Sağlığınız ve yaşamla ilgili her detaya yer vermeye çalışıyoruz. Fakat sizlerinde yardımı gerekli. Lütfen yazıların sonlarında bulunan formlara, bize olumlu ya da eleştirel yorumlar gönderiniz. Her türlü öneriyi büyük bir mutlulukla değerlendireceğiz. Sağlık & Yaşam sitesi okurları ile hergün daha da büyümektedir. Saygılarımızla..
Son Yazılarımız

25 Temmuz 2010 Pazar

Evlilik öncesi estetiklerle güzelleşmek

Evlilik günü; kadın ve erkek için hayatlarında en güzel görünmek istedikleri özel günlerin başında gelir. Bu özel günde daha güzel ve çekici görünebilmek için hangi estetik operasyonları yaptırabileceğinizi biliyor musunuz?

Gençler de bu mutlu günlerine her yönüyle iddialı hazırlanıp, gelinlik ve smokinlerin üzerlerindeki duruş ve düğün fotoğraflarında en güzel pozlar için hiç bir fedakarlıktan kaçınmazlar. Bunun içinde özellikle çiftler birbirlerini olumlu yönde destekler.

Bu özel güne hazırlık adım adım olmaktadır. Yapılacak cerrahi işlemlerin düğün tarihinden en geç 2 ay, daha küçük işlemlerin 1 ay, epilasyonun 2 hafta ve cilt bakımının 3-4 gün önce tamamlanması uygun olacaktır.

Burun estetiği; yüzün ortasında ve yüze bakıldığında ilk göze çarpması nedeniyle erkek ve kadın için en fazla tercih edilen operasyondur. Canlı bakışların yakalanmasını ve makyajın kalıcılığını sağlaması açısından da yüze yağ enjeksiyonu gelin adaylarının en fazla tercih ettiği minik cerrahi işlemler sırasında ilk sırada yer alıyor.

Gelin adayları daha çok saçını topuz yapmayı, damat adayları da bu özel günde kısa ancak gür saçı tercih eder. Ancak kepçe kulak dediğimiz kulaklardaki açıklığın fazla olduğu bazı kişilerde düğün öncesi yapılacak cerrahi operasyonun ilk sırasına kulak estetiğini gelir. Saç problemi yaşayan genç erkeklerde, saç ekimi de düğün öncesi planlanan girişimlerden birisidir.
Gelinlik modellerinde göğüs dekoltesinin ayrı bir önemi vardır. İstenilen gelinliği rahatça taşıyabilmek için meme estetiğine de çok önem vermiştir. Özellikle straplez modelli gelinik için;meme hacmi yeterli olmayanlarda meme protezleri ile memeler büyütülür. Memelerin sarkık olması durumunda ise; meme dikleştirme ve toparlamalar düşünülür.

Jinekomasti dediğimiz erkek memelerindeki büyüme durumu bir çok genç erkekte balayı süreci için sıkıntı yaratıcı olabilmektedir. Erkeklerde de göğüs estetiği en sık tercih edilen operasyonlardandır.

Özellikle bölgesel yağlanma şikayeti olan kişilerin operasyon listesinde en hızlı ve net sonuç için, liposuction görülür.

Genç bayanlarda düğün öncesi en çok tercih edilen operasyonlardan biri de genital estetiktir. Özellikle labia minora dediğimiz iç dudakların büyük ve sarkık olması hem estetiği, hem hijyeni hem de cinsel hayatı olumsuz etkiler. Küçük cerrahi işlemle bu durumun kızlık zarına da zarar vermeden düzeltilebilir olması kişiyi, fiziki ve ruhsal açıdan son derece mutlu kılar.

Yüzdeki kırışıklara botoks uygulaması düğün tarihinden 10 gün önce yapılması uygun olur. Botoksun kırışıklık tedavisindeki kullanımı dışında alın, koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanındaki aşırı terlemeye engel olması da gelin ve damat adaylarında en fazla tercih edilen cerrahisiz işlemdir.

Erkek ve kadında hijyen ve estetiğin ilk şartı olan tüysüz görünüm için de; yaz aylarında epilasyon işleminde Q-swich Nd-YAG lazerler tercih edilmelidir. Uygun zaman ve uygun sistemle yapılmayan lazer sonrası hastalarda lekelenme gibi kötü sonuçlar görülebilir.

Saç ekimi planlayan damat adaylarında bunu en erken zamanda düğünden ortalama 6 ay önce yaptırmış olmaları idealdir. Burun, kulak, meme, yağ aldırma, genital estetik gibi cerrahi işlemlerin en fazla 1, 5-2 ay önce yapılması; yağ enjeksiyonun 1 ay önce yapılmış olması sonuçların daha güzel gözükmesini sağlayacaktır.

Op. Dr. Yakup Avşar

Kaynak: sağlık ve güzellik. net
Devamı...

İşte aç kalmadan zayıflamanın formülü

Kilo problemi artık günümüz insanının en önemli sağlık sorunu haline geldi. Tüm çabalar ve araştırmalar fazla kilolardan kurtulmak için. Ancak bu görüldüğü kadar zor değil. Yapmanız gereken sadece yediklerinize dikkat etmek. 

Öncelikle unu rafa kaldırın. Kahvaltı dâhil her öğünde protein alın. Tahıllı ve unlu gıdaları şimdilik ortadan kaldırın. Ekmek ve makarna da kesinlikle bunların arasında yer alıyor.

Akşamları yemeyin
İşlenmemiş gıdalarla beslenin. Yediğiniz besinlerin yüzde doksanı avlanmış, yakalanmış, yerden toplanmış ya da ağaçtan koparılmış olmalıdır. Nişastayı günde sadece bir porsiyona düşürün. Bu porsiyonu akşam yemeğinde tüketmeyin. En iyi seçenekler yulaf ezmesi, patates ve baklagillerdir.

Meyve konusunda aşırıya kaçmayın. Günde en fazla iki defaya mahsus olmak üzere, şeker oranı düşük, lifi yüksek türden meyveler yiyin. Elma, armut, erik, çilek ve kiraz gibi meyvelerin hepsi çok iyi seçimlerdir. Muz bu sınıfa girmez. Şimdilik meyveler tek başına ya da kuruyemiş veya peynir gibi hafif şeyler eşliğinde yenmelidir. Meyve suyu içmeyi ise bırakmalısınız.

Süt ve alkolü azaltın
Süt ve süt ürünlerini, özellikle de inek sütünü şimdilik azaltın ya da ortadan kaldırın. İstisnai durumlar: Makul oranda peynir ve ara sıra da yoğurt ama yağsız olanından değil (haddinden fazla şeker içerir). Alkolü azaltın. Araştırmacılar ne derlerse desinler, alkolü bırakmanız size sağlığınızdan hiçbir şey kaybettirmez. Alkolde meyvelerden ve sebzelerden alamayacağınız hiçbir şey yoktur.

Zeytinyağı kullanın
Ayçiçek ve mısırözü gibi bitkisel yağlar kullanmayı bırakın. Bunların yerine zeytinyağı kullanın. Ne türden yağlarla beslendiğinize dikkat edin. Aldığınız yağ miktarı, bu yağın türünden belki de daha az önem taşır. En kötüleri de kızartmalar, margarin ve hidrojenli ya da kısmen hidrojenli yağlar içeren türden olanlarıdır. En iyisi balıkta bulunan Omega-3′lerdir. Adeta saplantılı bir biçimde su için. Her gün en azından sekiz bardak…

Diyet yaparken neden fazla acıkıyoruz?
Kilo alıyor, veriyorsunuz, kilo alıyor, veriyorsunuz. Diyet yoluyla kilo veren kişilerin çoğunun verdikleri kiloların birkaçını geri alması, ardından birkaç kilo daha alması üzücü bir durum. Bilim bunun ardında yatan nedeni bulmaya çok yaklaşmış olabilir.

Yeni bir araştırmaya göre, yakınlarda keşfedilen mideyle ilgili bir hormon vücudun kalıcı kilo kaybına karşı neden bu kadar dirençli olduğunun açıklanmasına yardımcı olabilir. Ghrelin olarak bilinen hormonun, insanlarda açlığı düzenlediği kanıtlanacak olursa, obezite tedavisi için daha güçlü açlık yatıştırıcılar üretmenin anahtarı ele geçirilebilir.

Amerika'da yapılan araştırmadan çıkan sonuca göre diyetlerinde değişiklikler yaparak önemli miktarda kilo vermeye çalışan kişilerin sicili tam bir felaket. Büyük çoğunluğu zaman içinde verdikleri tüm kiloları geri alıyor.

Diyette değişiklik
Öte yandan yiyeceklerin, midenin büyük bir bölümü ve küçük bağırsakların bir kısmına uğramadan başka bir yoldan verildiği bypass ameliyatını geçirdikten sonra kilo veren obesite hastaları için bu durum geçerli değil. Araştırmalar bu hastaların çoğunun önemli miktarda kilo kaybetmekle kalmadıklarını, kilolarını uzun yıllar muhafaza ettiklerini ortaya koyuyor.

Ghrelin öncelikli olarak midede üretildiğinden Washington Üniversitesi araştırmacılarından David E. Cummings ve meslektaşları hormonun daha az salgılanmasının mide ameliyatı geçiren hastaların kilo verdikten sonra aynı seviyede kalmalarının nedenini açıklamaya yardımcı olabileceği varsayımını ileri sürüyorlar. Ghrelin'in iki yıl önce keşfedilmesinden bu yana fareler üzerinde yapılan çalışmalar, hormonun güçlü bir iştah açıcı olduğunu gösterdi. İnsanlardaki hormon seviyelerinin de öğünlerden kısa süre önce arttığı, ardından da hemen düştüğü ortaya kondu.

Kaynak : sağlik ve güzellik. net
Devamı...

Sevgiliniz çok mu kıskanç?

 
Sevgilinizin anlamsız kıskançlıkları yüzünden canınızdan bezdiniz. İlişki terapisti Paula Hall ve Ayala Malach'ın ilginç önerileriyle çıkış yolu bulmanız mümkün. İşte dozu kaçmış kıskançlıklarla baş edebilmek için uzman tavsiyeleri…

Herkes partnerini kıskanmıştır. Âşık olunan kişinin başkasına ilgi göstermesi, şüpheli davranışlar, aldatma… Kıskançlık, hem kıskananın hem de kıskanılanın hayatını zehir edebilir.

Araştırmalara göre, ara sıra yapılan kıskançlık, bir ilişkinin canlı kalmasını sağlayabilir, ancak rahatsız edici ve mantık dışı boyutlara ulaştığında, çok zarar verici olabilir.
Kıskançlığın etkilerini hafifletmek için yapılabilecekler var. İlişki psikoterapisti Paula Hall, kıskançlığın etkilerini azaltmanın sabır ve çaba gerektirdiğini söylüyor.

Tehdide tepki
Herkesin kıskanma nedenleri ve hissettikleri farklı. Psikolog Ayala Malach'a göre kıskançlık, 'var olan bir aşka, ilişkiye veya onun kalitesine yönelik tehdide bir tepki'. Gıpta ve hasetten farklı olarak hep bir kaybetme korkusu vardır. Kıskanan insan, birçok duyguyu aynı anda yaşar, aklından bin türlü düşünce geçer, bir sürü farklı davranış biçimleri sergiler.

Duygular
Acı, kızgınlık, kin, üzüntü, haset, keder, aşağılanma.

Düşünceler
İçerleme, suçlama, kendini rakiple kıyaslama, imajın sarsılmasından korkma, kendine acıma.

Davranışlar
Kendini bitkin hissetmek, titremek ve terlemek, sürekli soru sormak ve karşındakinden sürekli güvence istemek, saldırgan davranışlar, hatta şiddet.

Dozu kaçarsa
Kıskançlık dozunda olduğu sürece, var olan bir ilişkinin korunmasını bile sağlayabilir. Kişilere, sevgililerinin, eşlerinin çantada keklik olmadığını hatırlatır. Karşındakine emek vermeye, onun kendisini değerli hissetmesi için çaba göstermeye yöneltir. Üstelik duyguları güçlendirir, aşkın ateşlenmesini sağlar ve cinselliği daha ihtiraslı kılar. Ama bir de aşkın dozunda olmadığı durumlar var… Bu tarz kıskançlıklar gerginlik yaratır. Karşıdaki, kıskançlığa mahal vermemek için sürekli temkinli davranmak, tetikte olmak zorunda hisseder.

Neler yapmalı?
İlişki terapisti Paula Hall ve Ayala Malach, kıskançlıkla başa çıkmak için şu önerilerde bulunuyor:
- Onu neden kıskandığınızı düşünün. Gerçekten ilişkinize yönelik bir tehdit söz konusu mu? Sizin tavırlarınız ilişkinizi kötüleşmesine neden mi?
- Kendi kendinizi telkin edin. Kıskançlık belirtileri hissettiğinizde partnerinizin sizi sevdiğini, size bağlı olduğunu ve size saygı duyduğunu hatırlayın. Sevilmeye layık, hoş bir insan olduğunuzu ve ters giden bir şeylerin olmadığını söyleyin kendi kendinize.
- Partnerinizden güvence isteyin. Kıskançlıkla başa çıkmanın iyi bir yolu da partnerinizden güvence istemektir.

Eşiniz size göz açtırmıyorsa…
Olaya farklı bir açıdan yaklaşın. Kıskançlığın aşkın belirtisi olduğunu anımsayın. Hemen savunmaya geçmektense, onu anlamaya çalışın. Kendi davranışlarınızı gözden geçirin. Belirli davranışlarınızın partnerinizin sizi kıskanmasına neden olduğunu biliyorsanız, bu davranışlarınızı değiştirmeye çalışın. Verdiğiniz sözleri tutun, yapamayacağınız sözler vermeyin.
Onun güveninin gelişmesini sağlayın. Ona, onu ne kadar sevdiğinizi söylemek için her fırsatı değerlendirin. Onu neden sevdiğinizi anlatın.
Gelecek hayallerinizi paylaşın. Olmadı, bu konuyu konuşmayı deneyin. Yine sonuç yoksa birlikte psikologa gidin.

Kaynak: e-guzellik.net
 
Devamı...

Tırnak güzelliği için muhteşem öneriler

 
İlk bakışta güzel ve bakımlı görünen tırnakların altında hastalıklı ya da tedaviye muhtaç ellerin olabileceğini belirten uzmanlar, tedavisi çok da kolay olmayan tırnak hastalıklarının nedenleri ve yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.

Tırnaklar için beslenme önemli
Vücutta meydana gelen demir, çinko, folik asit ve B 12 vitaminlerinin eksikliği durumlarında tırnaklarda bir takım bozukluklar meydana gelmektedir. Tırnaklarda kırılma, kabalaşma, çatlama ve tabakalaşma gibi durumlara neden olabilen bu eksiklikleri gidermek için beslenmeye de dikkat etmek gerekmektedir.
Kırmızı et, süt ve süt ürünleriyle deniz ürünlerinin tırnak sağlığı için yenmesi şart. Fakat beslenmenin yeterli olmadığı durumlarda bu eksiklikleri karşılamak amacıyla vitamin takviyesi de yapmak gerekir.

El kremi kullanılmalı
Tırnağın yüzde 18'i sudan oluşmaktadır. Su yapısını dengelemek için de nemlendirici balsam türü krem ve solüsyonların kullanılması önerilmektedir. Ayrıca kişinin elini çok fazla deterjanla temas ettirmemesi de gerekmektedir.

Manikür pediküre dikkat
Tırnak hastalıklarının önüne geçmek için manikür ve pediküre de dikkat etmek gerekir. Çünkü tırnak hastalıklarının büyük bir çoğunluğu manikür ve pedikürden geçmektedir. Tırnak bakımını yaptırdığınız yerin hijyen kurallarına uyup uymadığını kontrol etmeniz ve mümkün olduğu kadar tırnaklarınızla oynamamanız gerekmektedir.

Oje enfeksiyon oluşumuna neden olur
Kozmetik ürünlerinin çok büyük bir kısmı cilde zarar vermektedir. Oje de bu ürünlerden biridir. Her ne kadar ojeler güzel bir görünüm sergileseler de; tırnağı havasız bırakır ve bazı enfeksiyonların oluşmasına fırsat tanır.

Beyaz noktaların vitamin eksikliğiyle ilgisi yok
Tırnakların üzerinde bazen beyaz noktacıklar görünebilir. Halk arasında vitamin eksikliği olarak değerlendiren bu durum tırnağın içerisine hava kabarcıklarının girmesiyle oluşur. Fakat bunun vitamin eksikliğiyle hiçbir ilgisi yoktur. Endişe edecek bir durum da oluşturmamaktadır.
Sadece görüntü itibariyle insanları tedirgin etmektedir. Hatta bazen tırnağın tamamen beyazladığı durumlar dahi olabilir. Fakat bu beyazlanmadan korkulmamalıdır, bu durumun da herhangi bir zararı yoktur.

Şeytan tırnağı deyip geçmeyin
Şeytan tırnağı kişinin yapısı ve tırnakla çok oynanmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Gerekli tedavi yapılmazsa mikrop kapıp dolamaya dahi dönüşebilir. Antibiyotik tedavisi ya da lokal anesteziyle steril bir şekilde kesilerek parmağa müdahale edilebilir.

İç hastalıkları tırnak bozulmalarına neden olabilir
Bazen iç organ hastalıklarında, romatizmal hastalıklarda, kalp, karaciğer ve akciğer hastalıklarında tırnaklarda bazı bozulmalar olabilir. Tırnağın bazen de genetik olarak küçük kalması ya da batık çıkması durumu söz konusudur.

Tedavisi en zor mantarlar tırnak mantarlarıdır
Tırnağı hastalandıran en önemli nedenlerin başında mantarlar gelmektedir. Tırnak hastalıklarının yüzde 60'ı mantarlardır. Tırnağın serbest kenarından girer. Islaklık, nemlilik, karanlık, kapalılık, dar ayakkabı, travma ya da sıkışmayla, başkasının ayakkabısını giymekle, ve manikür-pedikürde vücuda girmektedir. Şayet kişinin vücut direnci düşükse, şeker hastasıysa, uzun süre antibiyotik kullandıysa ya da kortizon kullanmışsa bu mikropların vücuda girmesine ortam hazırlar.
Bu mantarlar tırnakta kalınlaşma, kırılma, sararma ve çizgilenme yapar. Mantarların batması durumunda ise dolama oluşmaktadır. Bu tür mantarlar elden çok ayakta görülmektedir. Tedavisi en zor olan mantar, tırnak mantarlarıdır.
Sedef ya da sıkıntı hastalıklar da tırnak bozukluklarına neden olabilir. Bu durumda yüksük tırnak denilen noktacıklı bir görünüm ortaya çıkar, enine ya da boyuna çizgilenme, tırnak yatağının üzerinde kamburlaşma ve bombeleşme meydana gelebilir.

Sağlıklı tırnakların sırrı
Hem güzel görünümlü, hem de sağlıklı tırnaklara sahip olmak alınacak bazı önlemlerle mümkün. İşte sağlıklı tırnakların sırrı:
- Tırnakları kısa kesmek gerekmektedir.
- Manikür ve pediküre dikkat etmek şart
- Elleri ve ayakları nemli bırakmamak gerekir.
- Tırnak yemek enfeksiyonlara ortam hazırlar.
- Aşırı antibiyotik ve kortizon tüketimi tırnak yapısını bozar.
- Başkalarının terlik ya da ayakkabılarını giymek sakıncalıdır.
- Beslenmeye dikkat etmek, et, süt ve balık ürünlerinden tüketmek gerekmektedir.

Kaynak: e-guzellik.net
 
Devamı...

Kontrol delisi misiniz?

 
Etrafınızdaki her şeyi kontrol etmeye çalışıyor ve istediğiniz olmayınca mutsuzlaşıyorsanız kontrol delisi olma ihtimaliniz yüksek. İşte kontrol delisi olup olmadığınızı öğrenmek isteyenlerin merak ettiği soruların cevapları…

Psikoloji kaynaklı olan ve ingilizcede de "control freak olarak kullanılan "kontrol delisi", çoğunlukla etraflarında olan her şeyin ve herkesin nasıl olması gerektiğini ısrarcı bir şekilde dikte etmeye çalışan insanlar için kullanılan argo bir kelimedir. Bu kişiler diğer insanların hiçbir zaman kendileri kadar yeterli ve becerikli olamayacağına inanırlar ve bu yüzden de müdahalelerinin gerekli olduğunu, bu müdahalede bulunmazlarsa işlerin yanlış gideceğini düşünürler. Diğer insanların üzerinde sahip oldukları güç ve kontrolle kendilerini iyi hissederler. "Kontrol delisi" kelimesiyle etiketlenen bu insanlar çoğu zaman obsesif-kompulsif (saplantılı-zorlantılı) kişilik bozukluğunun özelliklerini gösterirler. Anadolu Sağlık Merkezi'nden Klinik Psikolog Aylin Sezer, kontrol saplantılı kişilikler ile ilgili soruları yanıtladı.

Kimseye iş emanet etmezler
Kontrol delisi insanlar, bir yerde diğer insanlara güvenmiyorlar. Kendilerini diğer insanlardan daha akıllı, daha mı üstün görüyorlar?
Hayat ve ilişkileri üzerinde saplantılı bir kontrol etme çabasında bulunan insanlar oldukça katı ve dogmatik bir düşünce yapısına sahiptirler. Tartışmaya izin vermezler, talepkarlardır ve işlerin tam olarak onların istediği şekilde yapılmasını isterler. Hata ve yanlışlara karşı da oldukça savunmasızlardır. Kendi yaptıkları en küçük bir hata bile onların hayatlarını ve kendilerini sorgulamalarına neden olur. Hayatlarında hataya izin vermedikleri için işlerini hep kendileri yapmaya çalışırlar. Diğer insanların onlar kadar becerikli olamayacağını düşünürler. Bu yüzden de kimseye iş emanet etmemeye çalışırlar. Bu da karşıdaki insana, ona güvenmediklerini hissettirir.

Sadece doğru olmak isterler
Klinik Psikoloji Profesörü Les Parrott, control freak'ler, herhangi bir şeyi sizin umursadığınızdan fazla umursayıp kendi istediklerinin olması için ısrarcı olmaktan vazgeçmeyenlerdir diyor. Yani bu insanlar için pek çok şeyi bizden daha fazla mı ciddiye alıyorlar?
Bu saplantılı kişilik özelliklerini gösteren insanlar oldukça inatçı ve talepkarlardır. Onlar için bir işi doğru yapmak her şeyden önemlidir. Doğru olmak, haklı çıkmak ve istediğini yaptırmanın verdiği, kontrolün elinde olduğu hissi onlara güç verir. Bu insanlar, siz bir hikaye anlatırken, bu hikayenin aslında hiç de önemli olmayan bir detayına takılıp, sadece doğru olmak için bezdirene kadar bu noktada takılıp kalır ve ısrarla size itiraz ederler.
Kontrol delisi olmak, psikolojik bir rahatsızlık mıdır?
Umutsuz bir şekilde kontrol sahibi olma arzusunda olan bu insanların çok dikkatli bir şekilde kurdukları, saplantılı bir kontrol mekanizmasıyla yönetilen bir dünyaları vardır. Saplantılı kişilik, bir kişilik bozukluğudur ve psikolojik bir rahatsızlıktır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken, bu kişinin kontrol etme ihtiyacının boyutu ve kendisi ve çevresine olan zararıdır.
Kontrol delisi diye tabir edilen insanlar, özellikle hangi konularda kontrolü ele almak istiyorlar? Evde, işte, arkadaşlıkta, aile hayatında nasıl davranıyorlar? Küçük örneklerle anlatabilir misiniz?
Kontrol saplantılı insanlar, bu özelliklerini hayatlarının her alanına yansıtırlar. Israrcı, katı ve eleştirel özellikleriyle tüm ilişkilerine yıkıcı zararlar verirler. Bu özeliklere sahip bir patron, çalışanlarından da mükemmel bir performans talep eder ve en küçük bir hatayı bile kabul etmez. Yine iş yaşamında, saplantılı bir şekilde her şeyi kontrol etmeye çalışan bir kişi, kendi düşünce ve kurallarına takılıp kaldığı için, olaylara geniş açıdan bakamaz, gerektiğinde esnek davranamaz ve işlerin akışını yavaşlatabilir.
İlişkilerde ise, kontrol saplantılı kişinin devamlı eleştiren, talepkar, katı ve yıkıcı tarzı, ilişkide olduğu kişilerin ondan uzaklaşmasına neden olur. Onun yanında yaşanan yetersizlik, beceriksizlik hisleri, devamlı eleştirilmek, onu kızdırmamak için her şeyi onun istediği gibi yapmaya çalışmak, birçok insan için oldukça yorucu ve yıpratıcıdır.

Çocuklarından çok fazla beklentisi olan aileler sebep olabilir
Neden insanlar kontrol delisi olurlar? Doğuştan gelen mi, yoksa sonradan, yaşananlar karşısında geliştirilen bir özellik midir?
Takıntılı kişilik özellikleri gösteren ve kontrol altında tutarak güçlendiğine inanan insanların çocukluklarına baktığımızda, çoğunlukla benzer yapıdaki anne ve babalar tarafından yetiştirildiklerini görüyoruz. Çocuklarından beklentileri çok yüksek olan, hata yapılmasına izin vermeyen, çocukların her hareketini kontrol altında tutmaya çalışan ailelerin çocukları, küçüklüklerinde bu beklentileri karşılamak, anne-babanın sevgi ve onayını kazanmak için uğraşıyorlar. Küçüklükte anne-babanın sevgisi, onayı için yapılan bu davranışlar yetişkin yaşamına gelindiğinde sorgulanmadan yapılmaya devam ediliyor.

Kontrol delisi olan insanlar, böyle olduklarının, çevrelerindekini rahatsız ettiklerinin farkında mıdırlar? Yoksa yaptıklarının normal olduğunu mu düşünürler?
Bu kişilik özelliklerini gösteren insanlar çoğu zaman karşılarındaki kişiyi rahatsız ettiklerini düşünmezler, hatta onlara iyilik yaptıklarını öne sürerler. Alternatif fikir ve gerçeklere kapalı oldukları için onlara mutluluk veren şeylerin diğer insanları da mutlu edeceğini düşünürler. Tek doğrunun kendi doğruları olduğunu ve diğer insanların da bu doğru çerçevesinde hareket etmesi gerektiğine inanırlar.
Kontrol delisi olan çok hastanız var mı? Sık karşılaşılan bir rahatsızlık mıdır? Genellikle hangi meslekten insanlar kontrol delisi oluyorlar, böyle bir ayrım var mı?
İnsanlar terapiye çoğu zaman hayatlarını kontrol edemediklerini, sürüklenmeye başladıklarını hissettikleri zaman gelirler. Kontrol saplantılı insanlar, hem kendi hem de başkalarının hayatlarını kontrol ettikleri için destek almaya gerek duymazlar. Bu tip kişilik özellikleri taşıyan insanları yardım almaya getiren iki neden vardır. Birincisi, artık bazı şeyleri kontrol edememeye başlamışlardır ve bu onlar için oldukça ağır bir kaygı yaratır. Ne yapsalar da kendi güçleri dışında bir gücün hayatlarını yönlendirdiğini hissettikleri zaman telaşa kapılırlar. Diğer bir sebep de ilişkilerinde sorun yaşamaya başlamalarıdır. Kontrolcü insanlar, çevrelerindeki insanlara karşı saldırgan, talepkar ve eleştiricidirler. Bu yüzden birçok insanı kendilerinden uzaklaştırırlar. Bu yalnızlığı fark ettiklerinde destek almaya gelebilirler.
Saplantılı kişilik özellikleri taşıyan insanlara her meslekte rastlanabilir. Çalışanlarını 30 dakikada bir telefonla kontrol eden, sürekli eleştiren üst düzey bir yönetici, oturma odasındaki koltuğun üzerinde duran yastıkların hepsinin aynı açıyla tek bir yöne bakmasını sağlayan bir ev kadını, ameliyathanedeki herkesin ve her eşyanın uygun yerlerinde olup olmadığını kontrol ettiği için bir türlü ameliyata başlayamayan bir doktor veya dosyalarını düzenlemekten ödev yapmaya başlayamayan bir öğrenci benzer özellikler gösterebilirler.
Pek çok yöneticinin kontrol delisi olduğunu görüyoruz. Bu, işin getirdiği bir sorumluluk mudur, yoksa üst düzeydekiler daha fazla mı kontrol delisi olurlar?
Kişinin sorumluluğu, ondan beklenen performans ve hata yaptığı zaman kaybedeceklerinin değeri ne kadar fazla ise, kişi işini o kadar mükemmel gerçekleştirmeye çalışır. Kendi çalışanlarından da aynı önemi ve dikkati göstermelerini bekler. Dolayısıyla onları daha fazla eleştirebilir, daha fazla kontrol etmeye çalışabilir ya da alternatif yöntemlerdense bildiği sağlam güvenli yollarda ısrarcı olabilir. Burada önemli olan kişinin sahip olduğu bu özelliklerin derecesidir. Sorumluluk alırken, hata yapmamaya, mükemmel performans göstermeye çalışırken, kişi kendi ve başkalarının hayatlarına zarar veriyorsa, bu tarzı onun sağlıklı bir şekilde çalışmasını, ilişki kurmasını engelliyorsa, bu noktada kişi yardım almalıdır.
Çevremizdeki kontrol delisi insanlarla nasıl başa çıkabiliriz?
Saplantılı kişilik özellikleri gösteren insanlarla yaşamak çok zordur. Devamlı eleştirilmek, kontrol edilmek, kısıtlanmak birçok insanı yıpratır. Bu kişiler, karşılarındaki insanın kişiliğini yok sayar ve ona kendi doğrularını yaptırmaya çalışırlar. Başka hiçbir alternatif düşünceyi kabul etmezler. Onları ikna etmeye çalışma mücadeleleriniz hep yenilgiyle sonuçlanır. Eğer hayatınızda sizi böyle kısıtlayan, ezen, kontrol etmeye çalışan bir insan varsa, yapılabilecek en iyi şey ona durumu hakkında düşünmesini sağlamak olacaktır. Israrcı olmadan, alternatif düşüncelerin de varolabileceğini, hata yapmanın doğal ve insan olmanın bir parçası olduğunu göstermek, kontrol edilen olarak yaşadığınız duyguları paylaşmak, onun da davranışlarını gözden geçirmesine yardımcı olabilir.

Kişileri kendi istekleri ve fikirleri doğrultusunda yönlendirir
Kontrollü biri olmak ve kontrol delisi olmak farklı şeyler değil mi?
Her insan hayatının kontrolünü elinde tutmak ister. Sürüklenmek istemez. Kendi kontrolü dışında gelişen olaylardan rahatsız olur. Kontrollü olmak, düşünerek, planlayarak hareket etmek bize güvenlik hissi sağlar. Fakat "kontrol delisi" olarak tabir edilen kişilik özelliklerine sahip insanların, saplantılı bir kontrol üzerine kurulmuş bir dünyaları vardır. Etraflarında olan olayları ve kişileri kendi istekleri ve fikirleri doğrultusunda yönlendirir ve bunun verdiği güçlülük hissi ile kendilerini iyi hissederler.

Son olarak; kontrol delisi insanlar bu alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemezler. Vazgeçebilmek için neler yapmalılar? Önerileriniz neler?
Bu kişiler, eğer bu özellikleri, yaptıkları davranışlar kendilerine veya başkalarına zarar vermeye başladıysa mutlaka bir uzmandan destek almalı. Çeşitli psikoterapi akımları, bu kişilere kontrol etme dürtüleriyle daha efektif bir şekilde başa çıkabilmeleri için yollar bulmalarında destek olurken, bazı durumlarda psikiyatrik ilaç tedavisi de gerekli görülebilir.

Kaynak: e-guzellik.net
Devamı...