmı deneyimlemiştir. Kadınların yalnızca yüzde 25-30' u cinsel ilişki sırasında, klitorisin baş kısmına ek bir uyarı olmaksızın yalnızca cinsel ilişki yoluyla rutin orgazm yaşamaktadır. İlişki sırasında orgazm olmayan kadınların çoğu, klitorisin baş kısmının elle uyarılması, oral seks veya mastürbasyon ve ya bunların kombinasyonları yoluyla orgazm olabilirler. Türkiye’de  yapılan çalışmalarda, kadınların yüzde 42-45.8'nin orgazma ulaşamadıklarını saptamıştır.” dedi.

ANKSİYETE VE SUÇLULUK DUYGUSUNU ARTTIRIYOR.

Orgazm sorunlarının anksiyeteyi tetiklediğine dair bilimsel verilere de değinen Dr. Âzer Aras Uluğ, ”Çalışmalarda Anorgazmi (orgazm olamama) yaşayan kadınlarda anksiyete, suçluluk duygusu, antimaskulen duygular ve utanma duyguları topluma göre daha yüksek bulunmuştur. Ayrıca çalışmalarda anorgazmi tanısı yüzde 74 olarak belirlenmiştir. Orgazmı olumsuz etkileyen organik hastalıkla ise jinekolojik ve sistemik hastalıklar, jinekolojik ameliyatlar, hipertansiyon, diabet gibi kronik hastalıklar, alkol ve madde kullanımı, menopoz ve yaşlılık. Orgazmı etkileyen psikojenik nedenler ise, bedenle ilgili yanlış inançlar, cinsellikle ilgili abartılı yüksek beklentiler, olumsuz aile tutumları, cinselliğin ayıp, günah ya da kirli olduğu inancı ve anne babanın cinselliğe olumsuz bakışları orgazm sorunlarına yol açabilir. Ayrıca partnerlerin cinselliği ruh, beden ve zihinle bütünleşerek yalnızca penis vajina birlikteliği olarak yaşaması da kadının orgazm olmasını engelleyen en önemli faktörlerdendir. Yetersiz uyarı, eş reddi, kötü bir cinsel hayatın getirdiği duygusal, fiziksel ve ruhsal hayal kırıklığı, ilişki esnasında duyulan kaygı ve korkular, hata yapmaktan ve kontrolü kaybetmekten korkma, “Beni beğeniyor mu? Acaba onu tatmin edebiliyor muyum? Şimdi ne yapmalıyım?” şeklinde seyirci rolüne girme, kadının partnerinin erken boşalma veya sertleşme problemleri, cinsel özgüvenin düşük olması, çok erken yaşta anne olması, performans anksiyetesi, cinsel taciz, tecavüz ve ensest gibi cinsel travmalar, partnerini güçlü ve saygı duyulan biri olarak görememek de diğer sebeplerdendir. Ayrıca kadının cinsel arzu ve isteklerini ifade etmesi ile ilgili toplumun inançları ve değer yargıları da kadında cinselliğe dair suçluluk, günahkarlık duyguları yaratabilir. Katı ve tutucu bir aile ortamı ve çevre, aşırı utangaçlık, düşük eğitim düzeyi gibi diğer faktörler sebep olarak sayılabilir.” Şeklinde konuştu.

KADINLAR HER YAŞTA ORGAZM OLABİLİR.

Kadınlarda orgazma dair bilinmesi gerekenleri aktaran Op. Dr. Âzer Aras Uluğ, sözlerine şöyle devam etti.

“Fiziksel kapasite açısından bakıldığında, kadınlar neredeyse sınırsız bir orgazm potansiyeline sahipler. Çoklu orgazm: Bir dakikaya kadar sürebilen, uzun süreli orgazm epizodu veya bir dizi hızla tekrarlayan orgazm deneyimidir. Fizyolojik olarak tüm kadın orgazmları, cinsel uyarımın kaynağı ne olursa olsun, aynı refleks tepki kalıplarını izler. Klitorisin ovuşturulmasıyla elde edilen bir orgazm, yalnızca cinsel ilişki veya göğüslerin uyarılmasıyla elde edilen orgazmdan fizyolojik olarak aynıdır ve ayırt edilemez. İnsan dişisinde şehvetli tepkinin birincil odak noktası klitoristir. Klitoris, hem bedensel hem de psikojenik uyarılma biçimlerine eşit kolaylıkla yanıt verir. Kadın orgazmı ve klitoral cinsel tepkisi yaşlanmadan etkilenmez ve bu nedenle kadınlar her yaşta orgazm olabilecek fiziksel yeteneğe sahiptir. Klitoral aktive orgazm, Vajinal aktive orgazm aslında her ikisi de klitoris kaynaklı orgazmdır.  Çalışmalarda Labioplasti ameliyatlarında vajina girişinden 2,5 cm uzaklıkta olan klitoris başının klitoris estetiği ile tekrar konumlandırıldığı durumlarda kadın orgazmının artırdığı gösterilmiştir. Bu etkiyi ben de ameliyat yaptığım hastalarda sıklıkla gözlemliyorum.”

ORGAZM AŞISI ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ÇÖZÜM SUNABİLİYOR

Zamanla vajina esnekliğini yitirmekte, kollajen kaybetmektedir. Bu yaşlanma süreci genetik yapı, beslenme, sigara ve alkol kullanımı, spor gibi aktivitelerden etkilenir. Kadın aynı zamanda vajinal doğum yaşamışsa, travmatik, zor, uzun süren, kilolu bebek, üst üste sık doğumlar yaptıysa işte o zaman vajinanın anatomik yapısında bozulmalar meydana gelir. Yani vajinanın akordeon gibi katlantılı yapısı zamanla açılır ve düzleşir. Ayrıca vajina duvarın altında bulunan bağ dokusunun da zamanla zayıflamasıyla ön duvardan idrar kesesi, arka duvardan bağırsaklar ve yan duvarlarda vajinal genişlemeler meydana geliyor. Kadın cinsel ilişki içindeyken penis penetrasyonu sırasında ön duvar penise yeterince temas etmediği için vajinal orgazma ulaşmakta güçlük yaşıyor. Bu amaçla ön duvara uygulanan vajinal karbondioksit lazer, PRP ve dolgu maddeleri vajinanın hem daralmasını sağlar, hem de vajina ön duvarının penisin git gel hareketi sırasında yüzey temasını artırdığı için kadının vajinal orgazma ulaşmasını kolaylaştırıyor. Kısacası yüzey alanı büyütülürse kadın orgazma daha kısa sürede ve kolay ulaşıyor. Yaşadığı orgazm daha tatmin edici, daha doyurucu ve daha güçlü oluyor. G noktasının dolgu maddeleri ile büyütülmesi/ şişirilmesi, kadının yaşadığı orgazmın daha kaliteli ve daha uzun süreli olmasını sağlıyor. Penis bu bölgeye rahatça temas ediyor ve orgazm olmayı, kadının orgazm kolay ulaşmasını ve çoklu orgazm yaşama ihtimali artırıyor.

Orgazm aşısı klinik koşullarında hastadan alınan kanın, özel kitler kullanılarak PRP sıvısı santrifüj yöntemi ile ayırt edildikten sonra, kişi jinekolojik muayene masasında iken, lokal anestezik krem uygulandıktan sonra, PRP klitoris çevresindeki özel noktalara ve G noktası olarak düşünülen alanlara uygulanır. Ağrısız ve acısız bir uygulamadır. Kişi günlük yaşantısına hemen dönebilir. Beraberinde vajina ön duvarına, klitoris kollarına ve iç dudaklara yapılan karbondioksit lazer uygulamaları ile etkinliği ve kalıcılığı artırılabilir. Bu aşıyı aktif bir cinsel yaşamı olan, yaşı fark etmeksizin her kadın yaptırabilir. Kişinin kendi kanından hazırlandığı için olası bir alerji riski veya yan etkisi yoktur. 

PRP enjeksiyonunun çok ciddi bir komplikasyonu yoktur. Minör problemler olabilir, bunlar: Enjeksiyon yerinde hafif ağrı, enjeksiyon yerinde şişlik, enjeksiyon yerinde morarma, enfeksiyon görülebilir.

PSİKOLOJİK SEBEPLERDEN DOLAYI ORGAZM OLAMAYAN KADINLAR İÇİN DE ÇÖZÜM OLABİLİYOR.

Orgazmın temelinde psikolojik sorunlar yatıyor olsa da PRP uygulandığı alanlarda hücre ve doku yenilenmesini sağlar, yeniden kan dolaşımı başlatır, duyusal hissiyatı artırır ve bu bölgede yeniden kollajen elastin liflerin artışını sağlar. Ağır bir cinsel taciz, tecavüz gibi altta yatan bir sorun yoksa çoğu kadında etkin bir tedavi imkanı sunabiliyor. Cinsel isteği artırır, cinsel tatmin ve doyum kapasitesinin artışını sağlar. Orgazm sorunları ve cinsel uyarılma bozuklukları konusunda cinsel terapiye ek olarak çözüm sunar. 

Op. Dr. Âzer Aras Uluğ
Op. Dr. Âzer Aras Uluğ

ORGAZM AŞISI SONRASI BİLİNMESİ GEREKENLER

Orgazm aşılarında, tek bir uygulamanın 6 ay ile 2 yıl etkinlik sağladığı çalışmalarda görülmüştür. Ardı ardına aylık yapılan 2 veya 3 uygulama daha uzun süreli çözümler sunar. Kolay, acısız bir yöntemdir ve kişinin kendi kanından hazırlanarak yapılır. Büyük bir risk barındırmadığı için kişi ihtiyaç duydukça defalarca ve 3-6 ayda bir uygulama yaptırabilir. Uygulama klinik koşullarında lokal anestezi ile uygulanır. Kişi uygulamadan sonra iş ve günlük yaşamına hemen dönüş sağlayabilir. Herhangi bir istirahate ihtiyaç yoktur. Üç gün süreyle cinsel ilişki, hamam, sauna, havuz gibi aktivitelerden uzak durması istenir. Uygulamanın yapıldığı gün hafif bir vajinal lekelenme olması normal bir durumdur. Uygulamanın ilk etkisi uygulamadan15-20 gün sonra cinsel ilişkide hissedilmeye başlanır. 

Şimdiye kadar en geniş uygulaması üreme tıbbında; özellikle ince rahim duvarı, gebelik yerleşme başarısızlığı, Asherman sendromu veya erken yumurtalık yetmezliği vakalarında, yara iyileşmesi, idrar kaçırma, genitoüriner fistül tedavisi ve alt idrar yolu semptomlarında olmuştur. İyileştirici etkisi genital gençleştirmede de göstermektedir. PRP; ürojinekolojik bozuklukların tedavisinde, sistoselde ve tekrarlayan vezikovajinal fistüllerde destekleyici bir tedavi olarak kullanımına ilişkin çalışmalarda başarılı bulunmuştur. Jinekolog tarafından teşhis edilen hastalıklardan interstisyel sistit ve ağrılı mesane sendromu, aşırı aktif mesaneye bağlı sık idrara çıkma, acil idrar yapma ihtiyacı ve idrar kaçırmanın eşlik ettiği kronik bir hastalıktır.  Çalışmalar, mesane içi PRP enjeksiyonlarının iyileştirme potansiyeline sahip olabileceğini ve bu hastalarda semptomların iyileşmesiyle sonuçlanabileceğini göstermektedir. Doğum kesisi skarları, vajende  ıslanma sorunları, atrofik hastalıklarda PRP kullanılmaktadır.”

✎ Mutfağınızın olmazsa olmazı her ürün Karaca’da!
Sosyal Sorumluluk Projesi

Hiç yorum yok

Yorumlarınızı bekliyoruz

Ads Place

Net Gazete Haber | | Diyet | Kadınca | Zayıflama | Spor | Sağlık | Güzellik | Yaşam | Moda | Cinsel Sağlık | Haber |
Bumerang - Yazarkafe