Header Ads

Demir Madalyonun İki Yüzü


Demir, kanımızda oksijen taşıyan hemoglobinin yapıtaşıdır. Eksikliği hâlinde kansızlık meydana gelir bu durum, oldukça sık görülmektedir. Ancak, demirin faydası sadece oksijen taşımakla sınırlı değildir. Bağışıklık sisteminde, Enerji üretimde, vücut ısısının sağlanmasında, oksidatif stresin azaltılmasında görevi vardır. Ayrıca çocukluk çağındaki zihinsel ve fiziksel gelişimde çok önemlidir.Diğer yandan ihtiyaçtan fazla miktarda kana geçen demir zararlıdır. Damar sertliği, kalp krizi, kanser ve Alzheimer gibi hastalıklara yol açan olayları başlatabilir.

Demir en çok sakatatlar, yumurta sarısı ve kuru fasulye gibi baklagillerde bulunur. Ayrıca tavuk ve balık eti dahil bütün etlerde, kepekli buğday ununda, yulafta, yeşil sebzelerde, incir, ceviz ve fındıkta demir vardır. Süt, süt ürünleri ve yeşil olmayan sebzelerin çoğunda demir miktarı düşüktür.

Gıdalardaki demirin tamamı bağırsaktan emilmez, bir kısmı vücuttan atılır. Emilim oranı alınan besine göre değişmektedir. Kırmızı et başta olmak üzere, bütün etlerdeki demir, yüksek oranda emilir. Yumurta ve kuru baklagillerdeki demir de, diğer gıdalardaki demire göre daha fazla emilir.
Çay, kahve ve kakao içerisinde bulunan ve tanen adı verilen maddeler, yumurta, süt ve bitkisel gıdalardaki demirin emilmesini yarı yarıya azaltır. Bu içeceklerin yemekten en az 1 saat sonra içilmesinde fayda vardır. Çünkü mide yemeklerden yaklaşık 2 saat sonra tamamen boşalmaktadır. Diğer yandan C vitamini bakımından zengin besinler ise demir emilimini artırmaktadır.

Demir içeren ilaçlar bulantı-kusma, karın ağrısı, ishal ve kabızlık gibi gastrointestinal şikayetlere neden olabilir. Demirin yemekten sonra alınması bu şikayetleri azaltır, ancak aç karna alınan demir daha fazla emilmektedir. Bazı demir hapları mideyi geçip oniki parmak bağırsağında açılacak şekilde üretilmiştir. Bu haplar mide şikayeti olan hastalarda daha uygun olabilir. Demirin feçesi siyah renge boyadığı unutulmamalıdır, aksi halde bağırsak kanaması geçirdiğinizi düşünebilirsiniz. Demir gizli kan testini de bozabilir.

Demir içeren ilaçlar ile mide ağrısı için kullanılan antasid ilaçlar beraber alınmamalıdır. Bu ilaçlar demirin büyük bir kısmının emilmesini engeller. Tetrasiklin ve kinolon grubu antibiyotikler de, aynı zamanda alındıklarında, demir emilimini azaltır. Kalsiyumun demir emilimini etkileyip etkilemediği tartışılmakta olan bir konudur. Bu yüzden kalsiyum ve demir içeren hapların günün farklı zamanlarında alınması uygun olur.

Demirin vücuda injeksiyon ile verilmesi ciddi alerjik olaylara yol açabilir. Bu olaylar diğer ilaçlara göre, demir injeksiyonu ile daha sık bir oranda görülmektedir. Kansızlığı düzeltme hızı da ağızdan alınan demir formlarına göre daha fazla değildir. Bu yüzden bu tedavi sadece ağız yoluyla demir alamayan hastalar gibi seçilmiş hastalara uygulanır.

Anne sütünde demir miktarı düşüktür. Fakat emilim oranı yüksektir. Ayrıca doğumdan önce bebeğin vücudunda, adeta demir kıtlığına hazırlanır gibi, çok miktarda demir depolanır. Bu depolardaki demir ile birlikte anne sütünden kolayca emilen demir, ek gıdalara geçinceye kadar bebeğin ihtiyacını karşılar.

Vücudumuzdaki toplam demir, dört gram civarındadır. Bu miktarın yaklaşık % 65'i alyuvarlardaki Hemoglobinde bulunur. Demir ayrıca, iskelet ve kalp kasındaki Miyoglobin’in içinde bulunur. Bu protein hemoglobine benzer, hemoglobin gibi oksijen bağlar ve kaslar kasılırken oksijen ihtiyacının sağlanmasına yardımcı olur.

Demir, bazı enzimlerin yapısında da bulunur. Meselâ, hücre içindeki mitokondrilerde mevcuttur, enerji üretiminde görevi vardır. Vücut ısısının sağlanmasına da yardımcı olur. Ayrıca mitokondrilerde enerji üretimi sırasında “oksidatif stres”e yol açan maddeler açığa çıkar. Vücuda zararlı olan bu moleküller, antioksidan enzim sistemleriyle temizlenir. Ayrıca vücuda giren zararlı maddeler ve ilaçlar, karaciğerdeki enzimler tarafından temizlenmektedir. Bütün bu enzimlerin yapısında demir bulunur.

Demirin bağışıklık sisteminde de görevi vardır. Demir eksikliğinde bağışıklık sistemi hücrelerinin ve İnterferon gibi bağışıklık sisteminde görevi olan çeşitli proteinlerin üretimi azalır. Sonuçta enfeksiyon hastalıkları daha kolay oluşur.

Bedensel ve zihinsel gelişimde rol alan enzimlerin, hormonların ve moleküllerin yapısında da demir bulunur. Bu yüzden gelişme döneminde demir eksikliği olursa, sinir sistemi gelişmesi ve çalışmasında bozulmalar görülür. Demir eksikliği olan çocuklarda çevreye ilgisizlik, dikkati toplayamama ve neticede öğrenme kabiliyetinde azalma görülmektedir. Ayrıca; huzursuzluk, anksiyete ve depresyon gibi psikolojik bozukluklar da oluşabilir. Demirin hücre çoğalmasında da görevi olduğundan, eksikliğinde büyüme geriliği de görülür. Demir eksikliği olan erişkinlerde ise, fiziksel performans azalmaktadır.

Bunca olmazsa olmaz görevlerine rağmen demirin zararlı etkileri de vardır. Serbest haldeki demir hücrelerin yapısına zarar verir. Protein ve moleküllere bağlı olmayan demir “oksidatif stres”e yol açan maddelerin oluşmasına sebep olur. Bu maddeler, hücrelere zarar verir. Bu da, kanser, damar sertliği, kalp krizi ve Alzheimer gibi hastalıklara yol açan olayları başlatabilir. Bu yüzden vücutta demiri bağlayan ve çevresine zarar vermesini engelleyen proteinler vardır. Meselâ demir, kanda Transferrin adı verilen bir proteinle taşınırken, Ferritin adı verilen bir proteinle de depolanır. Bir şekilde vücutta demir miktarı arttığında veya demiri bağlayan proteinler yetersiz olduğunda demir serbest hale gelir ve zarar vermeye başlar.

Demirin vücutta birikmesine hemosideroz, bu durumun daha ağır hâline de hemokromatoz adı verilir. Bu rahatsızlıklarda başta karaciğer olmak üzere çeşitli organların yapısı bozulur. Örneğin, karaciğerin zarar görmesinden siroz, pankreas bezinin zarar görmesinden şeker hastalığı ortaya çıkar. Kalp yetmezliği oluşabilir. Eklemler şişebilir.

İhtiyaç fazlası demirin bu zararlarından dolayı, bağırsaklardan emilimi kontrole tâbidir. Şöyle ki, normal bir diyetle alınan demirin ancak ihtiyaç kadarı emilerek kana geçmekte ve geri kalanı dışarı atılmaktadır. Vücudun ihtiyacı fazla ise, emilen miktar da artırılmaktadır. Emilecek miktarın ayarlanmasında karaciğerde üretilen “Hepsidin” hormonu görevlidir. Demir ihtiyacı fazla ise, hepsidin az miktarda, az ise fazla miktarda üretilmektedir.

Bağırsaktaki kontrol mekanizmasının bozulduğu hastalıklarda demir vücutta zamanla birikir ve hemosideroza yol açar. Ayrıca fazla miktarda demir injeksiyonu da hemosideroza neden olur. Hatta ağız yoluyla alınan demir ilaçlarıyla (doz fazla olursa) da hemosideroz meydana gelebilmektedir. Çünkü bu ilaçlar ile alınan demir, bağırsağın bir bölgesinden kontrole tâbi olmadan emilmektedir.

Ayrıca demir ilaçlarının kazayla aşırı dozda alınması ölümcül zehirlenmelere yol açabilir. Alınan doza göre, kusma, karın ağrısı, kanlı ishal, karaciğer hasarı, kan basıncında şiddetli düşme, sara, koma ve ölüm meydana gelir. Demir zehirlenmesi özellikle annelerinin demir haplarını yutan çocuklarda görülmektedir.

Prof Dr. Hasan Basri Ulusoy
“Hapı Yutmayalım” kitabının yazarı

Hiç yorum yok

Diyet | Kadınca | Zayıflama | Spor | Sağlık | Güzellik | Yaşam | Moda | Cinsel Sağlık | Haber | Teknoloji